TESUD: “30 Ağustos Zafer Bayramını mutluluk içinde kutlamalıyız”

Emekli Subaylar Derneği Bolu Şube Başkanlığı tarafından, Büyük Taarruz’un 100’üncü yıl dönümü ile ilgili bir bilgi notu yayınlandı.

TESUD: “30 Ağustos Zafer Bayramını mutluluk içinde kutlamalıyız”

Haber: Okay Özcan

Emekli Subaylar Derneği Başkanı Emekli Piyade Kıdemli Binbaşı Ahmet Şerafettin Yamaner’in imzası bulunan metinde; “Türk Ulusu; büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında 30 Ağustos 1922’de milletimizin özgürlük ve bağımsızlık yolundaki inanç, irade ve kararlılığını bütün dünyaya göstererek Cumhuriyetimizin kuruluşuna giden yolun bir mihenk taşını ve ‘Milli Mücadelenin’ dönüm noktasını oluşturmuşlardır.   Bugün, Türk milleti emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı canını, malını, namusunu, varını yoğunu ve bütün gücünü ortaya koyarak ‘Kuvayı Milliye Ruhu’ ile vatanı kurtarmışlardır.

 Bağımsızlık ve Kurtuluş mücadelemizin zaferle taçlandığı tarihten silinmek istenen bir milletin direniş ve dirilişinin yükseldiği ‘30 Ağustos Zafer Bayramı’ kutlu olsun.

Tarihimizin en büyük, şanlı zaferinin kazanıldığı ‘Büyük Taarruz’ Türk ordusunun işgalci güçlere son ve kesin darbeyi vurmak ve Anadolu’dan atmak için Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün ‘SAD Planı’ olarak düşünüp planladığı gizli bir harekat olmuştur.

Hazırlanan stratejik plan önce baskın biçimde geliştirilmiş ve ani saldırı ile ‘İmha Muharebesini’ hedeflenmiştir. Bu karar çok gizli kalmak şartıyla sadece Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Milli Savunma Bakanı Kazım Özalp arasında paylaşılmıştır.

23 Temmuz 1922 akşamı İngiliz General Townshend’in görüşme istediğinden yararlanarak Batı cephesi karargahının bulunduğu Akşehir’e gelmiş ve görüşme için Konya’ya geçmiştir. Bilahare Ordular arası futbol turnuvasını izleme bahanesiyle savaş planını görüşmek üzere tekrar Akşehir’e geçmiştir.

28 Temmuz öğleden sonra Genel Kurmay Başkanlığı toplantısını gizlemek amacıyla Ordu ve Kolordu komutanları bu maç için Akşehir’e çağırılmış ve 28/29 Temmuz gecesi toplantıda görüşleri alınmıştır.

30 Temmuz’da Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü ile taarruz şekli ve ayrıntıları tespit edilmiştir. 6 Ağustos 1922’de İsmet İnönü ordularına gizlice taarruz hazırlık emrini vermiştir.

Başkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK Ankara’dan 20 Ağustos 1922’de saat 16.00 ‘da Batı Cephesi karargahı Akşehir’e gelmiş, 20/21 Ağustos 1922 gecesi 1 ve 2. Ordu Komutanları, Genelkurmay Başkanı ve cephe komutanlarına taarruzun nasıl yapılacağını harita üzerinde açıklamıştır.

Cephe Komutanı İnönü ye 26 Ağustos sabahı taarruz başlatılması emrini vermiş ve bu emirden sadece İsmet İnönü, Fevzi Çalmak ve Kazım Özalp’ın bilgisi olmuştur.

Harekatın yapılacağı veya yapılmayacağı hiçbir zaman etrafa duyurulmamıştır. Karşı tarafa hazırlık imkanı vermeden baskın şeklinde yapılan harekatta başarı sağlanır.

Yapılacak herhangi bir harekatta taktik aldatmalara da yer verilir.

Yunanlılar saldırıyı Türklerin geniş çaplı yığınak yaptıkları kuzeyden Eskişehir Bölgesinden beklemişler, ancak harekat güneyden İzmir demiryoluna hakim durumda ki Afyon’dan başlamıştır.

26 Ağustos saat 04:00 ‘te Başkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak’ın Afyon-Kocatepe deki gözetleme yerine At sırtında hareket etmişler ve saat 05:00’te ulaşmışlardır.

Büyük Taarruz cesaret ve inançla zafere giden yol sabah saat 05:30 ‘ta Türk topçu ateşi ile başlamıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ ün ateş hatları arasın da bizzat Zafertepe’den idare ettiği taarruz da Yunan kuvvetleri dağıtılmış ve ana kuvveti yok edilmiştir.

Harekat öngörüldüğü gibi 5 gün içinde düşman birliklerinin imha edilmesi ile Türk Ordusunun kesin zaferi ile sonuçlanmıştır.

Atatürk’ün bu taarruzda  ‘’Ordular ilk hedefimiz Akdeniz’dir. İleri‘’ tarihi emri vererek Türk ulusunun kaderini değiştirmiştir.(O tarihlerde Ege Denizi ismi Akdeniz olarak geçtiği için bu emir verilmiştir.)

1 Eylül’de Uşak, 2 Eylül’de Eskişehir ve 11 Eylül’de Osmanlı devletinin ilk başkenti Bursa düşman işgalinden kurtarılmıştır. Bursa’nın işgalinden dolayı TBMM kürsüsüne konmuş olan siyah matem örtüsü kaldırılmıştır.

2 Eylül akşamı Yunan ordusunun Başkomutanlığını yapan General Nikolaos Trikopis, Dighemis ve beraberindeki 500 subay, 5000 asker Uşak civarında esir alınmıştır. 3 Eylül’ de Atatürk’ün huzuruna çıkarılan General Trikopis’e ‘’Siz bir asker ve şerefli bir insan olarak elinizden geleni yaptınız. Sorumluluk şanssızlığınızdan ileri geliyor, üzülmeyin.’’ Diyerek teselli etmiştir. Esir alınan bir Yunan subayı, Atatürk’ün Mareşal ve Başkomutan olduğunu öğrendiğinde; ‘’Bir Başkomutan, cepheye bu kadar yakın yerde olması görülmüş değil’’ zaferin özünü askerleri ile birlikte cephe hattında savaşarak kazanıldığını söylemiştir.

Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi sonucunda 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşu ile Türk toprakları Yunan işgalinden temizlenerek ‘’Büyük Zafer’’ elde edilmiştir.

11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşmasının yapılması ile emperyalist devletler tarafından ‘’Büyük Zafer’’ kabul ve tescil edilerek ilk diplomasi zafer elde edilmiştir.

 26 Ağustos-18 Eylül 1922 arasında Türk ordusu 2543 şehit, 9977 yaralı olmak üzere toplam 12575 kayıp vermiş ve Yunan Ordusu 20.000 civarındaki esir hariç yaklaşık 121.500 kayıp vermiştir.

30 Ağustos Zafer Bayramı, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Başkomutanlık Meydan Muharebesini sevk ve idare ettiği Zafertepe’de 30 Ağustos 1924 de ‘’Başkumandan Zaferi’’ ismiyle ilk kez kutlanmıştır.

Mustafa Kemal ATATÜRK; “Bu Zaferi kazanan ben değilim. Bunu asıl, tel örgüleri hiçe sayarak atlayan, savaş meydanında can veren, yaralanan, kendini esirgemeden düşmanın üzerine atılarak Akdeniz yolunu Türk süngülerine açan kahraman askerler kazanmıştır. Ne yazık ki onların her birinin adını Kocatepe’nin sırtlarına yazmak mümkün değildir. Fakat hepsini ortak bir adı vardır: Türk askeri, tebriklerimizi onların adına kabul ediyorum.”

31 Temmuz 1920’de Atatürk Afyon Kolordu dairesinde subaylara; ‘Millet bağımsızlığının korunmasında ibaret olan hayatı amacının teminini ordudan, ordunun ruhunu oluşturan subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan görevi budur. Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır.

İçteki ve dıştaki düşmanlar, bağımsızlıktan mahrum etmek için evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine girişirler. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başlarlar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ederler. Ordu düşmanlarımızın birinci hedefidir. Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.

Ordu ise ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Ordunun ruhu subaylardır.

Şahsi ve özel hayatları itibariyle de subaylar, fedakarlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürür. Onları aşağılarlar ve hor görürler.”

Türk ulusunun stratejik konumu nedeni ile varlığını koruyabilmesi için ‘Güçlü Ordu’ kaçınılmaz olup ‘Güçlü Ordu ve Güçlü Devlet’ birbirini tamamlayan unsurlardır.

Ordu siyasallaşırsa güçsüzleşir. Ülkede menfaati olan emperyalist devletlerin emellerine hizmet eder.

Güçlü devlet olmanın yolu ordusunu ve komutanlarını yıpratmadan ve siyasete alet etmeden kuruluş felsefesine bağlı kalmaktır.

Ordumuza siyaseti sokarsak, dinimize siyaseti alet edersek, ülkenin bölünmesine yol açacak en büyük tehlikedir.

Çanakkale ruhumuzun ve birlik beraberliğimizin devamı için din adamlarımıza ve siyasilerimize büyük görevler düşmektedir.

30 Ağustos Zafer Bayramını dünya var oldukça Türk Milleti varlığından birliğinden ve tam bağımsızlığımızdan asla taviz vermeden ulusça anlamını önemini, o dönemi yaşayarak ve hissederek büyük onur, gurur ve mutluluk içinde kutlamalıyız.

30 Ağustos Zaferinin 100’üncü yılında başta bu eşsiz zaferi bizlere armağan eden Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve kahraman silah arkadaşları olmak üzere, kutsal vatan toprağının bütünlüğü için canlarını ve kanlarını veren tüm şehitlerimizi rahmet ve saygıyla, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum” sözlerine yer verildi. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER