gaziantep türbanlı escort

izmir escort takipci satin al izmir escort pendikescort

Onur Ustaoğlu’ndan özel söyleşi

Gazetemiz köşe yazarlarından Onur Ustaoğlu, Avukat Eda Arslan Karakış ile yaptığı söyleşide engelli bireylerin günlük hayatta karşılaştığı sorunlara değindi.

Onur Ustaoğlu’ndan özel söyleşi

Haber: Ceylan Beykoz

Gazetemiz köşe yazarlarından Onur Ustaoğlu’nun Avukat Eda Arslan Karakış ile yaptığı söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz:



Onur Ustaoğlu: 3 Aralık Dünya engelliler günü ve haftası nedeniyle bu gün benim için çok değerli ve çok yetenekli bir avukat hanımla beraber bir sohbet gerçekleştireceğiz. Ancak birbirimizi çok iyi tanıdığımız ve bir o kadarda yakın olduğumuz için aslında günlük sohbetlerimizden birini yapacağız bu yüzden eğer bir hatamız olursa şimdiden özür dilerim umarım okurken sizde bizim kadar keyif ve bilgi alırsınız…

Eda ben seni tanıyorum ama okuyucularımız için kendinizi biraz tanıtır mısınız?

Eda Arslan Karakış: Tabi ki Ben Eda Arslan Karakış Bolu doğumluyum. Çankaya üniversitesi hukuk fakültesi mezunuyum, Mezun olduktan sonra stajımın bir kısmını Ankara’da bir kısmını Bolu’da tamamladım. Sonra Bolu’da kendi Avukatlık ofisimi açtım. Aktif olarak avukatlık yapıyorum ve şu anda bir kız çocuğu annesiyim bir yandan da onunla ilgileniyorum. İşte öyle koşturuyorum.

Onur: Kaç yıldır avukatlık yapıyorsun?

Eda: 2011 yılında Avukatlık ruhsatımı aldım ve aktif olarak serbest çalışmaya 2012 Nisan ayında kendi ofisimi açarak başladım.

Onur: Ofisin adı ne?

Eda: Ofisimizin adı: Arslan Hukuk Bürosu. 



Onur: Sevgili Eda sen benim yıllardır resmen avukatımsın. İşi resmiyete dökerken, Sana vekâlet vermek için Notere başvurduğumda değim yerindeyse Bolu’da noter noter dolaşmak zorunda kaldım. 18 yaşından büyük olmama ve zihinsen olarak kendi kararlarımı kendim alabilme yeteneğim olmasına rağmen bazı noterler vasi istedi. Yani benim imzamı kabul etmedi. Ben özgür bir birey değil miyim, başıma bir şey gelirse Eda Aslan Karakışın beni temsil etmesini istiyorum. Bunu istemek benim kanuni hakkım değil mi? Niye sadece yürüyemiyorum diye benim imzam bu tür işlerde sayılmıyor?

Eda: Evet, seninle noterle ilgili bir sorun yaşamıştık. Aslında zihinsel Engelli, “Bu arada engelli kelimesini kullanmak istemiyorum. Özel gereksinimli tanımını kullanmak daha doğru olur ama ne yazık ki yasalarımızda hep engelli diye tanımlanıyor. Bizde artık okuya okuya dil alışkanlığı oluyor.” Yaşadığımız sorunda sanıyorum noterin bir hatası vardı. Ancak tabi ki zihinsen engeli olan insanların vasi atamasının yapılması lazım “ Yoksa sen benden bile zekisin!“

Onur: Teşekkür ederim.

Eda: Yani olayda noterin hatası var. Ancak zihinsen engeli olan insanlara vasi ataması ile birlikte Noterde işlem yapmaları gerekiyor!

Onur: Buradan Noterlerimizi bu konuda uyarmış olalım. Bu konularda biraz daha duyarlı davranmalarını rica edelim!



Onur: Peki, Eda “Sence ülkemizde engellenen insanlar yasalarla belirlenen haklarının farkında mı? “

Eda: Bence tam olarak farkında değiller bilmiyorlar ben dün bu konuyla ilgili bir sunum gerçekleştirdim. Birçok konuda aslında pozitif olarak verilmiş haklarda var. Devlet maddi ve manevi anlamda engelli vatandaşları koruyor. Bir takım şeylerde indirimleri var. Mesela en basitinden Su indirimi, kullandıkları suda indirim, sonra Digitürk, Dsımart gibi dijital platformlarda indirim, sonra internet servis sağlayıcıların ve telefon şirketlerinin yaptığı indirimler gibi,

Onur: Evet, ben saydıklarından internet ve telefon indirimini ve dijital platformlardaki indirimlerden yararlanıyorum.

