Oran: “Başkanlık krizi“

CHP Eski Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Oran ülkenin bir başkanlık kaosuna tutulduğunu belirtti.

Oran: “Başkanlık krizi“
HABERİN GALERİSİ
Oran:

Oran:

Haber: Kasım Şahin

Umut Oran, gazetemize yaptığı özel ziyarette başkanlık sistemi ve Türkiye'nin gidişatı hakkında açıklamalarda bulundu. Oran ülkede bir başkanlık krizinin ortaya çıktığını belirterek "Şunu söyleyeyim siyaset ve siyasetçinin en öncelikli görevi halkın can ve mal güvenliğini korumaktır. Bu güvenlik ise şu anda inanılmaz bir tehdit altında. Dünya üzerinde ne kadar terör örgütü varsa şu anda bizim ülkemize saldırmakta. Ne kadar halk ve insanlık düşmanı terör örgütü varsa hepsi ile bir uğraşıyoruz. Bu gün ise 80 milyon vatandaşımızın can ve mal güvenliği yok ve bu berbat bir durum. Aynı zamanda hükümet şu anda vatandaşların haklarını koruyamamaktadır. Çözüm bekleyen bir çok sorun var. İşsizlikten teröre kadar inanılmaz bir sorun dağı olmuş. Mehmetçiğimiz, polislerimiz şehit olurken böyle bir gündem yaratmak cidden çok büyük bir yanlış karardır. Ülkemiz bu kararların karşılığında zararda görecektir. Bu toplumu bölen ve ayrıştıran bir gündem. Toplumumuzun bu olaylar karşısında birlik ve beraberlik içinde bulunması gerekirken şimdi evet ve hayır olarak bölünmüş durumdayız.Ülkemizde bir başkanlık kaosu yaşıyoruz. Buna başkanlık krizi de diyebiliriz. Zaten bölünmüş olan bir ülkeyi daha da bölebiliriz. Çok kritik bir durum. Aynı zamanda hala devam etmekte olan bir 15 Temmuz FETÖ soruşturmaları var. Hala siyasi ayağı ve ulular arası iş birlikçileri bilinmemekte. Ülkemizde hala OHAL devam etmekte. Böyle zincirleme giden bir olay örgümüz var. Yurt dışında başkanlarla konuştuğumuzda onların görüşünde de OHAL olan bir ülkede referandum ve siyasi çalışmalar yapılmamalı. Dışarıdan bakılınca bu ülke hala anlaşılamayan durumlarda var. Bir sene önce bir çok vaatle ve seçimle gelen bir başbakan görevinden alınıp yerine bir başka bir başbakan atılıyor. Bu olayların anlaşılır bir tarafı yok. Bunun demokrasi ile bir alakası olamaz. Bu demokrasi değildir. Şu anda ki durumda da atanan başbakan çözüm üretmesi gerekirken bir anlamda vatandaşı tehdit ediyor. Başkanlık gelmezse Türkiye bölünür, işsizlik artar eğer gelirse bunların hepsi baharda çözülür. Bu o çok garip bir durum. Bir yandan bu işlerin çözülebileceğini söylüyor diğer yandan ise ben bu işi yapamıyorum diyor. Aynı zamanda 95 yıllık cumhuriyetin en önemli makamlarından birini yok ediyor. Dolayısı ile ülkemiz hakikaten olağanüstü bir durumdan geçiyor. Bunun adı başkanlık krizi. Bu yolunda artık dönüşü yok. Meclis millete rağmen geri dönüşü yok. Zorlama ile baskı aldı ama sonuç olarak bu karar alındı. Şimdi artık söz millette. Bu karar milletten dönecektir ve millet demokrasiye sahip çıkacaktır. Benim inancım şu yönde kazanan cumhuriyet olacaktır. Çünkü vatandaşlarla yapmış olduğum görüşmelerde siyasi görüş fark etmeksizin bu süreci sağlıklı görmüyorlar. Ülkeyi yasaya ve anayasaya fiili başkan gibi yöneten bir cumhurbaşkanı var ama aynı zamanda sorunlarda devam ediyor. İkincisi ise herkes diyor ki nedir bu koltuk sevdası. Mesela Niğde'de bir grupla olan konuşmamdan geçen bir konu var. Bize çay ikram ettiler ve sohbet ettiler. Dedikleri ise 'Yıllardır Ak Parti'ye oy veriyoruz. Recep Tayyip Erdoğan'a destek oluyoruz. Fakat ülke şu an böyle yangın  yeriyken bu seçimin olması doğru mu? Türkiye'nin her tarafı cayır cayır yanarken iktidar bunu söndüreceğine yangını körüklüyor. Başkanlık kararı alınıyor. Aynı zamanda onu baş tacı yaptık. Bunun sonu nereye gidiyor.' Bu sadece hırs ve ihtiras başka bir şey değil."

 

"Sürekli bir koalisyon kuruluyor"

Oran, açıklamalarında Ak Parti'nin çıktığı yolda sürekli koalisyonlar kurup sonrada ortaklarını hain ilan ettiğini vurgulayarak "Ak Parti demek Recep Tayyip Erdoğan demek. İkisi de birbiri ile bütünleşmiş durumda. Baktığımızda ise Ak Parti ile yola çıktığı dava arkadaşları şu an yanında değil. Süleyman Soylu, Numan Kurtuluş şu an onun yanında değil. Şu anda da böyle bir görüntü sergileniyor. Ak Parti'ye 15 yıllık iktidar baktığımızda sürekli bir koalisyon kuruluyor. Bu ortaklarını daha sonrasında ise suçlu vatan haini ilan ediyor. Baktığımızda liberallere yanaştılar sonrasında suçladılar. Biz demokratız diyip aydınları kandırdılar sonrasında. Ardından çözüm süreci oldu ve sonrasında yine aynısını yaptılar. Cemaatle kol kola yürüdüler her şeyi yaptılar şimdi onları da düşman ilan ettiler. Bu süreçte ise ortakları MHP, bakalım ilerde ne olacak" ifadelerini kullandı.

"SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE OTURMUYOR"

Oran, Devlet Bahçeli'nin şu anda bulunduğu konumda sağlıklı bir şekilde oturmadığını kurultayda aleyhine 3'te 2'lik bir oy çıktığını belirtti ve "MHP'de şöyle bir fiili durum var. MHP'de iki farklı bölüm var. Bunlardan biri MHP'nin lideri olan Devlet Bahçeli, diğer ise seçmen tabakası. Yani artık MHP'nin başkanlarının meşrutiyeti de tartışılır. Nedeni ise 3'te 2 delege oy toplayıp genel kurul kararı aldı. Kurultay için çoğunluk vardı fakat Ak Parti ile bir ittifak olduğu ortaya çıktı. Ak Parti ile bu süreci atlattı. O genel kurulda ne kadar oy atan ve destekleyen delege varsa hepsi partiden ihraç edildi. Baktığımız 1200 delegenin 3'te 2'si Devlet Bahçeli aleyhine imza vermiş kişiler. Bana göre yani Devlet Bahçeli şu anda oturduğu bu koltukta sağlıklı bir şekilde oturmuyor. MHP  tabanına geldiğimizde ise yüzde 70'i Devlet Bahçeli'nin evet ittifakını şiddetle ret ediyorlar. Yani şu son 10 günde 5 ile gittim. Gittiğim tüm teşkilatları evet kampanyası yapmayacak. Ciddi anlamda tabanlarından gelen tepkiler yüzünden sokakta evet çalışması yapmayı düşünmüyorlar. Gittiğimiz her yerde Devlet Bahçeli'nin son bir iki yılda yaptığı söylemler tartışılıyor. Devlet Bahçeli başkanlık için ne demişti 'Başkanlık bölünmenin reçetesidir. Başkanlık tek adam dikdatörlüğüdür. Başkanlık demokrasinin idam fermanıdır. Başkanlık yolsuzluk ruhsatıdır' dedi. Sonra ise ver Bilal'i al başkanlığı dedi ve sonuçta bu noktaya geldi. Bu nokta da nasıl MHP teşkilatları çıkıp evet kampanyası yapsın. Dolayısı ile böyle bir durum söz konusu" diye söyledi.

