‘Mum’cu yolumuzu aydınlatıyor

20 yıl önce öldürülen Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu için Bolu’da gerçekleştirilen anma törenine yüzlerce kişi katıldı. Uğur Mumcu parkında yapılan anma törenindeki konuşmalarda Mumcu’nun hayatını...

‘Mum’cu yolumuzu aydınlatıyor

20 yıl önce öldürülen Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu için Bolu’da gerçekleştirilen anma törenine yüzlerce kişi katıldı. Uğur Mumcu parkında yapılan anma törenindeki konuşmalarda Mumcu’nun hayatını Türkiye’nin bağımsızlığına ve aydınlatılmasına adadığına dikkat çekildi. Daha sonra katılımcılar Mumcunun posterine karanfil bıraktılar.

Araştırmacı gazeteciliğin efsanevi ismi Uğur Mumcu ölümünün 20.yıldönümünde Bolu’da da anıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan anma töreni Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğretim üyesi Murat Uçar’ın yaptığı konuşmayla devam etti. Mumcu’nun Bundan tam 20 yıl önce, 24 Ocak 1993 tarihinde düzenlenen bir saldırı neticesinde yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Uçar; O zamandan bugüne olayın gerçek faillerine dokunulmadı, olay gerçek anlamıyla aydınlatılmadı. Tıpkı, Musa Anter, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu, Hrant Dink ve sayısız cinayette olduğu gibi, Uğur Mumcu cinayetinin de üzeri örtüldü. Mumcu’nun yaşamını yitirdiği 1990’lı yıllar, bu ülkenin ilerici, yurtsever, demokrat, devrimci güçlerine yönelik geniş kapsamlı bir saldırı dalgasına şahit olduğumuz, ülkenin kopkoyu bir karanlığa gömülmesinin hedeflendiği yıllardı. Türkiye’de 90’lar,  12 Eylül darbesinin etkilerinden yavaş yavaş sıyrılmaya çalışan toplumsal muhalefetin şiddet yoluyla susturulmak istendiği, dergilerin, kitapların toplatıldığı, gazete bürolarının bombalandığı, gazetecilerin katledildiği yıllardı.1990’lar Türkiye’sinde toplumsal muhalefetin her kesiminden sayısız insan yargısız infazlarda öldürüldü, gözaltında kaybedildi, cezaevlerine atıldı, işkencelere maruz kaldı.” Şeklinde konuştu.

 

Yok, etmek istedikleri, savunduğu fikirlerdi

 

“Uğur Mumcu 90’lar karanlığına kurban verdiğimiz aydınlarımızdan biriydi” diyen Murat Uçar; “Hayatını Türkiye’nin bağımsızlığına, aydınlanmasına adamış, safını emeğin, bilimin, aklın safı olarak seçmişti. Mumcu’yu öldürenler, onun şahsında bağımsızlığı, aydınlanmayı, emeği, bilimi, aklı hedef almışlardı aslında. Yok, etmek istedikleri, Mumcu’nun bedeninin ötesinde, onun savunduğu fikirlerdi, Evet, katiller fikirleri öldürmek istemişlerdi. Sadece bu da değil, katiller toplumsal bilincimizi, aklımızı, hafızamızı hedef tahtasına koymuşlardı. Bunun için de işe aydınlardan başlamışlardı, onun için tıpkı diğer aydınlar gibi Mumcu’yu hedef seçmişlerdi. Mumcu’nun ölümünün üzerinden tam yirmi yıl geçti. Bugün de bağımsızlığa, aydınlanmaya, emeğe, bilime, akla yönelik saldırı devam ediyor; ancak yöntemler değişmiş durumda. Artık muhalifleri faili meçhul cinayetlerle değil, sahte delillerle, virüslü maillerle, iddianamelerle, duruşmalarla, davalarla susturmak istiyorlar. Her muhalifi “terörist” olarak damgalıyorlar. Tutukluluk sürelerini bir cezaya çeviriyorlar, tutuklu yargılama adı altında insanları yıllarca cezaevinde tutuyorlar.”Biçiminde konuştu.

 

Baskının ve sömürünün biçimi değişse de içeriği değişmedi

 

Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğretim üyesi Murat Uçar sözlerini şu şekilde devam etti.;İleri demokrasi”yle yönetildiğimizin iddia edildiği 2013 Türkiye’sinde halen cezaevlerinde sayısız siyasi mahkûm, gazeteci, öğrenci ve akademisyen bulunuyor. Daha bundan üç beş gün önce hukukun yüz akı olan Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi dokuz avukat, “terörist” oldukları gerekçesiyle cezaevine konuldu, en temel insan haklarından biri olan savunma hakkı gasp edildi, savunma makamı hedef tahtasına oturtuldu. Tüm bunlar yaşanırken Mumcu davası da tıpkı diğer siyasi davalar gibi zamanaşımına uğratılmak istendi. Çıkan karar, arabasının enkazının Mumcu’nun ailesine verilmesiydi. Mumcu’nun çocukları Özgür ve Özge Mumcu ise olanca hayal kırıklıklarıyla sadece “Teşekkürler Türkiye” diyebildiler bu karar karşısında. Mumcu’nun öldürülmesinin üzerinden tam yirmi yıl geçti. Bu yirmi yıllık sürede baskının ve sömürünün biçimi değişse de içeriği değişmedi.

 

Kardeşliğin Türkiye’sini mücadeleyle kuracağız

 

 

Uçar sözlerini şu şekilde tamamladı; “Türkiye, gazetecilerin, aydınların, akademisyenlerin öğrencilerin cezaevlerine doldurulduğu, dışarıda kalanların da her an tutuklanabilecekleri, işçilerin iş cinayetlerinde, kadınların namus cinayetlerinde öldürüldükleri, komşu bir ülkeye karşı savaş ilan etmek üzere olan, taşeronluk rolüne soyunan, topraklarında şeriatçı katilleri besleyen, sınırlarına NATO füzelerinin ve NATO askerlerinin yerleştirildiği bir ülke haline geldi. 2013 Türkiye’sinde Mumcu’ya ve katledilen diğer bütün aydınlarımıza sahip çıkmanın yolu, böyle bir Türkiye tablosuna karşı mücadele etmekten, eşitliği, özgürlüğü ve barışı savunmaktan geçiyor. Ya eşitliğin, özgürlüğün ve kardeşliğin Türkiye’sini hep beraber, emekle, dayanışmayla, mücadeleyle kuracağız ya da aydınlarımızı katletmeye devam edecekler. Unutmayalım, üçüncü bir seçeneğimiz yok.” Daha sonra katılımcılar Mumcunun posterine karanfil bıraktılar.

 

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128