Özcan; “Belediye Başkanı bildiğimiz Belediye Başkanı”

Cumhuriyet Halk Partisi Bolu Milletvekili Tanju Özcan, son günlerde Bolu gündemini yakında ilgilendiren Bolu Belediyesi zabıta ekipleri tarafından sanayi esnafının dükkânlarının mühürleme konusuyla ilgili, Meclis’te görüşülen Milletvekillerin Dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekilleri ile ilgili düzenlenen fezlekeler hakkında yaptığı açıklamalarla ilgili ve yine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülke gündemine bomba gibi düşen 28 Şubat tarihinde Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlarla alakalı yaptığı açıklamalar ilgi gazetemize açıklamalarda bulundu.

Özcan; “Belediye Başkanı bildiğimiz Belediye Başkanı”

Haber Röportaj: Kasım ŞAHİN- Semih BAYKAL

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan ilk olarak son günlerde Bolu gündemini yakından ilgilendiren Bolu Belediyesi zabıta ekipleri tarafından sanayi esnaflarının dükkânlarının mühürlemesi ile ilgili açıklama yaptı. Özcan; “Bu konu gerçekten beni çok üzüyor. Bu konuya bir şu yönden bakmak lazım, Belediye Başkanı bildiğimiz Belediye Başkanıdır. Yani tavırları, davranışları hiç değişmedi. Kendisine dava açan, kendisine eleştiri getiren herkese bu zulmü yapıyor. Belediye Başkanı bu zulmü yıllardır yapıyor. Bu zulmüne Bolu olarak maalesef biz alıştık. Ayrıca bu konuda sanayi esnafına da iki çift sözüm var. Beni bazıları arıyor diyor ki bu mühürleme işleminde biz sahip çıktık. Öteki taraftan birileri de diyor ki aman sen bu işe karışma, olaya siyasi gözle bakarlar diyor. Biz ne yapacağımızı şaşırdık. Şimdi sanayi esnafı önce bir araya gelecek ve ne yapmak istediklerine karar verecekler. Ben geçen gittiğim de esnaflarla görüştüm ve Belediye Başkanından randevu alıp durumu net anlatın dedim. Bu sefer de birileri görüşelim diyor, birileri de yok görüşmeyelim diyor. Yani daha birlik beraberlik içinde hareket edemiyorlar” dedi.

“PERŞEMBE’NİN GELİŞİ ÇARŞAMBA’DAN BELLİDİR”

Özcan, sanayi esnaflarının dükkanlarının mühürlenmesiyle ilgili yaptığı açıklamanın devamında şunları söyledi; “ Ayrıca perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Dedik ki,  Alaaddin Yılmaz’ın sanayi ile ilgili düşünceleri ortada, bunu da zaten saklamıyor. Ben burayı yıkıp, taşıyacağım diyor. Bizimde bu konuda düşüncelerimiz bellidir. Ben küçük sanayinin şu şartlarda belirlenen bölgeye taşınmasını Boluluların menfaati olarak ve Sanayi Esnafının menfaati olarak görmüyorum. Ama sanayinin bu durumu da kabul edilemez. Oturalım yeniden bir proje geliştirelim. Bu eklenti, kaçak nitelikte bölümleri sınırlayalım ve sanayi’yi güzelleştirerek yolumuza devam edelim. Benim söylediğim de budur. Ancak Sanayi esnafının ne dediği belli değil. Biz o zamanlar sanayi esnafına bu bataklığa girmeyin boğulursunuz, BESOB bu konuda taraf olmaz, BESOB kim? Yarın bir sıkıntı yaşadığınız da BESOB’a verdiğiniz paraları geri almazsınız dedik. Nitekim her söylediğimize bakıyoruz ki doğru çıkmış. Bazısı bizi dinlemedi ve girdi. Ama akabinde BESOB’a dava açtılar ve davayı kazandılar. Ancak paralarını halen alamadılar. O bölgedeki eklentilerin ruhsatsız olduğu herkes tarafından bilindiği halde ve her aşağı yukarı her sanayi dükkanın da böyle bir sıkıntı olduğu halde dava açanlar özellikle seçiliyor. Bunun olacağı da zaten belliydi. Ben bu konuda elbetteki Belediye Başkanına çok tepki gösteriyorum.  Ama bu konuda birlik ve beraberlik içinde hareket etmeyen, seçimlerde kendilerine eziyet eden Belediye Başkanına oy veren sanayi esnafını da şaşkınlıkla takip ediyorum” diye söyledi.

“BEN İKİ TANE FEZLEKEM VAR ZANNEDİYORDUM”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 21. Muhtarlar toplantısında milletvekilleri ile ilgili düzenlenen fezlekeler konusunda yaptığı konuşma hakkında da açıklamalarda bulunan Özcan; “ Ben iki tane fezlekem var zannediyordum. Bir tanesi geçen dönem de Gerede’deki deri işçilerine destek verdiğim içindi. İkincisi de Vali Bey bizim hakkımızda şikâyette bulunmuş. Sonuç itibari ile iki tane derlen sorduğumda dört tane olduğu söylendi. Meğer diğer iki tanesi de Cumhurbaşkanı’nın şikâyetleriyle ilgiliymiş. Bir tanesi 2014 yerel seçimleri öncesinde 17 Aralık 25 Aralık soruşturması sonrasında Yasin Elkadı, Bilal Erdoğan ve Tayyip Erdoğan’la ilgili yaptığım açıklamadır. Üçü birlikte şikâyet etmiş. İkincisi de yakın dönem de terör olaylarıyla ilgili bir açıklama yapmıştım. Özetle bu terör olaylarıyla ilgili AKP’li vekillerinde eline şehit kanı bulaştı demiştim. Sayın Cumhurbaşkanı da kendini AKP’li yetkili sayıp, birde buradan şikâyette bulunmuş. Sonuç itibari ile 4 fezlekem var. Ben Sayın Cumhurbaşkanı’nın baktığı noktadan bakmıyorum. Fezlekelerin içeriğine katılmıyorum ve bir suç işlediğim kanaatinde de değilim. Ama Cumhuriyet Savcılarının benimle ilgili fezleke düzenleme yetkileri var. Bu fezlekeler usulüne uygundur. Dolayısıyla ben bu fezlekeleri tanıyorum. Gereğinin yapılması noktasında uyuyorum ve saygı gösteriyorum” diye açıklama yaptı.

“BEN DOKUNULMAZLIĞIMIN KALDIRILMASI İÇİN MECLİS BAŞKANLIĞINA DA BİR DİLEKÇE VERDİM”

Meclis Gündeminde bugünlerde konuşulmaya başlanan Milletvekillerin Dokunulmazlığının kaldırılması konusuna da değinen Özcan, bu konuda Meclis Başkanlığına bir dilekçe verdiğini söyledi. Özcan; “ Meclis’te de bugünlerde dokunulmazlıkların kaldırılması görüşülüyor. Biz zaten bu konuda seçmene söz vermiştik. Hatta Milletvekili adaylığı sırasında dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili bir taahhütname de imzalamıştık. Bu nokta da çıktım demim ki bakım benim 4 tane fezlekem var. Suçlamalar doğru veya yanlış bir Savcı benim Hâkim karşısına çıkmamı istiyorsa bu imkanı vermek gerekiyor. Benim dokunulmazlığım buna engel olmamalıdır. Çok şükür teröre yardım ve yataklık suçlaması yok veya iktidar yetkilileri gibi rüşvetten, ihaleye fesat karıştırmaktan ve kalpazanlık gibi bu tür yüz kızartıcı suçlardan suçlanmıyorum. Dokunulmazlık kalkacaksa gelsinler benden başlasınlar. Ben dokunulmazlığımın kaldırılması için Meclis Başkanlığına da bir dilekçe verdim. AKP grubuna da, Meclis Başkanlığı benim dokunulmazlığımın kaldırılmasını onaylarsa, lütfen benim dokunulmazlığımın kaldırılması için olumlu oy kullanın diye yazı yazdım. Bu nokta da bir kapı açmak istiyorum. Bu kapıdan da ilk önce ben geçmek istiyorum.  Ben geçtikten sonra da AKP’li ve HDP’li Vekillerinde aynı kapıdan geçmesinin doğru olacağını düşünüyorum” dedi.

“ALİ BEY, BENİ GENEL KURUL’DA HDP’Lİ VEKİLLERİN LİNÇ ETMEYE ÇALIŞTIĞINI UNUTUYOR”

Ak Parti bolu Milletvekili Ali Ercoşkun’un HDP ile CHP’nin beraber hareket ettiğiyle ilgili yaptığı açıklamalara da cevap veren Özcan; “ Ali Bey Genel Kurul’da beni HDP’li vekillerin linç etmeye çalıştığını unutuyor. AKP’liler alkış tutarken, ben onların başlattığı çözüm sürecine eleştiri getirirken HDP’li vekiller bana saldırmıştı. Bizim HDP ile hiçbir gönül bağımız yok. HDP’li ile oturup bir süreçte geliştirmedik. Ama bugün baktığımızda bunlar iyi polis,  kötü polisi oynuyor. Bunlar bir iki yıl önceye kadar çok yakın kardeş parti gibiydi. Şimdi de HDP’li vekillerin dokunulmazlığını kaldırılalım diyorlar. Bu talep veya söylem samimi değil. Türkiye’de ne zaman terör olayları arttıysa, Sayın Cumhurbaşkanı HDP’li vekillerin dokunulmazlığını kaldıralım diyor. Bu söylemi ilk değil. Ama bu konuda bugüne kadar adım atmış değiller ki atamazlarda. Çünkü HDP’lilerin dokunulmazlıkları kalkarsa, savcı geniş çaplı bir soruşturma başlatabilirse eğer mahkemeye intikal edip, mahkeme yargılama sırasında konunun içeriğine detaylı olarak girebilirse, HDP’liler ile AKP’lilerin suç ortağı olduğu ortaya çıkacak. İşte AKP’liler bundan korkuyorlar. Bu nokta da geçen günlerde Meclis de HDP’li bir vekil itiraf gibi bir konuşma yaptı. Vekil konuşmasında, siz bizi niye suçluyorsunuz, bizim konuştuğumuz adamlarla sizlerde görüşüyorsunuz. Öcalan’la konuşmak suç ise AKP olarak bu suçu sizde işliyorsunuz dedi. Gerçekten baktığımızda da HDP’lilerin terörle mesafe koyamadığı kesindir. Teröre yardım ve yataklık yapan Vekillerin olduğu kesindir. HDP’nin doğrudan talimat aldığı İmralı ve kandile, AKP’nin de doğrudan görüştüğü, hatta bu Öcalan’ın AKP’ye de HDP gibi açık talimatlar verdiği, şartlar ileri sürdüğü bir süreç yaşadık. Öcalan’ın talimatlarıyla doğrultusunda HDP’liler bu eylemlere imza koyarken yine Öcalan’ın talimatlarıyla AKP’lilerin de Valileri, komutanları, üst düzey bürokratları değiştirdiğini biz unutmadık. Dolayısıyla ben iddia ediyorum ki HDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılması meselesini AKP Meclis gündemine getiremez. Beni şaşırtırlarda getirirlerse benim oyum evet olacak. Ben hem HDP’lilerin hem AKP’lilerin hem de kendi dokunulmazlığımın kaldırılmasını istiyorum. Ben Ali Ercoşkun arkadaşımızın bu cümleleri sarf ederken yüzünün kızarıp kızarmadığını merak ediyorum” diye cevap verdi.

“TAYYİP ERDOĞAN’DA YARGI ORGANINA BİR DARBE YAPTI”

Son olara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlarla ilgili ‘tanımıyorum’, ‘uymuyorum’ ve ‘saygı da duymuyorum’ diye yaptığı açıklamaya da cevap veren Özcan; “ Şimdi Cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili tanımıyorum, uymuyorum, saygıda duymuyorum diye 28 Şubat tarihinde bir açıklama yaptı. Türkiye Anayasa Mahkemesinin kararını tanımamak, yargıya dönük bir darbedir. Kenan Evren 12 Eylül 1980’de yürütme organına yönelik bir darbe yaptı. Şimdi yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç tane organ vardır. Kenan Evren yürütme organına karşı bir darbe gerçekleştirmişti. Şimdi de aynısını Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Bir Tayyip Erdoğan’ın 28 Şubat tarihini özellikle seçtiğini düşünüyorum. Çünkü bu açıklamayı 27 Şubat’ta yada 29 Şubat tarihinde yapabilirdi. Ama 28 Şubat’ta bu açıklamayı yapması, bir karşı darbe fikrinin kafasında olmasından kaynaklanıyor. Kenan Evren nasıl ki Anayasa’da tanımlanan yasama, yürütme ve yargı organlarından, yürütme organına bir darbe yaptıysa, Tayyip Erdoğan’da yargı organına bir darbe yaptı. Bununla beraber ortaya çok kötü sonuçlar çıkacak. Şimdi Cumhurbaşkanı en yüksek mahkemenin kararlarını ben tanımıyorum diyorsa, sokaktaki vatandaş da her kaybettiği davadan sonra hakimin verdiği kararı tanımıyorum deme hakkını kendinde bulacak. İşte tuz koktu derler ya bu dönemi yaşıyoruz. Dünya’nın hiçbir yerinde hiçbir diktatör bile mahkemenin kararını tanımıyorum deme hakkını kendinde bulmamıştır. Ben bu nokta da AKP’yi beraber kurdukları Sayın Bülent Arınç ile Sayın Abdullah Gül’ün ne diyeceğini merak ediyorum. Onlar bu mahkemenin kararlarını tanıyorlar mı? Veya saygı duyuyorlar mı? Şu iki şeyi ayırmak lazım, mahkemenin kararını beğenirsiniz veya beğenmezsiniz. Benim de birçok beğenmediğim mahkemenin kararları olmuştur. Ama saygı duymak zorundasın. Çünkü bu Anayasa’nın emridir. Anayasa mahkemesi kararlarını tanımıyorum, yani Anayasa’yı tanımıyorum demek daha ağır sonuçları olan bir suçtur” diye cevap verdi. 

Güncelleme Tarihi: 03 Mart 2016, 15:17
YORUM EKLE
YORUMLAR
sanayici
sanayici - 5 yıl Önce

vekil bey bir konuda yanılıyor, dava açanlardan yargı süreçleri bitenler paralarını faizi ve masrafı ile birlikte aldılar

ali bulut
ali bulut - 5 yıl Önce

sayın vekil siz hala eski zihniyet ile yaşıyorsunuz kendinizi biraz yenileyin lütfen şehir merkezinde hiç sanayi sitesi olur mu chp zihniyeti işte budur.

SIRADAKİ HABER

banner128