banner133

banner101

18 Ağustos 2017 Cuma

Örgüt, zeki öğrencilere gözü dikmiş

Terör Örgütü lideri Fetullah Gülen’in her geçen gün Türkiye’yi şok edecek bilgilerine ulaşılıyor. Bolu Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Yurtseven tarafından hazırlanan iddianamenin 16, 17 ve 18’inci sayfalarında Fethullah Gülen’in terör örgütüne katmak için özellikle küçük yaştaki zeki öğrencileri tercih ettiği ortaya serildi. İşte o gerçeklerin yansıtıldığı iddianamenin çarpıcı ve tam metini olan 8’inci dizimize devam ediyoruz.

13 Şubat 2017 Pazartesi 14:25
Bu haber 572 kez okundu
Örgüt, zeki öğrencilere gözü dikmiş

Öğrencilerin Örgüte Kazandırılması;

Örgütün kendisine adam kazandırmak için kullandığı en temel yöntem, şahısların öğrencilik yıllarında devşirilerek örgüte girmelerinin sağlanmasıdır. Örgüt, zeki öğrencilere gözünü dikmiştir. Evlerine gelen öğrencileri, geleceğin önemli devlet adamı olarak görür ve bu düşüncede yetiştirir. Kontrollü sorumluluk verilir. Çalışmaları ve liderlik seviyeleri ölçülüp değerlendirilir. Fetullah Gülen'i asrın imamı olarak gören liderlik özelliği bulunan çalışkan, azimli ve kararlı, abilere tam inanan ve itaat eden kişiler Örgütün has elemanı olarak devlet kademelerinde görevlendirilmek üzere hazırlanır.

iyi ahlaklı, başarılı, vatansever ve dinine bağlı gençler yetiştirme gayesi taşıdığını iddiasında bulunan örgüt, kendi eğitim kurumlarında yetiştirdiği, yurtlarında, evlerinde (ışık evleri) barındırdığı öğrencileri (şakirtleri), daha öğrencilik yıllarından itibaren yapıya hizmet etmesi doğrultusunda yönlendirmekte, mesleğe atıldıktan sonra da buna devam etmektedir.

Örgütün kendisine adam kazandırmak için faaliyet yürüttüğü öğrenci kitlesini ortaokul, lise ve üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Bu çocuk ve gençlere verilen eğitim çağın gereklerinin gerisindedir.

Eve getirilecek öğrenciler hakkında sınıf arkadaşı rehber öğrencilerden aynı okulda okuyan öğrencilerden gerekli bilgiler alınır. Vasıflı olan öğrenciler seçilir. Evde eğitim, takviye amaçlı kurslar verilip harp okulları, askeri liseler başta olmak üzere fen lisesi, polis koleji, hukuk, siyasal bilgiler, polis akademisi, son olarak da eğitim fakültelerini tercih yaptırır. Öğrencinin şahsî bilgileri, ahlakı, boyu, görünüşü, ders başarısı, nereli olduğu, anne ve babasının ne iş yaptığı, fikri tespit edilip ve örgüt tarafından bütün öğrenciler tek tek fişlemeden geçirilir. Örgütün devlet örgütü fişliyor iddiası aslında evlerine gelip gidenleri okul öğrencilerini birinci sınıftan itibaren fişlediklerini açıkça göstermektedir. Örgütün askeri okullar, hukuk, siyasi bilimler, polis okullarından sonra teşvik edilen en önemli bölüm eğitim fakülteleridir. Örgütün emrettiği yeri tercih etmeyenler isyankâr, itaatsiz, hain olarak görülür ve muhatabına tepki konulur. Eğitim fakültesinden mezun olup Anadolu'ya dağılan öğretmenler, zeki ve vasıflı öğrencilerin tespit edilip evlere aktarılmasında yıllardır örgüt adına büyük görevler yapmışlardır.

AV OLARAK GÖRÜYORLAR

Örgüte eleman bulma, abi ve ablalar üzerinden gerçekleştirilmektedir. Örgüt abi ve ya ablası, ağına düşürmek istediği kişi üzerinde ilk tanışmada etki ve tesir bırakmalıdır. Abi veya ablanın birinci görevi budur. Muhataplarının isim, memleket, meslek ve önemli şahsî özelliklerini sıralayıp tanışma sonrası ciddi tesir bırakırlar. Bu örgüt mensupları muhataplarına değer vererek ama inisiyatifi elde tutarak sohbet etmeyi iyi bilirler. İkinci olarak çay ve yemeklerle muhatap üzerinde üstünlük kurarlar. Kişi, abi ve abla için bir av olarak görülür. Anne ve babasından duymadığı konuları samimi, içten bir anlatımla kişinin işitmesi, ders çalıştırılması, pikniğe götürülmesi ile başlayan ilişki, eve aktarma ile sonuçlanır. Fetullah Gülen'in ağlayarak hitap etmesi, kendini küçük görmesi, örgüt üyelerini yüceltmesi gibi metotlarla kendine değer verildiğini sanan kişi örgüt ideolojisini benimsemeye başlar.

Örgüt, tarihte uygulanan devşirme sistemini, kendisine göre uyarlayıp modernize ederek Türkiye'deki sosyal ve ekonomik vasatın da yardımıyla başarılı biçimde hayata geçirmiştir. Ailelerin çocuklarına yeterli eğitim imkânları sağlayamaması, aile içi şiddet, beslenme yetersizliği, eğitimsiz veya çocukları ile sağlıklı diyalog kuramayan ebeveynler, ailelerin dini bilgilerinin yetersizliği bu vasatın ortak özelliklerinden biri olmuştur.

Yeterli ilgi ve eğitim görmeyen; beslenemeyen dar gelirli ailelerin zeki çocukları "devşirmelik" için en verimli kaynaklardan biri olmuş, ailelerinden ve sosyal çevrelerinden göremedikleri ilgi ve sevgiyi, zaten çok tanıdık gelen dini referanslarla ve türlü çekici imkânlarla kendisine sunan "ahilerden" ya da "ablalardan" görerek örgüte kazandırılmışlardır.

Örgüt, maddi durumu yerinde olmayan öğrencilerin yemek, barınma, ders kitabı vb. ihtiyaçlarını karşılayıp şahısları maddi ve manevi (borçluluk ve minnet duygusu gibi) yönden kendisine bağlı kılmaktadır. Bu şekilde ihtiyaçları karşılanan öğrencilerin bir kısmı;

-   İslam Dinine hizmet eden iyi bir Müslüman olacakları ve Allah katında sevap kazanacaklarına inanarak,

- Örgütün başta kamu sektörü olmak üzere kendisine vaat ettiği iş imkânlarına kavuşmak,

-  Toplum içerisinde yer edinip bir grup uhdesine katılabilmek amacıyla "Hizmet Hareketi" olarak adlandırılan yapıya katılmaktadırlar.

Öğrenci ilk defa ışık evine davet edildiğinde öğrenciye sadece dersleriyle alakalı sorular sorulup, yiyecekler ikram edilmektedir. Bu durum sonradan ders arası sohbetlerde öğrencinin anne ve babasının ne iş yaptığı, gelir durumu, babanın alkol kullanıp kullanmadığı, namaz kılıp kılmadığı, annesinin başının kapalı olup olmadığı gibi sorularla başlayıp ilerleyen bir sürece girmektedir. Akabinde sohbetlerde dünya hayatı, günahlar, cennet, cehennem gibi konular işlenmekte, okunması için öğrenciye Fetullah Gülen'e ait çeşitli kitaplar ödünç verilmekte ve okuduklarının özetlenmesi ve benzeri şekillerde sürmektedir. En nihayetinde ise şahısta Fetullah Gülen ve anılanın yolundan gidenlerin kutsiyetine dair bir kanaat oluşmakta, Müslüman olmanın ve islam'ı yaşamanın, Fetullah Gülen'in talimatlarına uymaktan geçtiği şeklinde bir inanç oluşmaktadır.

HEP TEYAKKUZ HALİNDELER

Eve alınan bir aday belli bir ön eğitimden sonra tedbir öğretilmeye tabi tutulur. Tedbir . komşuları rahatsız etmeme, dikkat çekmemek için giriş ve çıkışlarda itinalı olma, tek tek içeriye gelme ile başlar. Örgüte zarar gelmemesi için engelleyici her türlü yolla anlatılır. Bu yolla evlere gelip gidenler teyakkuzda tutulur. Örgütsel bilinç diri tutulur. Yalan söylemek, tedbir olarak uygulanan önemli bir stratejidir. Belli bir kıvam kazanan vasıflı öğrenciler kurumlara yerleştirilir. Kıvama gelen örgüt tabiri ile beş dörtlük ya da beş beşlik olan öğrenciler kandan ve- irinden deryaları geçmeye hazır hale getirilirler. Bunu başaramayanlar kırmızı kalemle çizilir ve önce hafif şefkat tokadına muhatap olurlar. Bozulma, tasfiye olma, bozuk düzen ve çarkın arasında kalma, ezilme gibi korkularla örgüt mensupları kontrol altında tutulur.

Hoşgörü ve tevazu, şahıs kazanılıncaya kadar devam etmekte, adayken gösterilen bu yaklaşım, şahsın1 kazanılması sonrasında kurallarla dolu bir yaşama ve katı bir disipline dönüşmektedir. Her bir örgüt mensubu öğrenciye belirli görevler ve uyması gereken kurallar dikte edilmektedir. Bir ışık evinin abisi, evde kalan öğrencinin giymiş olduğu kıyafetten, arkadaş çevresine, okul kantinlerinden bayanlarla diyalog kurmasından dinlediği müziğe kadar müdahale edebilmektedir. Bu şekilde devşirilen öğrenciler, ilerideki meslek hayatlarında ya da örgüt mensubu abi ve ablaların direktifleriyle girdikleri kamu kurum ve kuruluşlarında, Fetullah Gülen5in tabiriyle birer "hizmet eri" olarak örgüt için faaliyet yürütmektedirler.

Örgüt, öğrencileri kendisine çekmek için şahısların maddi ve manevi zaaflarını kullanmakla birlikte, kendilerinden olmayan öğrenciler üzerinde okul idaresi veya öğretmenler aracılıyla baskı kurdurmak, düşük not vermek, disiplin cezaları uygulamak suretiyle de kendilerinden olmaları yönünde fiili baskı yaratabilmektedirler. Bazı öğrenciler üzerinde fiili baskı uygulandıktan sonra örgütten olan öğretmenler sanki baskı onlardan gelmemiş gibi onun bu müşkül durumunu sözde çözerek yardımcı olmakta ve öğrenci de minnet duygusu ile örgüte kazandırılmaktadır.

HER ÖRGÜT ÜYESİ YENİ BİR ÖRGÜT ÜYESİ BULMAK ZORUNDA

Yapılanmanın yayılmacı stratejisinin bir sonucu olarak örgüte kazandırılan her bir öğrenci  aynı zamanda yapıya yeni öğrenciler kazandırmakla yükümlüdür. Bu şekilde Fetullah Gülen'in ifadesiyle yapıya kazandırılan her bir öğrenci, suya atılan bir taş gibi etrafında yeni halkalar oluşturmaktadır. Yurtlarda ya da evlerde kalan şahıslar, beraberlerinde arkadaş çevrelerinden yeni kişileri getirerek örgüte kazandırmaları, tavsiye ettikleri kitapları okumaya yönlendirmeleri ve kendi içlerinde dayanışma halinde olmaları yönünde talimatlandırılmaktadırlar.

Örgütün kendisine kazandırmak istediği öğrenciler sadece ortaokul, lise ya da üniversite öğrencileri olmayıp, devletin stratejik kurumlarına (EGM, TSK, Adalet Akademisi) personel yetiştiren Polis/Askeri okulları ve akademileri de örgütün üzerinde hassasiyetle durduğu alanlardır. Buralarda da diğer eğitim kurumlarında olduğu gibi örgüt mensubu öğrencileri yönlendiren ve yeni adam kazandırmaya çalışan abiler ve ablalar olmakla birlikte, bağlı olunan kurumların hassasiyeti nedeniyle, bu tür özel eğitim kurumlarındaki çalışmalar çok daha hassas ve gizli bir şekilde yürütülmektedir.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    banner114
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129