"2 Milyon stoklanmış lüks konut var"

Oran, Türkiye'de yanlış yatırımlar yapıldığını belirterek ülkede TOKİ'ye ait 2 milyon stoklanan lüks konut olduğunu belirterek "Son 15 yıla baktığımızda bu halk cumhuriyetin ilanından beri hiç kimseye vermediği bir destek verdi. Yani inanılmaz yetkiler verdi. 15 yıldır tek başlarına iktidarlar. 15 yıldır kesintisiz iktidardalar. Yani il başkanlığından alıp cumhurbaşkanlığına taşıyan bir millet var. Halk bu kişiye zaten verebileceği tüm taviz ve yetkiyi verdi. Zaten kendiside ben Ak Parti'li bir cumhurbaşkanıyım diyor. Fakat bunca yetkinin içersinde mesela işsizlik bu kadar can yakıcı olmamalıydı. Bu kadar güç tek elde toplanmışken özellikle. İşe başvurma istatistiklerinde artık işe başvurmaktan vazgeçen insanlar var. Resmi rakamların belirttiğine göre ülkemizde 6 milyon işsiz var. Avrupa'ya kıyasla baktığımız zaman 20 ülkenin nüfusundan daha fazla işsiz insanımız var. Bu inanılmaz bir şey. İşsizlik dediğimiz şey her şeyin başını çekiyor. İşsizlik dediğimiz şey teröründe başı. Üniversite gençleri gelecekte işsizler. Buna hiç bir çözüm üretemediler. Devletinde elinde resmi rakam olmayan diğer bir olay ise Suriyeli mülteciler. Hiç bir şekilde kaç tane olduğu bilinmiyor. Yani Bolu'nun acı tablosu değil. Aynı zaman ülkemizin her yerinde bu acı tablo yaşanıyor. Bir aldatma ve kandırma var. Algı operasyonu var. İnşaatla rant ekonomisi ile bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Her yerde içi boş olan gökdelenler var. 2 milyon stoklanmış lüks konut var. Toprağa yatırım yaparak ülkeyi kalkındıramazsınız. Bu iki milyon konut yerine 2 bin tane fabrika olsaydı bu gün işsizlik sorunumuz olmazdı. Yani iki milyon boş konutumuz olacağına 2 bin tane yurdumuz olsaydı bu gün çocuklarımız kaçak yurtlarda cayır cayır yanarak can vermezlerdi. Dolayısı ile Bolu'da da AVM ve inşaatlar var mı var. İşsizlik var mı var. İşsizlik üst seviyede, insanlar borca giriyor. İnsanlar mutsuz ve güvende değil. Demokrasi yok. Siyaset şu anda parlamentonun içerisinde ne iktidar ne muhalefet ilgilenmiyor. Vatandaşın can ve mal güvenliğini koruyamamakla beraber bu sorunlara bir çözümde getiremiyor. Mecliste şu an yüzde 50 ile tek parti iktidarda.Bununla beraber muhalefet partilerinin hiç bir yasa teklifi kabul edilmiyor. Buna şehit aileleri ile ilgili olanlar dahilde. Bolu içinde aynı şey geçerli. Bu boş yatırımlar aldatmacalar halkın sorunlarını çözmeyecektir. Bu yatırımlarla beraber yurt dışından 1 milyon dolar getirip konut yatırımı yapana direk olarak vatandaşlık veriliyor. Bununla beraber bu yatırımı yapan kişi terörist mi dolandırıcı bakılmıyor. Bunun yerine yatırım fabrikalar gibi iş alanı sağlayacak girişimlere yapılsa anlarım. Bunun yapılma sebebi ise elde olan boş daireleri bitirmek. Siyasetin geldiği durum bu. Kamu bankalarında da durum farklı değil. Halka hizmet etmesi gerekirken yatırımcılara krediler veriliyor ve devlet bu kredilerde kefil oluyor. Yurt dışı ortakları da bu kredilere dahil oluyor. Devlet aynı zamanda hedeflenen tutmazsa kendi cebinden ödüyor. Doğru bir siyaset sistemi yürümüyor maalesef" dedi.

"Güç ve itibar yitirilmiş durumda"

Oran, yaşanan olaylar yüzünden ülkenin itibar ve gücü kaybettiğini söyledi ve şu şekilde ekledi; "Öncelikle şunu söylemeliyim siyasi etik ahlak yasası çıkmalı. Ben milletvekili olduğum zamanlarda da bunu teklif etmiştim. Türkiye'nin itibarı yerle bir olmuş vaziyette. Bu her alan için geçerli. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk neden hala asrın lideri ve bütün dünya hala onu anıyor? Çünkü güçlü ülkeyim diyerek ne lider olabilirsiniz ne de ülkenizi güçlü bir hala getirebilirsiniz. İtibar inşa edersek temeli adaletten oluşmalıdır. Temelinin sağlam olması lazım. Biz bunu yitirmiş olduk. Başkanlık sistemi ile bu adalet sistemi çökmüş durumda. Burada iktidarın kimin olacağı önemli de değil. Her türlü bu sistem çökme tehlikesi ile karşı karşıya. Bakıyorum Trump gelir gelmez neler yaptı? Meksika'ya duvar çekti ve İslam ülkelerinin ülkeye girişini yasakladı. Bu durum karşısında yargı mekanizması dur deyip protesto etti. İşte bunu yaparsanız güçlü bir ülkesiniz. Kuvvetler ayrılığı böyle bir şey. Bizim ülkemizde ise yargı sistemi 2010 referandumundan sonra tarafsızlığını yitirmiş durumda. Bunun nedeni ise yargıçlar ve savcılar orada önlerini ilikleyip tarafsızlığını o noktada bıraktı. Bundan sonra ki süreçte de yargı iyice tarafsızlığını kaybediyor. Şunu anlamamız lazım. Güçlü bir ülke olabilmemiz için güçlü bir adalet sisteminizin olması gerek. Ardından ise sağlam sistemlere dayandırılmış demokrasi gerekmektedir. Özgürlükler ve her türlü haklar sağlanmış olmalıdır. Bizde ise Birleşmiş Milletler sıralamasına baktığınızda ise sonuncu sırada olduğumuzu görüyorsunuz. Bizim demokrasi sistemimiz kayıtsız şartsız milletin değil artık. Diğer yandan güçlü bir ülke olabilmemiz için ekonomimizin güçlü olması gerekmektedir. Bakıyorsunuz işsizlik ve milli gelir payı ortada. Diğer yandan ülkenin borcuda ortada. Turizm desek o da çökmüş durumda. Ülkede terör var, savaş riski de bulunmakta. Ülke şu an her anlamda güç ve itibarını kaybetmiş durumda"

"Utanç verici bir durum"

Umut Oran, Abant İzzet Baysal Rektörü Hayri Coşkun'un evet oyu kullanacağını belirtmesi hakkında da yorumlarda bulunarak "Türkiye'de referandumu OHAL kapsamı altında geçiriyoruz. OHAL kapsamın böyle süreçler olmamalı. Burada iki tane önemli konu var. Biri Yüksek Seçim Kurulu. Bana verilen bilgi de 200 bin 98 hukuk ve adalet çalışanı gözaltında yargılanıp tutuklandı. İkinci olarak da gençlik kollarımız hayır çalışmalarımızda çocuklarımız kurşunlandı. Mersin, Tokat ve Silifke'de aynı olay yaşandı. Türkiye'de her yerde partimizin çalışmalarına izin verilmiyor. Büyük bir baskı var. Türkiye'de evet demek yasak hayır demek suç haline geldi. Artık ülkede tarafsızlığı ve aydınlığı temsil eden rektörlerde bunu kaybetti. Cidden utanç verici bir durum" ifadelerini kullandı.

"Siyasi ahlak etik yasası çıkmalı"

CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen'in 1 milyonluk telefon faturası hakkında da açıklamalarda bulunan Oran son olarak "Az önce de belirttiğim gibi siyasi ahlak etik yasasının çıkması lazım. Seçimle gelen kişiler ve aileleri bu yasaya tabi tutulması. Harcamalar kamu oyuna açık haline getirilmeli. Bende açıkçası doğru bulmuyorum. Milletin parasını doğru şekilde kullanmak gerekir. Arkadaşımız bilmiyor olabilir. Burada da ben iyi niyet değil art niyet görüyorum. Çünkü sadece bizim milletvekilimizin ki açıklandı. Saydam bir şekilde bunun açıklanmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

Güncelleme Tarihi: 01 Şubat 2017, 12:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128