Rabıta kongresinde alınan kararlar Bugün Türkiye’de uygulanıyor##hb_manset.gif

“Uğur Mumcu'nun İzini Sürerken Rabıta'nın Zabıtası" konulu söyleşi için Bolu’ya gelen Cumhuriyet gazetesi yazarı Işık Kansu Mumcu’nun 80’li yıllarda kaleme aldığı rabıta kitabındaki tespitlerin bugün...

Rabıta kongresinde alınan kararlar Bugün Türkiye’de uygulanıyor##hb_manset.gif

“Uğur Mumcu'nun İzini Sürerken Rabıta'nın Zabıtası" konulu söyleşi için Bolu’ya gelen Cumhuriyet gazetesi yazarı Işık Kansu Mumcu’nun 80’li yıllarda kaleme aldığı rabıta kitabındaki tespitlerin bugün teker teker yaşama geçtiğini söyledi. Kansu ;”Anayasa Mahkemesi tarafından laikliğe aykırı eylemlerin odağı olma gerekçesiyle cezaya çarptırılmış olan AKP’nin Türkiye’yi laik yapısından uzaklaştırarak “ılımlı İslami devlet” olması yolunda adım adım ilerlettiği, uluslararası kaynaklarca da ifade ediliyor.”dedi.

 

Bolu Uğur Mumcu Anma Komitesi tarafından düzenlenen Uğur Mumcu Anma Etkinlikleri çerçevesinde Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Işık Kansu "Uğur Mumcu'nun İzini Sürerken Rabıta'nın Zabıtası" konulu bir söyleşi gerçekleştirerek kitaplarını imzaladı. Kansu’dan önce ADD Bolu gençlik kolu üyeleri ile BST oyuncuları Nazım Hikmet’in şiirlerinden ve Uğur Mumcu’nun yazılarından derledikleri tiyatro gösterisiyle izleyicilerden büyük alkış aldılar. Konuşmasına Mumcu’nun 80’li yıllarda fırtınalar koparan “Rabıta” isimli kitabına değinerek başlayan Kansu; “Uğur Mumcu’nun 1980’li yıllarda Rabıta çalışmasını nasıl oluşturduğunun tanıklarındanız. O dönemde Cumhuriyet Ankara Bürosu’nda muhabirdik. Uğur Ağabey, biri 1980 öncesi Süleyman Demirel’in, diğeri de 12 Eylül cuntası döneminde olmak üzere iki ayrı Bakanlar Kurulu kararı ile kimi devlet memuru olan din adamları ile imamların Suudi Arabistan kökenli Rabıta örgütünün parasıyla yurtdışına gönderilmesi ile ilgili haberi patlatır patlatmaz hepimiz hummalı bir çalışma içine girmiştik. Uğur Ağabey, peş peşe ilintileri açıklarken, Ankara bürosundaki muhabirler olarak ona bize ulaşan belge ve bilgileri aktarıyor; bilgiler bir havuzda toplanıyordu. Uğur Ağabey, yararlı olanları ayıklıyor, seçiyor, kimi kaynaklara bir kez daha doğru olup olmadığı sorulması gerekenler konusunda uyarıyordu. Uğur Mumcu ve Cumhuriyet, o dönemde toplumun içlerine doğru kök salan bir “tarikat-ticaret-siyaset” ağını isim isim, vakıf vakıf, şirket şirket, bağlantı bağlantı ortaya çıkarmıştı.” Dedi.

 

 

Mumcu 30 yıl önceden bugünün

gizini Rabıta kitabına kazımış

 

“2002 yılında AKP iktidara geldiğinde; gazetecilik içgüdüsü ve Mumcu gibi ustalarımızdan edindiğimiz toplumsal sorumluluk kaygısı bizi bir araştırmaya itti” diten Kansu; “Uğur Mumcu’nun 1980’lerde ortaya çıkardığı Rabıta bağlantıları devam ediyor muydu? O yıllardaki kadrolarla bugün Türkiye’yi yöneten kadrolar arasında bir ilişki var mıydı? Yaklaşık 10 yıldır notlar tuttuk. İzledik, araştırdık; peşini bırakmadık, haberler ve yazılar yazarak yürüdük bu yolda. Geriye dönüp bir de baktık ki, Uğur Mumcu bizim yolumuzu aydınlatmış, 30 yıl önceden bugünün gizini Rabıta kitabına kazımış. Bize düşen de, Rabıta kitabının üstündeki tozları almak oldu. Üfledik ve gördük ki, Rabıta’nın rabıtaları, yani bağlantıları, ilişkileri dün olduğu gibi bugün de apaçık karşımızda. Hem de iktidarda.” Biçiminde konuştu.

 

Dünyanın en güçlü İslamcı örgütü rabıta’dır

 

Kansu; “Uğur Mumcu, ilk baskısı 1987’de, yapılmış olan kitabında, Rabıta’nın Suudi Arabistan kökenli bir örgüt olduğunu ve bu örgütün temel amaçlarından birinin “Müslüman memleketlerin İslamcı kurallara göre yönetilmesini sağlamaya çalışmak” olduğunu özenle vurgular ve Rabıta’yı şöyle tanımlar:“Dünyanın en güçlü İslamcı örgütü budur. Bundan daha güçlüsü, örgütlüsü ve zengini yoktur. Rabıtat al-Alam Al-İslami örgütünün maddi kaynakları arasında Suudi-Amerikan ortak petrol şirketi olan Aramco’nun sağladığı fonlar da bulunmaktadır. Rabıta örgütünün maddi kaynakları hakkında hiç kimse bilgi vermez.”Mumcu’ya göre, Rabıta örgütünün kuruluşunda Türkiye’yi, Hilal dergisi sahibi Salih Özcan temsil eder, daha sonra Necmettin Erbakan’ın lideri olduğu Milli Selamet Partisi’nden (MSP) Şanlıurfa milletvekili seçilir, ardından da “Faisal Finans Kurumu”nun kurucusu olur. “Rabıtat al-Alam al-İslami” adlı şeriat örgütündeki ikinci Türk, “Türk-Suudi Arabistan Dostluk Cemiyeti Başkanı” Ahmet Gürkan’dır. Ahmet Gürkan, 1950-57 yılları arasında DP milletvekili iken 1950’de Arapça ezanı yasaklayan Ceza Yasası maddesini kaldırmak için ilk önergeyi verir.” Biçiminde konuştu.

 

“Dört dörtlük” medrese yasası

 

 

Cumhuriyet gazetesi yazaru Işık Kansu sözlerine şu şekilde devam etti; “Uğur Mumcu kitabında, bugün Türkiye’yi yönetmekte olan kadroların kökeni sayılan, Milli Görüş düşüncesi etrafında örgütlenen ve 12 Eylül darbesi sonrası kapatılmış olan Milli Selamet Partili Devlet Bakanı Hasan Aksay’ın Türkiye adına katıldığı Rabıta örgütünün 3-14 Mart 1976 tarihleri arasında Pakistan’da toplanan “Uluslararası Seerat Kongresi”nden ve orada konuşulan konulardan söz eder. Bu kongrede alınan kararlardan biri şöyledir.

“Bütün Müslüman ülkelere, İslam şeriatını benimsemeleri ve şeriatı bütün kanunları ile ana kaynak ve temel kabul etmeleri için acele çağrıda bulunmak. Bütün Müslüman ülkelere, kutsal Kuranımızın dili olan Arapça öğrenimini ilerletmeleri ve statüsünü bütün Müslümanların cihanşümul lisanı seviyesine yüceltmeleri için çağrıda bulunmak.”

 

Rabıta kongresinde alınan kararlar

Bugün Türkiye’de uygulanıyor

 

 

“12 Eylül’de anayasaya zorunlu din derslerinin girişinden bu yana Türkiye’de yaşanan tartışmaların, gelişmelerin hemen hemen özü bu kongre kararlarında var. diyen Kansu; “Özellikle de AKP’nin dört dörtlük medrese yasası ile bu kararların yaşama geçmesinde son nokta konulmuş oldu. İsterseniz, Rabıta kongresinde alınan kararlar ile bugün Türkiye’deki uygulamaları bire bir karşılaştıralım: Kongreye katılan taraflar, İslami öğretiyi ilkokuldan üniversite seviyesine kadar ders olarak okutmalıdırlar: 4+4+4 yasasının 9. maddesi “Ortaokul ve liselerde, Kuranıkerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur” hükmünü içeriyor. Milli Eğitim Bakanlığı, bu hüküm doğrultusunda, ortaokul ve liseler için Kuranıkerim, Hz. Muhammet’in hayatı ve temel dini bilgiler derslerinin öğretim programlarını ve ders kitaplarını hazırladı. Üniversitelerde de ilahiyat fakültelerinin ve İslami ilimler fakültelerinin sayısı artırılıyor. Kongrenin aldığı bazı kararlar şöyle sıralanmaktadır:

 Kongreye katılan taraflar, İslami öğretiyi ilkokuldan üniversite seviyesine kadar ders olarak okutmalıdırlar. İslami olmayan kanunlar kaldırılmalı ve şeriata uygun kanunlar güçlendirilmelidir. Bütün daire ve işyerlerinde anlaşma ve nizamlar dua ile birlikte takdim edilmeli ve bu yerlerde bir imam bulunmalı ve mescit açılmalıdır. Dünyadaki kadınlar İslami yasaklara uymalıdır” şeklinde konuştu.

 

“Ilımlı İslami devlet” yolda...

 

 

Işık Kansu sözlerini şu şekilde noktaladı; “Ayrıca Rabıta’nın kongresinde alınan bu kararlardan sonra Türkiye, İslam Konferansı Örgütü’ne üye edildi. Daha sonra adı İslam İşbirliği Teşkilatı’na dönüşen bu örgütün genel sekreterliğine AKP döneminde Ekmeleddin İhsanoğlu atandı ki, Uğur Mumcu, Rabıta kitabında dinsel örgüt ve vakıflardan söz ederken Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, İlim Yayma Cemiyeti üyesi ve Aydınlar Ocağı eski genel başkanlarından Prof. Salih Tuğ’un da yönetimde görev aldığı “İslami İlimler Araştırma Vakfı”nın yöneticileri arasında olduğunu kaydeder. Yine Rabıta kongresinde karar alındığı gibi, Türkiye’deki tüm devlet dairelerinde ve kamusal alanlarda (TBMM dahil) mescitler ve camiler açılırken; başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olmak üzere, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay tarafından tersine kararlar verilmesine karşı türban serbest kaldı ve kadınlara İslami yasaklar getirilmiş oldu. Anayasa Mahkemesi tarafından laikliğe aykırı eylemlerin odağı olma gerekçesiyle cezaya çarptırılmış olan AKP’nin Türkiye’yi laik yapısından uzaklaştırarak “ılımlı İslami devlet” olması yolunda adım adım ilerlettiği, uluslararası kaynaklarca da ifade ediliyor.”

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128