Savaş ve ölümlerin tırmandırıldığı bir geleceği önleyelim!

EMEK Partisi Bolu İl Başkanı Ahmet Özkan; Memleket yangın yeri. Ağustos'tan bu yana haber bültenlerinden ölüm haberleri eksik olmuyor. Son haftalarda savaşın kentlere yayıldığı, sokağa çıkma yasaklarıyla evlere hapsedilen insanların göçe zorlandığı, taş taş üstünde bırakılmayan tank top ateşi altında kalan mahalle görüntüleri hafızalara kazılıyor” diye konuştu.

Savaş ve ölümlerin tırmandırıldığı bir geleceği önleyelim!

Özkan, savaş ve ölümlerin tırmandırıldığı bir geleceği önleyelim, diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü; Çocukların ve öğretmenlerin gönderilip eğitimin tatil edildiği okullara askerler ve keskin nişancılar yerleştiriliyor. Özel harekatçıların atışlarıyla anne karnında çocuklar, çocukların gözleri önünde kadınlar öldürülüyor. Cenazeler sokak ortasında çürümeye, yaralılar kan kaybından ölüme terk ediliyor.

Kürt halkı üzerinde savaşın yeniden başlatıldığı son 5 ayda 45 çocuk, yüzlerce sivil yurttaş, genç, yaşlı, asker, polis hayatını kaybetmiş durumda. Bütün bu yıkım ve vahşet tablosunun altında Kürt halkının ulusal hak eşitliği ve özgürlük isteklerini, demokratik taleplerini ateşle bastıran bir Türk milliyetçiliği ve egemenliği yatıyor.

Türkiye devletinin başındaki Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nun dillerinden terör, bölünme, ihanet, süpürme, ezme, yok etme sözleri düşmüyor. Bu hamaset ve şiddet dolu söylevleri şahadet, bayrak, vatan vurguları ile süsleniyor. Karşılarına çıktıkları muhtarların, esnafların, gençlerin alkışları ölümü, öldürmeyi kutsayan milliyetçi hitabetle kışkırtılıyor.

Ekranlardan her gün defalarca beynimize boca edilen " Bu toprakları kanla kazandık böldürtmeyiz." sözleri ile Anadolu'nun kurtuluşunda kendi vatanları için de ortak bir savaş vermiş Kürtleri ve onlara verilen eşit temsiliyet sözlerini unutturmaya çalışıyorlar. Çözüm ve müzakere sürecini sonlandıran ve yeniden silaha sarılanların kendileri olduğunu gizlemeye yelteniyorlar.    Kürt ulusal mücadelesinin dizginlenemeyişini ve sınırlar ötesinde ki Kürtlerin IŞİD'e karşı mücadelesinin başarısını hazmedememe sonucunda savaş topraklarımıza taşınıyor ve yeniden başlatılıyor. Diyarbakır Sur ilçesinin ve birçok Kürt kentinin Suriye'deki savaş bölgelerinden bir farkı kalmayacak hale getirilmesinden, bölünme ile halkı korkutan, her vesilesiyle tekçi konuşarak hak ve özgürlük isteyeni düşman, hain ilan edenler sorumludur.

            Amerika ve batılı emperyalistlere üsleri açan, Musul'da asker bulundurup Rus uçağını düşüren, Türkmenlere sahip çıkıyoruz adı altında cihatçı güçleri destekleyen Cumhurbaşkanı ve AKP hükümeti ülkemizi de kanlı bir batağa, çıkmaza sürüklüyor.           Bütün bunlar olurken Cumhurbaşkanı ve Başbakan, ülkenin bir bölümü savaş hali koşullarında öteki yarısı da tamamen “Nereye gidiyoruz?” kaygısı içindeyken, 1 Kasım Seçimi’yle birlikte Tükiye’nin mutlu bir geleceğe yürüdüğünü propaganda ediyorlar. Başbakan o vıcık vıcık üslubuyla, AKP gençliğine hitap ediyor; “Sizlerin çehresinde Çanakkale’de şehit olmak için yürüyen aziz gençlerin şehitlik aşkını görüyorum” diyor. Herhalde bugün cihatçı kimi ajitatörler dışında hiçbir aklı başında devlet insanı gençleri karşısına alıp onlara şehitlik vadetmiyordur!

MESELE ULUSAL HAK TALEBİ VE ÖZGÜRLÜK İSTEMİDİR!

Asıl mesele kamuoyu algısına sunulan hendekler, barikatlar, özyönetimin silahlı direnişle gündemleştirilmesi değildir. Sorun yaratan Kürt halkının iradesini; kendini yönetme, eşit haklar ve özgürlükler istemesini bir kez daha ezerek etkisizleştirmek isteyen Türkçü egemen politikadır. Cumhuriyetin ilanından bu yana Türk ve Sünni olmayanı ezme ve asimile etme politikasını bugün AKP sürdürmektedir. Bu politika Türkiye'de  yaşayan diğer halkların ve inançların ret ve inkarına dayanır. Bu dayatmalara karşı çıkan ve kendini ifade etmek isteyen kesimlere dönük açık şiddet uygulamaları da yeni değildir. Ülke tarihimizde kitlesel bir şekilde Kürt ve Alevi halklarımıza dönük kırımlar egemenler tarafından yaşatılmıştır.

CUMHURBAŞKANINA, HÜKÜMETE SESLENİYORUZ;

Savaşı durdurun; askeri, güvenlik güçlerini geri çekin; yeniden siyasal barışçıl demokratik çözüm için parlamentoyu devreye sokun; Kürt siyasetçilerini muhattab alın. Yabancı askerlerin topraklarımızda, yabancı topraklarda askerlerimizin varlığına son verin. İşçi-Emekçi halklar olarak ekmek, barış, demokrasi ve özgürlük istiyoruz. Bunun yolu eşitliği, kardeşliği savunmak, savaşı durdurmaktan geçer. Bunları kazanmak için ellerimizi, yüreklerimizi, emeğimizi, mücadelemizi birleştirelim.  Dili yasaklanan, çocukları vurulan, evlerinden çıkamayan, linç edilen bizler olsaydık ne yapardık? Bu soruyu kendimize soralım! Türkiye halkları olarak, kardeşliğimizi mahfeden savaş operasyonlarına karşı ses verelim; bulunduğumuz her yerde gerçeklerin görülmesini sağlayıp barışın, çözümün sesini yükseltelim.   Hep birlikte katliamları önlediğimiz halklara barış ve özgürlüklere kazandığımız bir yeni yılı selamlayalım. HABER MERKEZİ

Güncelleme Tarihi: 27 Aralık 2015, 16:15
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128