seks hikayeleri escort kayseri escort istanbul altyazılı porno

Özcan; “Bu darbenin mağduru doğrudan Türk Milletidir”

Cumhuriyet Halk Parti Bolu Milletvekili Tanju Özcan, Fethullahçı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olmakla suçlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisindeki bir grup subay tarafından geçtiğimiz Cuma günü saat 22.00’da başlatılan ve kısa sürüde sonlandırılan darbe girişim ile ilgili parti binasında basın toplantısı düzenledi. Özcan; “Bu darbenin mağduru doğrudan Türk Milletidir” dedi.

Özcan; “Bu darbenin mağduru doğrudan Türk Milletidir”

Haber: SEMİH BAYKAL

Fethullahçı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olmakla suçlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisindeki bir grup subay tarafından geçtiğimiz Cuma günü saat 22.00’da başlatılan ve kısa sürüde sonlandırılan darbe girişim ile ilgili ilk olarak CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan şunları söyledi; “ Değerli hemşerilerim gerçekten çok özel günlerden geçiyoruz. Şu günlerde Türkiye’nin yakın tarihi yazılıyor. Bunu hep birlikte yaşıyoruz. 15 temmuz akşamında Türkiye’nin unutmaya çalıştığı darbeyi, çok kanlı bir şekilde ülkenin gündemine getirdiler. Ben hiç amasız ve fakatsız bu darbe girişiminde bulunanları şiddetle kınıyorum. Hakkımı helal etmiyorum. Bu gerçekten Türkiye Cumhuriyetine ve Devletine karşı yapılmış bir darbedir. Bu sadece hükümete karşı yapılmış bir darbe değil. Bu Türkiye’nin parlamentosuna, Türk Milletinin iradesine yapılmış bir darbedir. Dolayısıyla bu darbenin mağduru yalnızca hükümet değil, bu darbenin mağduru doğrudan Türk Milletidir. Bunu tekrar belirtmekte fayda görüyorum. Eğer bu darbe girişimi başarılı olmuş olsaydı, şu anda ben burada olmayacaktım.  Muhtemelen bir tugay’ın bir bölümünde hala gözaltında olacaktık. Darbecilerin bizi tutuklayıp cezaevine göndermesini bekleyecektik. Yine parlamentonun bombalanmış olması, az önceki söylediklerimi tasdik ediyor. Yani bu darbe yalnız hükümete karşı değil, Türk Milletinin tüm temsilcilerine, Millete karşı yapılmış bir darbe olduğunu gösteriyor. Çünkü parlamento çatısı altında o bombalar patlarken, orada hem CHP’li hem AKP’li hem MHP’li Milletvekilleri de vardı ve darbeye karşı ortak bir deglerasyon yayınlamak için oradaydı arkadaşlarımız.  Dolayısıyla bu darbe tüm Milletimize karşı yapılmaya çalışılmıştır. Bu darbenin bastırılmış olmasından çok büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu darbe girişiminde hayatının kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. İnşallah ülkemize Allah bir daha böyle kanlı girişimler göstermesin” diye söyledi.

“SOKAĞA İLK ÇIKANLAR SOLCULAR, SOSYAL DEMOKRATLAR VE ÜLKÜCÜLERDİ”

Fethullahçı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olmakla suçlanan bir grup subay tarafından gerçekleştirilen Darbe girişimine karşı ilk olarak sokağa çıkarak tepki gösterenlerin solcuların, sosyal demokratların ve ülkücülerin olduğunu ifade eden Özcan; “ Biz hep darbelere karşı olduğumuzu söylüyorduk. Bu darbe girişimden sonrada ortaya koyduğumuz tepkilerle de ne kadar samimi olduğumuzu Milletimiz yeniden ve bir kez daha görmüş oldu. Bugüne kadar AKP yönetiminde bulunan arkadaşlarımız ve onların büyükleri, darbe görmedikleri için veya darbenin mağduru olmadıkları için ilk etapta ne yapacaklarını dahi bilemediler. Sokağa ilk çıkanlar solcular, sosyal demokratlar ve ülkücülerdi. Çünkü bunlar geçmişte darbenin mağduru olmuş insanlardır veya babaları darbenin mağduru olmuş insanlardır. Babaları cezaevine atılmış, işkence görmüş insanlar ve onları çocuklarıdır. Bu hususu da hatırlatmak istiyorum” diye ifade etti.

“FETHULLAH GÜLEN TERÖR ÖRGÜTÜNE, CEMAATİNE BAĞLI SUBAYLAR ORDUNUN ANA KADEMELERİNE HIZLI BİR ŞEKİLDE YÜKSELDİLER”

Açıklamasının devamında Özcan; “ Tabi bu aşamaya nasıl geldiğini sizlere açıklamak istiyorum. Bu noktada iki hususa dikkat çekmek istiyorum.  Birinci aşamada,  2002 yılında AKP iktidara geldiğinde, ikide bir Sayın Abdullah Gül ve arkasından Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlık sıfatıyla Yüksek Askeri Şuraya Başkanlık ediyorlardı ve orada bazı şerhler koyuyorlardı. Bazı subayların ordudan ihracına ilişkin şerhler koyuyorlardı. Sonra 2005, 2006 yıllarında sonrada ordudan ihraçlar durduruldu. Fethullah Gülen cemaatine mensup olmaktan dolayı ordudan ihraçlar durduruldu. İkinci aşama ise Ergenekon ve Balyoz sürecidir. Bu süreç yaklaşık 5 yıl devam etti. 5 yıl boyunca bu ülkenin vatansever komutanları hakkında soruşturmalar açıldı, cezaevlerine atıldı, rütbelerinin yükseltilmesi engellendi ve üst üste terfi edilemedikleri içinde büyük bir çoğunluğu emekliye sevk edildi. Onlar emekliğe sevk edilince, işte bu Fethullah Gülen terör örgütüne, cemaatine bağlı subaylar ordunun ana kademelerine hızlı bir şekilde yükseldiler ve darbe yapma gücünü de maalesef elde ettiler. Bunun sonucunda da bir şekilde bu darbe girişiminin düğmesine basmış oldular” dedi.

“AKP’Yİ MUHAKKAK DEVİRECEĞİZ. AMA BİZ BUNU SANDIKTA YAPACAĞIZ”

Darbeleri her seferinde lanetlediklerini ve hiçbir şekilde  tasnif etmedikleri bir iktidar dahi olsa askeri darbelerle iş başından uzaklaştırılmasına hiçbir şekilde sıcak bakmadıklarını, bakmayacaklarını belirten Özcan; “ Evet darbeleri lanetliyoruz, evet biz bu AKP’nin muhalifiyiz. AKP’yi muhakkak devireceğiz. Ama biz bunu sandıkta yapacağız. Hiçbir şekilde bizim tasnif etmediğimiz bir iktidar dahi olsa askeri darbelerle iş başından uzaklaştırılmasına hiçbir şekilde sıcak bakmadık, bakmayacağız. Bundan sonra bayraklarımızı alacağız, sahaya ineceğiz ve daha kuvvetli muhalefet yaparak, yapılacak ilk seçimde AKP’yi bu iktidardan biz indireceğiz. Yani demokratik yollarla indireceğiz. Bundan sonraki süreçte de şunu diliyorum, AKP maalesef bugüne kadar gelişen olaylarda sorumluluk sahibidir. İşte dün darbe yapmaya çalışanlar AKP iktidarı döneminde palazlandılar. Ne istediler de vermedik diyenleri ben bugün, ben nerede hata yaptım diye ciddi ciddi düşünmeye davet ediyorum. Bundan sonra hiçbir şekilde bu devlette, devlete alternatif bir paralel yapılanma kim olursa olsun izin vermemesi lazımdır. Bu konuda son derece dikkatli olmalıyız” diye belirtti.

“LÜTFEN ARTIK İNSANLARI SOKAĞA DAVET ETMEKTEN VAZGEÇELİM”

Bu aşamadan sonra geçtiğimizi Cuma günü yapılmak istenen darbeyle ilgili yeni bir kalkışmanın gerçekleşeceğine inanmadığını ama artık sokaklardaki halin farklı bir duruma dönmek üzere olduğunu ve bu yüzden artık insanların sokaklara davet edilmemesi gerektiğini söyleyen Özcan; “ Elbette bu darbeyi engelleyen en önemli faktör Türk Milletinin duyarlılığıdır. Sokağa çıktılar ve bu darbenin oluşmasını, gerçekleşmesini engellediler.  Ancak bu aşamadan sonra geçtiğimizi Cuma günü yapılmak istenen darbeyle ilgili yeni bir kalkışmanın gerçekleşeceğine inanmıyorum. Ama artık sokaklardaki hal farklı bir duruma dönmek üzeredir. O yüzden artık bugünden itibaren insanları sokağa davet etmekten vazgeçelim. Türkiye’de başka gerginliklerin yaşanacağına dair duyumlar alıyoruz.  Lütfen artık insanları sokağa davet etmekten vazgeçelim. Artık yarım saatte bir sela okunmasında vazgeçelim. Halkımız zaten bu darbeye karşı tepkisini koydu. Ama insanları sürekli insanları sokağa davet etmek, şu aşamadan sonra farklı gerginliklere yol açabilir. Bu konuda da ben Milletvekili olarak ikaz görevimi buradan yapmak istiyorum” diye söyledi.

“GENELKURMAY BAŞKANININ BİR DAKİKA BİLE O KOLTUKTA OTURMAMASI LAZIM”

‘Beni özel kalemim ve emir subayım gözaltına aldı’ diyen Genelkurmay Başkanına ve Milli İstihbarat teşkilatına da tepki gösteren Özcan; “ Tabi bu darbe sonrasında Türkiye’de hızlı bir şekilde gözaltına alma süreçleri başladı. Elbette darbe yapanlar, bu darbeye iştirak edenler, dolaylı olarak destek verenlerin cezalandırılması lazımdır. Hiç kimseye bu konuda müsemma gösterilmemesi lazımdır. Ama bu yaparken bir hukuk devleti olduğunu unutmadan, hukuk kurallarına uyarak bu işlemler yapılmalıdır. İki, darbeyle hiç alakası bulunmayan insanlar, sivil toplum örgütleri bu vesile ile baskı altına alınmaya çalışılmamalıdır. Bu gelişmeleri biz son derece dikkatle takip ediyoruz. Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki, bu darbe girişimi sürecinde görevde olanların ciddi bir basiretsizliği var. Ben bir Genelkurmay Başkanının, yaveri ve bir emir subayı tarafından gözaltına alınıp bir yere götürüldüğüne inanamıyorum.  Senin ordunun içerisinde bazıları darbe yapıyor ve sen diyorsun ki, beni özel kalemim ve emir subayın gözaltına diyorsun. Böyle bir rezillik olabilir mi? Eğer böyle bir şey varsa, zaten Genelkurmay Başkanının bir dakika bile o koltukta oturmaması lazım. İkincisi bu devletin Milli İstihbarat teşkilatı var. Duyduğumuza göre köprüye tanklar çıkmadan saatler önce bu cunta tarafından Milletvekilleri ile ilgili tutuklama kararları çıkartılmış. Ama Devletin Milli İstihbarat teşkilatı, tanklar köprüye çıkıncaya kadar darbeden haberdar olmuyor. Böyle bir Milli İstihbaratın başındaki adamda hiçbir şey olmamış gibi görevinin başında duruyor. Bunlar kabul edilemez. Bu konuda da hükümet ciddi adımlar atmazsa, yarın bir gün ülkeyi daha büyük felakete sürükleyebilirler” dedi.

“İDAM CEZASININ GERİ GETİRİLMESİ HUKUKİ OLARAK MÜMKÜNDÜR”

Son olarak ülke gündeminde tekrar tartışılmaya başlanılan idam cezası hakkında da açıklamalar yapan Özcan; “İdam cezasının geri getirilmesi hukuki olarak mümkündür. Ama sadece ülkenin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden terör unsurlarının ve bu şekilde darbe girişimlerini gerçekleştirmeye çalışanlar açısında caydırıcı olması bakımından idam cezasının getirilmesi konusu tartışılabilir. Ama eskinden olduğu gibi idam cezasının yaygın bir şekilde Türk Ceza Kanunu içerisine girmesine ben sıcak bakmıyorum.  Ama dediğim gibi bu darbe girişimlerine veya PKK gibi bölücü terör örgütü unsurlarına karşı caydırıcı olması için idam cezasının sadece bu suçlara mahsus Türk Ceza Kanuna girmesi gerektiğini oturup konuşmamız gerektiğini bende düşünüyorum” diye açıkladı.

 

 

Güncelleme Tarihi: 19 Temmuz 2016, 17:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER