Perçin, yayla kararnamelerine tepki gösterdi

TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Erol Perçin, Cumhurbaşkanı Erdoğan imzalı kararnameler ile yayla statüsü kaldırılan yerler hakkında açıklamalarda bulundu. Perçin, “Pek çok kamusal alan arazi rantı ile biçimlendirilmek istenmektedir” dedi.

Perçin, yayla kararnamelerine tepki gösterdi

Haber: Ceylan Beykoz

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği(TMMOB) Bolu İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Erol Perçin, yazılı bir basın açıklaması yaparak Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yayla statüsü kaldırılan alanlarla ilgili eleştirilerde bulundu. TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Erol Perçin yaptığı açıklamada, “Bir gecede imzalanan kararnamelerle doğal kaynaklarımızın rant kaynağı haline dönüştürülmesine ve zarar görmesine neden olmaya kimsenin hakkı yoktur. Üretim ekonomisi yerine rant ve faiz ekonomisiyle her şeyin serbest piyasada pazarlanmaya/alınıp satılmaya çalışıldığı günümüzde, ülkemizin doğal, tarihi, kültürel miras alanları satışa çıkarılmakta ve hızla talan edilmektedir. Alınan keyfi kararlarla birbirinden değerli pek çok kamusal alan arazi rantı ile biçimlendirilmek istenmektedir” dedi.

“DOĞAL DENGENİN DE BOZULMASI ANLAMINA GELMEKTEDİR”

“Doğaya yönelik bu açgözlü saldırı, kamusal alanlarımızın yağmalanması anlamına geldiği gibi, doğal dengenin de bozulması anlamına gelmektedir” diyen Erol Perçin, “Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanan 3461 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 2’si Bolu’da olmak üzere 15 adet yaylanın ‘yayla alanı’ statüsü kaldırılmıştır. Aynı tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 3456 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile çeşitli illerde turizm merkezi statüsü iptal edilmiş, kimi bölgelerin sınırları ve bazılarının statüsü değiştirilmiştir. Yine Göynük ilçemizde faaliyetini sürdüren bir termik santralin kazı çalışmaları neticesinde, bölge halkımızın yaşadığı sorunlar kamuoyunun bilgisi dahilindedir” ifadelerini kullandı.

“KARARLAR, ÇOĞU SEÇİLMİŞİN BİLGİSİ DAHİ OLMADAN VERİLMEKTEDİR”

Perçin açıklamasının devamında ayrıca şunları belirtti: “Söz konusu karar öncesi geçmişte, ilimizde yer alan kimi yaylaların statüden çıkarılmasının, At yaylası olarak bildiğimiz bölgede yaşanılanların, turizm merkezleri hakkında alınan kararların; muhataplarından bağımsız ülkemizde yaygınlaştırılan tek adam rejimine denk olduğu, bilime, tekniğe ve daha da önemlisi doğal yaşamın sürekliliğine aykırılığı tartışılmaz bir gerçektir. Yukarıdan, rejimin talepleri neticesinde alınan kararlar, bölge halkının talep ve ihtiyaçlarından bağımsız, yerelde çoğu seçilmişin bilgisi dahi olmadan verilmektedir. Yaptığımız çalışmalar, bölge halkıyla kurduğumuz temaslar maalesef ülkemizde alışkanlık haline gelmiş bu uygulamanın memleketimiz nezdinde devamının sürekliliği anlamındadır.”

“ÖN ÇALIŞMA YAPILMAMIŞ VEYA RAPORA YER VERİLMEMİŞTİR”

Açıklamasında Köroğlu Dağı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesine değinen Perçin, “Turizm ile ilgili taleplerin mevcut durumda ‘Köroğlu Dağı Turizm Alanı’ ve ‘Karacasu Termal Turizm Merkezi’ ne yönlendirildiği, Taşlıyayla Göleti çevresi ile Gölcük Tabiat Parkı çevresinde de turizm yatırım yapılması için bölge genişletilmesi Bolu Valiliğince talep edilmiş, 37 kurum ve kuruluştan görüş alınarak 51450 hektarlık alan 21 Ağustos 2015 tarihinde turizm gelişim bölgesi ilan edilmiştir. Bu alan tespiti yapılırken mevcut ekolojik değer tespiti ve doğa alan araştırması ile ilgili hiçbir ön çalışma yapılmamış veya rapora yer verilmemiştir. İlan edilen 51450 hektarlık alanın, 34000 hektarlık bölümü normal orman, 5 000 hektarı 2000 metre üzeri alpin çayırları, 13000 hektar mera ve düzlük bölge alandır. Düzlük alanlarda da çevre köylerin yaylaları bulunmaktadır. Alanın yaklaşık yüzde 73’ü ormanlık bölge olup alan içinde dünyada sadece bu bölgede yetişen endemik ve nadir bitkiler bulunmakta, bu bölge fauna zenginliği ile yaban hayvanların, kuşların doğal yaşam alanını içindedir. Bu bölge içinde 3 adet tabiat parkı(Gölcük, Göksu, Beşpınarlar) bulunmaktadır” dedi.

“YAYLA-ORMAN STATÜ DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEME GELMİŞTİR”

Söz konusu kararların alınırken bölgedeki ekolojik değerlerin, önemli doğa alanları ile habitatların, belli başlı ekosistem hizmetlerinin, bu hizmetleri sunan değerlerin araştırılmamış olduğunu ve tespit edilmediğini belirten Perçin, “TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından açılan iptal davası sonucunda 51450 hektarlık alan ancak 38848 hektara indirilmiş, söz konusu planlama maalesef devam ettirilmiştir. Diğer taraftan 2013 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla yayla statüsü kabul edilen söz konusu iki yaylamızın bu statülerinin 2021 yılında kaldırılma tercihi, doğal yaşam alanları, imar ve rant politikaları, yayla/yaylacılık kültürü ve hayvancılık açılarından ciddi anlamda irdelenmelidir. Alınan son kararla, yeniden yayla-orman statü değişikliği gündeme gelmiştir. Orman Yasası’nın 17. maddesindeki istisnalar buraların yapılaşmaya açılmasına olanak tanımaktadır. Halen kaçak binalarla ciddi bir düzensiz yapılaşma yaşanan pek çok yaylamızda, 2018 yılında çıkarılan 7143 sayılı ‘torba yasa’ ile gündeme gelen ‘imar affı(barışı)’ bu kararla birlikte değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.

“DOĞAL VARLIKLARIMIZ TEHDİT ALTINDADIR”

Su ve oksijen deposu olan orman, yayla, mera gibi doğal alanlarının doğal haliyle korunması ve kullanılması gerektiğini söyleyen Perçin son olarak ise şunları aktardı: “Doğal alanlar ticarileştirilmemelidir. İmar ve rant politikaları ile yerli ya da yabancı kişiler/kesimler için yapılaşmaya açılan/açılacak yaylalarımız doğal özelliklerini yitirir, amacına uygun kullanılamaz. Bitkisel ve hayvansal üretimin devamlılığı için verimli tarım arazilerimiz gibi, yaylalarımızın da amacı dışında kullanılmaması gerekir. Doğal varlıklarımız ülkemizin dört bir yanında yağma ve talan projeleri ile tehdit altındadır. Bu doğa bizim, bu dünya bizim, bu ülke bizim, Bolu bizim. Ülkesini, halkını, kentini ve doğasını seven her yurttaşımızın görevi bu talana karşı durmaktır. TMMOB Bolu İl Koordinasyon Kurulumuz son yasal düzenlemelerle doğal alanlarımızın farklı kullanım amaçlarıyla planlanarak doğal yapısını ve yayla özelliğini kaybetmemesi için alınan yanlış kararlara karşı yargı yolu dâhil gerekli mücadeleyi sürdürecektir.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner124