ODA DİĞERLERİ KADAR DEĞERLİ !

Onur Ustaoğlu'nun Kaleminden Konuşan Yazı...

ODA DİĞERLERİ KADAR DEĞERLİ !

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Köpek yavruları satan bir mağazadan içeri küçük bir çocuk girdi ve mağaza sahibine sordu: Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz? Mağaza sahibi: 150 lirayla 250 lira arası değişiyor diye cevap verdi. Çocuk: benim 10 lira 75 kuruşum var dedi ve ekledi acaba yavrulara bir bakabilir miyim? Mağaza sahibi gülümseyerek elbette dedi ve bir ıslık çaldı

Mağazanın öbür ucundaki kulübeden çıkan 5 tane köpek yavrusu koşarak geldi. Ancak biri geride kaldı. Küçük çocuk yürümekte güçlük çeken yavruyu işaret edip sordu: bunun nesi var? Mağaza sahibi onun kalça çıkığı var. Bu demek oluyor ki hiçbir zaman diğerleri gibi yürüyemeyecek ve koşamayacak. Küçük çocuk bunları duyunca heyecanlandı. Mağaza sahibine ben bu yavruyu satın almak istiyorum dedi.

Mağaza sahibi: Hayır, o yavruyu satın alman gerekmiyor. Ama eğer gerçekten istiyorsan o yavruyu sana hiç para almadan veririm dedi. Bu sözler üzerine küçük çocuk sinirlendi mağaza sahibine sinirli gözlerle dik dik bakarak. Onu bana vermenizi istemiyorum. O da diğer yavrular kadar değerli ve ben değerini tam olarak vereceğim dedi.

Cebindeki 10 lira 75 kuruşu çıkardı mağaza sahibin uzattı. Şimdilik yanımda bu kadar var. Geriye kalanını her ay 5 lira şeklinde ödeyerek tamamlayacağım dedi. Mağaza sahibi çocuğu ikna etmeye çalıştı. Bu köpeği gerçekten satın almak isteyeceğini sanmıyorum. Bu yavru hiçbir zaman diğer yavrular gibi koşup zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak onu almak istediğinden emin misin?

Mağaza sahibinin bu konuşmasından sonra küçük çocuk afifçe eğildi pantolonunu sıvadı ve büyük bir metal ayakkabıyla desteklediği bacağını mağaza sahibine gösterip tatlı bir sesle: Bakın ben de çok iyi koşamıyorum. Bence bu yavrunun kendisini anlayacak ve değerini bilecek sahibe ve bir arkadaşa ihtiyacı var dedi.

Evet, bu güzel ve düşündüren yastık altı hikâyesiyle başlamak istedim. Çünkü çok doğru ve güzel bir şey anlatıyor. Düşünürseniz ve etrafınızı gözlemlerseniz engellenenlere ve özel gereksinimli insanlara bakış açısının öyküde anlatılana benzer olduğunu görürsünüz. Şimdi böyle deyince kızanlar olabilir böyle diyenlere “ birini en son ne zaman anlamak için çaba sarf ettiniz sorusunu sormak isterim ?”

Bir insanı ya da bir canlıyı anlamaya çalışmak aslında değer vermektir. Günümüz maalesef hızlı yaşamaktan çoğu zaman birbirimizi anlamaya fırsatımız olmuyor. Bazen burnumuzun ucunu bile görmüyoruz.  Birçok şeyi anlamadan yaşadığımız için değerini bilmiyoruz. Zaten bence tüm sorunlar bundan oluyor.

Mesela söylesenize yollardaki fiziksel engellerin kaçınız farkında, her gün 50 defa geçtiğiniz yol özgür bir yol mu? Yoksa engelli bir yol mu? İş yeriniz özgür bir yer mi? yoksa engelli bir yer mi? Bunların öyküyle ne alakası var demeyin. Bunlara dikkat edersek her sokağı, her caddeyi, her iş yerini, tüm insanların girebileceği gibi inşa edersek özgür sokakları ve mekânları artırırsak, İnsanlara verdiğimiz değer ve duyarlılığımız ortaya çıkar.

Bakın arkadaşlar insanları ve diğer canlıları ne olur değersiz bir eşyaymış gibi davranmayalım. Öyküde olduğu gibi bu yürüyemiyor bu koşamıyor ne bileyim bunun kaşı değişik bunun gözü değişik diye bakmayalım. Niçin neden gibi soruları da boş verelim engellenen insanlar ya da canlılar için ne yapabiliriz. Onların hayatını nasıl daha özgürleştirebiliriz diye düşünelim en önemlisi onları anlamaya çalışalım. Ben inanıyorum eğer birbirimizi yeterince anlarsak karşımızdakine yeterli değeri vermiş oluruz. Böylece de engel dediğimiz şeyleri ortadan kaldırırız daha özgür bir dünyada yaşarız.

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konuşan yazılar…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128

banner124