“Toplumun gerçek mimarı kadınlardır”

Memur-Sen Bolu Kadın Komisyonu Başkanı Şule Arslan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili basın toplantısı yaptı. Arslan; “8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların haklarını aramak, çalıştıkları işin karşılığı olan ücreti alabilmek için başlattıkları mücadele mirasının yıldönümüdür” dedi.

“Toplumun gerçek mimarı kadınlardır”

Haber: Semih BAYKAL

İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında Arslan şunları ifade etti; “ 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların haklarını aramak, çalıştıkları işin karşılığı olan ücreti alabilmek için başlattıkları mücadele mirasının yıldönümüdür. Bu mücadelenin 1857 yılında başladığı dikkate alındığında, aradan geçen süre zarfında kadının yaratılış gayesi çerçevesinde hak ettiği değer, toplumsal misyon, sosyal inşa ve geleceği ihya ekseninde yeterli gelişmenin olmadığı açıkça görülmektedir.  Emeğin hak ettiği değeri bulması ve insanın inandığı değerlere uygun yaşamasını sağlanmak noktasında mücadele etmeyi varlığının amaç ve ilkesi gören sendika olarak, bütün kadınlarımızın gününü kutluyor, kendilerine sağlık, huzur ve başarı diliyoruz. Kadınlar, toplumun temel taşı, direğidir. Başarı, huzur ile tesis edilmek isteniyorsa, o direğin sağlam tutulması hayati önem ve önceliktedir. Bugün, dünyanın yaşadığı derin sosyal, psikolojik, kültürel bunalımların tabanında, hayatın esas nüvesini oluşturan ailede merkezi rol üstlenen kadının ontolojik konumundan edilmesi yer almaktadır. Yine bugün, gerek acımasız kapitalist işleyiş gerekse savaş ve terör gibi yıkıcı gidişat, çocuklarıyla birlikte en çok kadınları mağdur etmektedir” diye ifade etti.

“BİZİM DEĞER DÜNYAMIZDA KADIN HİÇBİR İDEOLOJİNİN NE ARACI NE OYUNCAĞIDIR”

Açıklamasının devamında Arslan; “ Bizim değer dünyamızda kadın hiçbir ideolojinin ne aracı ne oyuncağıdır; yaşamın ana öğesi, kurucu ve koruyucu unsuru, bir bütünün diğer yarısı olarak bütünlüğün tamamlayıcısıdır. Evde, sosyal ve kültürel hayatta kadın her türlü kültürel varlığın yüklenicisi olmuştur.  Kadını evinden, ailesinden koparıp, onu kendine özgü fıtratından uzaklaştırmayı çağdaşlık, özgürlük, eşitlik gibi içi aldatmalarla doldurulmuş kavramlarla kışkırtan,  kontrolden çıkmış birinci feminist dalga,  geride telafisi imkânsız tahribatlar bırakarak yerini ikinci dalgaya  bıraktı. İkinci dalganın talepleri, kadının çalışma hayatına girmesinin doğal  sonucu olarak aile merkezli bir yaşamdan uzaklaşmanın veya aile bağlarının gevşemesi ile ne tür sosyal, ruhsal  çalkantıların, bozulmaların başladığını ağır, acı tecrübelerle gözler önüne serdi. Köklü,  kapsamlı değişim, yaşamın oturduğu temelleri derinden sarsmaya başladı.  Batı, her şeyini katarak yükselttiği yeni uygarlığını, önce ucuzlattığı,  sonra da büsbütün yıkıp yok ettiği ruhun, aklın, sevginin üzerine  inşa etti. Bugün ikinci dalganın talep ettiği ev ve aile merkezli hayat, hükûmetlerin eylem ve çalışma programlarında uygulamaya konulmaya başlamıştır” dedi.

“KADIN OLSUN ERKEK OLSUN, İNSAN, MANASIZ  BİR YAŞAM İÇİNDE BOŞ HAYALLERLE AVUNMAKTADIR”

Son olarak Arslan şunları söyledi; “ Gelinen noktada, modern yaklaşım sadece kadın için değil, insan için hiçbir ontolojik anlam ve amaç inşa edememiştir. Kadın olsun erkek olsun, insan, manasız  bir yaşam içinde boş hayallerle avunmaktadır. İnsan, anlam derinliğini,  asaletini yitirmiş, yitirmek üzeredir. İlk evrede aldatılarak sömürülen kadın, ruhunun güzelliğinden soyulmuş, ikinci evrede tensel varlığı tüketim piyasasına pazarlanarak doğrudan aldatıcı bir figüre dönüştürülmüştür. Şimdi o değer olarak hiçleştirilmiş varlığıyla şehevî duyguların tatmin aracı yapılmıştır. Kapitalizm, kurnazca sürdürdüğü algı operasyonlarıyla iliklerine kadar sömürüye ve pazarlamaya elverişli  hale getirdiği kadını ‘özgürlük’ yalanıyla aldatmayı sürdürebilmektedir. Son tahlilde kadına cinsel bir obje olmanın ötesinde anlam yükleyemeyenler, ona tarihinde en aşağılık muameleyi reva görmüşlerdir. Kadının maddi-manevi tüm varlığı, sömürü, istismar, yağma, talan ve kazanç alanına dönüştürülerek  hiçleştirilmiş, aşağılanmıştır. Eğer ‘Kadının Adı Yok’sa, bu  sebeple ve bu gelişmeler nedeniyle yoktur. Bize göre, bu bozulmaya ödün vermeksizin kadın hayatın her kademesinde yer almalıdır. Kadın, hayati görevi göz ardı edilmeksizin desteklenmeli, korunmalı, tahkim edilmelidir. Çünkü kadını korumak toplumu korumaktır; tüm canlılığı, coşkusu, nezaheti, inceliği ile bugünü ve yarını korumaktır.  Memur-Sen olarak, böyle bir günü, kadınların sorunlarına odaklanma açısından bir fırsat olarak görürken, kadınları ve sorunlarını adeta bir güne hapseden anlayışı da sağlıklı bulmadığımızı belirtiyor; başta kadın çalışanlar olmak üzere, bütün kadınların ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, sorunlarının çözümüne vesile olması temennisiyle bir defa daha kutluyoruz” diye söyledi.

Güncelleme Tarihi: 08 Mart 2016, 18:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128