Eda: İşte sen bilinçli birisin hatta bizden de bilinçlisin. Ama mesela benim dün yaptığım sunumda bunlar çok basit aslında hayatın içinde olan şeyler gündelik kullandığımız şeyler olmasına rağmen insanların bu konuda yeterince bilinçli olmadığını fark ettim. Bu yüzden bilinç düzeyinin çokta fazla olduğunu düşünmüyorum. Belki birkaç kişidir sosyokültürel açıdan bulların farkında olanlar   



Onur: Bir engellenen olarak çoğu zaman yasalarda ve uygulamalarda engellenen insanların birey olarak kabul edilmediğini düşünüyorum. Mesela Engelli maaşı diye bir şey var. o maaşı vermek için yasalar bize birey olarak bakmıyor. Ailemizin gelirine bakılıyor.   Bana ne annemin, babamın, kardeşimin, eşimin ya da sevgilimin maddi kazancından o maaş benimse bende sağlıklı karar alabiliyorsam. “Yasaların beni birey olarak görüp o paranın direk bana verisi gerekmez mi ?*

Eda: Şimdi sen çok akılı bir bireysin hep dediğim gibi bizden bile zekisin ama ne yazık ki herkes senin kadar bilinçli ve zeki değil. Birde zihinsel engeli olan vatandaşlarımız var bireylerimiz var. Onların bankaya gidip maaşı çekmesi zor parayı yönetmeleri zor olduğu için maaşları aileleri alıyor.  Evet, bunun içinde ailelerin ekonomik durumuna bakılıyor. 18 yaşını doldurmuş bireylerin yaşadığı haneye giren gelirin kişi başına asgari ücretin üçte birini geçmemesi gerekiyor diye hatırlıyorum. Yine evde bakım maaşını da alabilmesi için hane gelirinin asgari ücrette kişi başına üçte ikisinden az olması ve anne babanın sigortasız çalışması gerekiyor diye hatırlıyorum

Onur: Tamamda bizleri yasalarda birey olarak kabul etmiyorlar mesela beni bile birey olarak kabul etmiyorlar.

Eda: O genel bir düzenleme genel bir çerçeve çizilmek zorunda hani kişiye özel uygulamalar olabilir mi? Evet olsa güzel olur ama bunu kim belirleyecek o yüzden kanun koyucuda genel bir belirleme standardı koymak zorunda.



Onur: Bu ülkede Ayrımcılık bir suç ama yasalarda bile engelli deyip insanları bir anda ayrıştırıyoruz. buna bazıları pozitif ayrımcılık diyorlar. Ancak bakarsan engelli diye tanımladığımız varlıklarda İnsandır ve yine insanların dünyayı oluştururken yaptıkları ya da yapmadıkları yüzünden engellenirler. Bu mantıkla gidersek “engellenen varsa, mutlaka onu engelleyende vardır.” Belki psikolojik bir şey ama bizleri tanımlarken Engelli yerine Önce insan sonra illa bir tanımlama yapılacaksa Engellenenler diye tanımlasalar. Daha az ayrımcılık olur gibi geliyor. Çünkü Engelli deyince ayrımcılığı baştan kabul etmiş olmuyor muyuz?

Eda: Evet, aslında biz bireylere engelli diyerek engel koyuyoruz. Kanunlarda Özel gereksinimi olan insanlar yada bireyler olarak tanımlana bilir. Ancak ülkemiz bu konuda çok büyük kademeler çok büyük aşamalar kaydetti. Yakında bununda düzeleceğini düşünüyorum. Tabi ki engelli denmesi engel konulan anlamına geliyor. Bence de bir ayrımcılık. Konunun başında da anlatmaya çalıştım. Kanunlarda ve yazılı metinlerde, sözleşmelerde engelli dendiği için bende hep o şekilde konuşuyorum ama aslında özel gereksinimli bireyler denmesi gerekli diye düşünüyorum  



Onur: Bazı meslekler vardır gizlilik esastır. Bu mesleklerden biride bence senin mesleğin yani avukatlık çünkü her şeyden önce güvenmemiz gerekli ve teke tek iletişim kurabilmeliyiz. Bu anlamda çevremizde duyma ve konuşma yeteneğini kaybetmiş yani iletişim problem olur diye avukata gitmeye bir şeyle anlatmaya ve sormaya çekinen arkadaşlarımız var. Böyle çekinen arkadaşlarımıza ne söylemek istersin?

