TERÖRÜN ÇÖZÜM YOLU UZLAŞMA

Prof.Dr.Yaşar Akbıyık AİBÜ Eski Rektörü Osmanlı İmparatorluğuna parçalamak için “böl parçala yut” politikasını uygulayan emperyalist güçler, aynı oyunu Türkiye üzerinde...

TERÖRÜN ÇÖZÜM YOLU  UZLAŞMA

Prof.Dr.Yaşar Akbıyık

AİBÜ Eski Rektörü

Osmanlı İmparatorluğuna parçalamak için “böl parçala yut” politikasını uygulayan emperyalist güçler, aynı oyunu Türkiye üzerinde de oynamaya çalışıyorlar. Bunun sonucu olarak dış mihraklarca organize edilen terör yıllardır on binlerce kişinin hayatına malolmuş halkımızı acıya boğmuştur. Türkiye’nin kalkınma hızını yıllık ortalama yüzde 1, 1,5 oranında düşürmüş, 300 milyar dolarlık kayba neden olmuştur. Terörün çözümü girişiminde siyasi risk büyüktür. Başarıya ulaşılması durumunda beklenen ekonomik fayda daha büyüktür.  Bunun farkında olan Başbakan Sayın ERDOĞAN her ne pahasına olursa olsun bu riski üstlendiklerini ifade etmiştir. Bütün halkımızın ortak arzusu da budur.  Son zamanlarda atılan adımlar ümit vericidir. Ancak zihinlerde bazı endişeler ve güven eksikliği bulunmaktadır. Terörün çözümü öncelikle, ülke yönetiminde söz sahibi siyasilerin ortak noktada buluşmasına bağlıdır. Bunda sihirli sözcük “uzlaşma”dır. Unutulmamalıdır ki siyaset uzlaşma sanatıdır.  Cumhurbaşkanımız sayın Abdullah GÜL, sürece bütün partilerin katılımının gereğini belirtmişler,  uzlaşma çağrısı yapmışlardır. Halkımız bu çağrının dikkate alınmasını beklemektedir. Zira birleşmede ve uzlaşmada hayır vardır.  Rektörlük görevim sırasında, Üniversitelerarası Kurul’da, YÖK yasa değişikliği tartışılırken, hükümetle kavga yerine masaya oturmayı önerdiğimde, zamanın YÖK yönetimi: “Ne uzlaşması?” diye şahsıma karşı tavır almış, tartışmayı körükleyenler alkışlanmıştı. O günlerin YÖK yönetimi eğitimden ziyade,  muhalefet partisi gibi hareket ederken, bugünün yönetimi ülke sorunlarının yönetimi için  çözüm üretmektedir.

  YÖK başkanı Prof. Dr. Gökhan ÇETİNSAYA geçen hafta Elazığ Fırat Üniversitesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki üniversite rektörleriyle yaptığı toplantıda; sorunların çözümü, kalkınma ve demokratik siyasi kültürün oluşmasına destek çağrısında bulundu. Üniversiteleri terörün önlenmesi için çözüm sürecinin bir parçası olmaya ve katkıda bulunmaya çağırdı.  Üniversitelerin birlikte yaşam ikliminden hareketle, toplantılar düzenleyerek çözüm sürecine destek verilmesini istedi.

YÖK başkanı Sayın ÇETİNSAYA’nın bu çağrısı ülkemizin huzura kavuşması açısından fevkalade önemlidir. Zira üniversiteler,  toplumları ayrıştıran değil, bilimin ışığında gençliğimizi kucaklayan,  onları kaynaştıran, hayata hazırlayan kurumlardır. Bu itibarla YÖK başkanı tarihi bir çıkışla,  üniversiteleri barışın, kardeşliğin ve huzurun sağlanması için göreve çağırmıştır. Ülkemizin, temiz kalpli geçliği,  hoşgörünün savunucusu öğretim üyeleri ve idari kadrolarına  bu sosyal barış projesinde büyük görevler düşüyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun çoğu il ve ilçesini gezdim, milli birlik ve beraberliğimiz konusunda konferanslar verdim. Halkımızın kardeşlik duygularını, vatanperverliğini, sağduyusunu yakinen gördüm. Yanılmıyorsam 1997 yılıydı. Ağrı’da halka  verdiğim  konferansta, Anadolu’yu yaşadığımız eve benzetmiş, bu evin  Doğu kapısının Ağrılılara, Vanlılara. Batı kapısının Edirnelilere, Çanakkalelilere, Muğlalılara, Güney  kapısının Hataylılara, Urfalılara, Mardinlilere, Kuzey kapısının Trabzonlulara, Karslılara, kısacası hepimize emanet olduğunu, emanete hıyanet edilemeyeceğini, kendilerine güvendiğimizi belirttiğimde alkış tufanı kopmuştu. Konuşmayı dinleyen bazı öğretim üyeleri beni saflıkla eleştirmiş, düşüncelerimde samimi olup olmadığımı sormuşlardı. Değerli okuyucular hepiniz gibi ülkemin sevdalısı, insanlarımızın aşığıyım. Acı çeken, haksızlığa uğrayan bir insan gördüğümde içim burkulur. İnsanlık birbirine yardım, kardeşlik ve iyilik duygularıyla yükselir, sorunlar çözülür, kötülükler karın güneşte eridiği gibi yok olur gider. 

Halkımız, iktidarı ve muhalefetiyle bütün siyasi partilerden ve onların değerli liderlerinden  el sıkışıp sorunların çözümünü beklemektedir. Bundan ülkemiz kazanır, insanlarımız mutlu ülkemiz mesut olur.  Bunu yapacak sevgi dolu yüreğimiz, bunu başaracak azmimiz vardır. Aynı inanç, aynı kültür, aynı tarih ve ideallere sahip insanlar olarak, siyasetçisiyle, öğrencisiyle, çiftçisiyle, zanaatkarıyla, işçisiyle, memuruyla birlik olup bu terör belasını başımızdan defedelim, sonra da Ziya Osman Saba’nın dizeleriyle halkımıza seslenelim:

 Haydi, çocuklar haydi,

 Salıncakları kurun,

 Uçurtmalar uçun, çamaşırlar kuruyun,

 Mesut olun yaşayın

 Ana, baba, evlat, torun.

 

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128