Serdar Gökhan’ın acı hayatı

1946 yılında Bolu’nun Mudurnu ilçesine bağlı Seyrancık köyünde dünyaya gelen ve halen 75 yaşında olan Yeşilçam’ın ünlü artistlerinden olan Serdar Gökhan’ın Çepni boyundan olduğu ortaya çıktı.

Serdar Gökhan’ın acı hayatı

Haber: C. Kutay Aykan

Türk sinemasının ünlü artistlerinden olan Serdar Gökhan’ın acı hayat hikayesi sevenlerini üzüntüye boğdu. 75 yaşındaki artisttin 4-5 yaşlarındayken Mudurnu ilçesine bağlı Seyrancık köyünden ailesiyle birlikte İstanbul’a geldiği ve burada büyük zorluklar çektiği kendi ağzından sevenlerine duyuruldu. Gökhan, yaptığı açıklamada hayatından kısa kesitleri şöyle anlattı;

ÇEPNİ BOYUNDAN GELİYORUM

Tarihe meraklıydım ama hep tarih derslerim zayıf gelirdi. Ezber yeteneğim biraz zayıftı o zamanlar. Onun için zayıf alıyordum ama tarihe düşkünlüğüm çok başka. Biraz araştırdım, soy ağacımıza baktım. Biz Orta Asya'da Oğuz boyundan geliyoruz, Kafkasya üzerinden. Bolu Mudurnu'ya yerleşmiş Çepni boyundanım ben. 1071'de Malazgirt'te Alparslan'ın Anadolu'nun kapılarını açmasıyla Anadolu'ya gelen 24 boydan bir tanesi Çepni. Çepni Boyunu da araştırdım, çok savaşkan ve Selçuklu Devleti'ne çok yardım etmiş Moğollar'a karşı.

KÜÇÜK YAŞLARDA AİLEDEN KOPMUŞ

Beş yaşındayken Bolu Mudurnu Seyrancık'tan, ailemle İstanbul'a taşındık. Fakat İstanbul çok hayırlı gelmedi bana 14-15 yaşlarında ailemden ayrıldım ve tek başıma bir yolculuğa çıktım. Tabii ki mutsuz ve yoksul bir çocukluk geçirdim. Yalnız bu bana mahsus değil, Türkiye'nin kaderi. Bazı ayrılıklar olunca çocuklar mağdur oluyor. İstanbul'a geldikten sonra hakikaten bir mağduriyet yaşadık, çocukluğumu yaşayamadım diyebilirim. Babalık sevgisi de göremedim. Aile ortamına ısınamadım çünkü aramızda bazı gerginlikler oluyordu. O beni, ben onu kabul edemedim. Biraz yaşımı aldıktan sonra, 15-16 yaşlarında evden ayrılmayı ve kendi hayatımı kendim kurmayı tercih ettim. Böyle bir serüvene çıktım. Kısa bir müddet Taksim'de banklarda yatıp kalktım. Ev yok, para yok. O dönem sanırım Kamburun Çay Bahçesi gibi eski sinemalardan birisinde, seyyar satıcılık yaparak, karamela, fındık sattım. Daha sonra da Nuruosmaniye, Babıali'de resim yeteneğinizi, desinatörlüğe çevirip, bir yandan da okula devam ettim. Evet, tabii ki tek başına İstanbul gibi bir yerde yola çıkmak kolay değil. Güvenebileceğiniz biri olmadığı zaman yalnız kalıyorsunuz. Hayatınızı da idame ettirmek zorundasınız. Taksim parkında simit yiyerek çok günler geçirdim. Elde avuçta yok, bir yerden destek yok. Eskiler bilir belki, İsmail Dümbüllü'ye ait, büyük sanatçıların Beşiktaş'ta gösteri yaptığı, konser verdiği Kamburun Bahçesi dediğimiz bir bahçe vardı. Ben oraya gelen müşterilere fındık satıyordum harçlık çıkarabilmek için. Sokak aralarında karamela sattım, domates sergilerinde sergicilik yaptım. Harçlıklarımla okumaya gayret ettim. Dedeleriniz Balkan ve Yunan harplerinde şehit olmuş. Balkan Harbinde şehit düştü. Maalesef mezarlarını bile bilmiyoruz.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128