Eda: Evet, Avukatlık gizlilik esasına dayalı bir meslek avukatla iletişim kurmak, illaki bir şekilde iletişim kurarız. Bu konuda hiç kimsenin korkmaması çekinmemesi gerektiğini düşünüyorum. Avukat meslektaşlarımızda bu konuda çok duyarlı

Onur: Yıllardır seninle iletişimim kurduysam herkesle iletişim kurarım desene “ Beni en iyi anlayan kişilerden birisin “

Eda: Evet ya bir şekilde illaki iletişim kurabiliriz onun için hiç korkmasınlar.



Onur: Beraber katıldığımız bir arkadaş toplantısında beni hiç tanımayan birine anlatırken “ Onur’u tanıdıktan ve onunla birlikte bir şeyler yapmaya başladıktan sonra hiç fark etmediğim bazı şeyleri görmeye başladım demiştin. “ Onur: Açıkçası bu beni çok mutlu etti. Peki, bu anlamda bir avukat olarak yasalarda fark ettiğin ve şu değişse engellenenler için daha iyi olur dediğin bir şeyler var mı?

Eda: Tabi ki fark ettiğim birçok şey var. Öncelikle yasalarımızdaki “ Engelli “ tanımı değişerek Özel Gereksinim gereken bireyler diye tanımlanırsa daha iyi olur. Çünkü Biraz önce de söylediğimiz gibi ‘ Engelli “ diterek aslında insanları baştan biz engelliyoruz! Birde ağır engelli bireylerin yakınlarının da genel sağlık sigortasından yararlanırlarsa uygulamanın daha iyi olacağını düşünüyorum.



Onur: Bir avukat olarak aslında işin çok zor ve ciddi bir iş ancak ben birazda insanları gülümsetelim istiyorum. burada  bizimle paylaşa bileceğiniz işinizi yaparken yaşadığınız bizleri tebessüm ettirecek bir anınız var mı ?  

Eda: Şöyle bir şey olmuştu çok gülmüştük hakimle birlikte “Yaşlı bir teyze tanık olarak dinlenecek. Hakim soruyor şu senin neyin oluyor diye. Teyzede Efendim diyor. ‘Efendim eski dilde benim eşim anlamında’ hakim de Efendim kelimesini “Ne dedin anlamında anladı ‘ tekrar sordu. Teyze şu senin neyin oluyor? Teyze Efendim Oluyor deyince baya gülmüştük. “ Burada aslında hakim teyzenin o samimi sıcak tavrını çok sevmişti ve bize de eski kadınlar eski insanlar böyle saygılı oluyor demişti. Öyle tatlı bir tebessüm bırakmıştı bizde.



Onur: Evet, yavaş yavaş bu keyifli sohbetin sonuna geliyoruz. Benimle ilgili her şeyi bildiğiniz için bu soruyu biraz çekinerek soruyorum. Gülme öyle. Son olarak söyle bakalım “Bana ve okuyucularımıza söylemek istediğin bir şey var mı? Bak benim hakkımda ne söylersen yazacağım…  

Eda: Seninle ilgili ne desem ???  Çok özel bir bireysin. farkındalığı çok yüksek bir bireysin. Ayrıca çok çok yeteneklisin! Mesela ben bilgisayar konularında hiç yetenekli değilim. slayt hazırlamak konusunda senden yardım istiyorum. Bilgisayar bozulunca ya da bilgisayarda bir şeye takılınca senden yardım istiyorum. İyi ki varsın işte böyle özel bir kişiliksin. Bu güzel sohbet için teşekkür ediyorum.

Onur: Ne desem? Deyince biraz korktum. Şaka şaka güzel sözlerin için teşekkürler ayrıca sende benim için çok değirilsin dediğim gibi beni en iyi anlayan ve tanıyan kişilerden birisin. Bu güzel sohbette eşlik ettiğin için teşekkürler iyi ki varsın…

Güncelleme Tarihi: 03 Aralık 2019, 11:53

Esra Perçin

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner133