Türkiye’ye başkanlık sistemi yakışır

AK Parti İl Başkanlığı’nın organizasyonu ile partililer ve Bolu halkı ile bir araya gelen Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Parlak, gerçekleştirdiği konferansla ‘Başkanlık Sistemi’ni anlattı.1982...

Türkiye’ye başkanlık sistemi yakışır

AK Parti İl Başkanlığı’nın organizasyonu ile partililer ve Bolu halkı ile bir araya gelen Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Parlak, gerçekleştirdiği konferansla ‘Başkanlık Sistemi’ni anlattı.1982 Anayasasının yanlış yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Parlak, “Dünyanın hiçbir yerinde Cumhurbaşkanı ile Başbakanı aynı anda güçlendiren bir sisteme rastlayamazsınız" diyerek Başkanlık Sistemi’nin günümüz Türkiye’sinde konuşulması gerektiğini savundu.

 

 

AK Parti İl Başkanlığı tarafından Cumartesi günü “Türkiye Başkanlık Sistemini Konuşuyor” adlı bir konferans düzenlendi. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen konferansta konuşan Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Parlak, Başkanlık Sistemi’nin bugün neden konuşulması gerektiğini katılımcılara anlattı.

Prof. Dr. Parlak, İlk olarak devletlerin oluşumundan bahsetti. Devletlerin durumunu tespit etmek için sadece yürütme sistemine bakmasının yeterli olmadığını söyleyen Parlak, Dünya devletleri sınıflandırıldığında 3 aynı modelin olduğunu belirtti. Parlak “Bunlardan birincisi Federal Devlet yapısı, ikincisi Üniter Devlet yapısı ve diğeri ise Konfederal devlet yapısıdır. Federal Devlet yapısına Almanya, Amerika gibi devletleri örnek verebileceğimiz çok sayıda ülkenin sahip olduğu bir sistemdir.  Burada bir büyük devlet çatısı altında küçük devletçikler, eyaletler vardır. Orada kendine ait hükümeti, başbakanı, meclisi olan küçük devletçik vardır ve bunlar bir araya gelip federal bir yapı oluşur. Üniter devlette ise, tekçi bir devlet yapısı söz konusudur. Türkiye ve dünyada birçok örnekte olduğu gibi.  Konfederal devlet yapısı ise, sadece belirli bir amaç ile birden çok ülkenin bir araya gelmesidir. Devletler mesela savunma amacıyla bir araya gelebilirler" dedi.

 

Koalisyonlar istikrarsızlık demektir

 

Devlet yapıları hakkında çeşitli bilgiler veren Parlak, daha sonra Başkanlık Sistemi’nin nedenlerini katılımcılara örneklerle anlattı. “Biz bunu neden konuşuyoruz?” diyen Parlak, adına Başkanlık Sistemi demeyebilir, yürütme sistemi diyebilirsiniz” diyerek “Peki ya biz bunu neden konuşuyoruz? Birincisi; Vakti zamanı geldi de geçiyor ondan. Bir kere yeni bir ana yasa yapıyoruz. Yeni bir ana yasa yapılırken ana yasanın belirleyeceği en önemli şey yürütme sistemidir. Türkiye şimdi ben parlamenter sistemdeyim deyip Cumhurbaşkanını da halka seçtirdikten sonra bunun belirlenmesi gerekiyor. İkincisi; Türkiye’deki parlamenter sistemle geçen yıllarda ciddi handikaplar ve istikrarsızlıklar var. 1923 yılında kurulan Cumhuriyetimizden bu güne kadar 61 hükümet değişti. 1961 yılından günümüze kadar ise 30 küsur hükümet değişti. 1989 yılından 2003 e kadar 11 hükümet değişti. Bu şu demektir; her yıl bir hükümet değişti! Bu da, istikrarsızlık demektir. Siyasal istikrarsızlık, ekonomik istikrarsızlığı ve kaosu da beraberinde getirir. Türkiye 70’li ve 80’li yıllardaki hükümet istikrarsızlıklar yüzünden neler çekti. Enflasyon, % 200’leri aştı. Margarini, çayı bile karaborsadan aldık. Bırakın su bile karaborsa olup, kuyrukta doldurup içtik. Eğer bizim atlattığımız dönemleri başkası yaşasaydı kim bilir ne oldurdu” ifadelerine yer verdi.

 

Türkiye'nin gerçeklerini bilmemiz lazım

 

"Bir devletin niteliğini, karakteristiğini ortaya koymak için yürütme sistemine de bakmanız gerekiyor" diyen Prof. Dr. Parlak, devletin yürütme sisteminin yarı başkanlık sistemi, yargısının tekçi yargı, yapısının üniter yapı, ekonomisinin kapitalist ve rejiminin demokrasi olabileceğini söyledi. Bu kavramların bir araya getirilerek bir yönetim sistemi oluşturulabileceğini ifade eden Parlak, "Bir tarafta biz devletimizi konuşurken sistemlerin ne olduğunu okumamız ve anlamamız lazım. Diğer taraftan da Türkiye'nin gerçeklerini bilmemiz lazım. Bu açıdan bakıldığında Türkiye'nin karnesini çıkartabiliriz. Türkiye üniter bir devlettir ve federal değildir. Bugün demokratik bir devlet olarak geçer, cumhuriyet rejimi vardır. Tekli yargı modeli değil ikili yargı modeli vardır. Yasamada da teklidir” dedi.

 

 

“1982 Anayasası, yanlış yazılmıştır”

 

Türkiye'nin yürütme sisteminin özellikle incelenmesi gerektiğini söyleyen, Cumhurbaşkanını halkın seçtiği ve anayasada bunun yazdığı ülkede parlamenter sistemden söz edilemez" diyen Parlak,”1982 Anayasası, yanlış yazılmıştır. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde cumhurbaşkanı ile başbakanı aynı anda güçlendiren bir sisteme rastlayamazsınız. Bu köylü cumhuriyetlerinde bile, muz cumhuriyetlerinde bile yoktur. Adamlar bunu bilerek mi yazdılar, yoksa bu hatayı nasıl yaptılar, bunu çok merak ediyorum. Ülkelerde ya tekçi yürütme vardır ya da ikili yürütme vardır. Tekli yürütme sisteminde her şey başkanda toplanır. İkilide ise ya cumhurbaşkanı güçlüdür, başbakan semboliktir, Fransa gibi. Diğerinde ise başbakanı güçlü kılarsınız, cumhurbaşkanı siliktir, Almanya gibi. Bunlara baktığımız zaman Türkiye'de bir yanlışlık olduğunu görebiliyoruz. Yani bugün bir başka parti de olsa bu sistemi konuşmak zorunda kalacaktı." Biçiminde konuştu.

 

Hükümet sisteminin değişmesi acil bir konudur

 

Bugün Türkiye’nin en önemli anayasal sorunlarından birisinin hükümet sistemine ilişkin olduğunu hatırlatan Parlak; “Türkiye 2002 yılından itibaren sağladığı siyasal istikrar sayesinde ulaştığı ekonomik, siyasal, toplumsal ve uluslar arası ilişkiler anlamındaki pozisyonunu istikrarsızlığı ve kaosu bünyesinde taşıyan mevcut parlamenter hükümet sistemi nedeniyle her an kaybedebilir. Parlamenter hükümet modellerinde bu kadar yüksek toplumsal desteğe sahip bir hükümet ve bu kadar sağlıklı işleyen bir cumhurbaşkanı-başbakan ilişkisi çok nadir rastlanan bir durumdur. Nitekim böylesine güçlü bir iktidar kompozisyonu, 1980 sonrası dönemde ilk defa gerçekleşti ve Türkiye’nin kronikleşen sorunları teker teker çözüldü, çözülüyor. Aynı şekilde parlamenter sistemlerde meclis aritmetiği nedeniyle hükümet kurulması süreci uzayabilir. Kurulan koalisyon hükümetleri öngördükleri farklı politikalar nedeniyle sağlıklı işlemez. Yine kurulan koalisyonlar zaman zaman az sayıda milletvekili transferleri nedeniyle her an yıkılma tehdidiyle karşı karşıya kaldığından kalıcı politikalar izlemekten uzaktır. Koalisyonu oluşturan siyasi partiler birbirlerinin aynı zamanda rakipleri olduklarında sürekli kendilerini ön plana çıkaracak, koalisyon ortaklarını geri planda tutacak uygulamalara yönelirler. Tüm bunlar siyasal istikrar ortamını bozar ya da istikrarlı bir yapının ortaya çıkmasına engel olur. Türkiye için tedbir alınmaması durumunda önümüzdeki yıllarda benzer bir risk her zaman söz konusudur. Bunun gerçekleşmesi ve istikrarın bozulması durumunda ise, bugüne kadar elde edilen bütün kazanımlar kaybolacak, yapılan bütün fedakârlıklar heba olacaktır. Bütün bunların yaşanmaması için hükümet sisteminin değişmesi acil ve hayati bir konudur. “diye konuştu.

 

 

Başkanlık sistemi tartışmaları bir asırdır var

 

Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Parlak sözlerini şu şekilde tamamladı;

Başkanlık tartışmaları bugün başlamadı. Tartışmanın neredeyse bir asrı geçkin bir tarihi bulunuyor. Bu yönüyle bakıldığında, 1850’li yıllardan başlayarak 1876,1909,1924,1961, ve 1982 anayasaları ile devam eden tarihi bir arka plana sahip. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde fiilen başkanlık sistemine yakın bir model uygulandı. 1961 ve 1982 anayasaları yazılırken başkanlık modeli üzerinde duruldu. 1970 yılında Necmettin Erbakan’ın öncülüğünde kurulan Milli Nizam Partisi’nin programında yer aldı. Alparslan Türkeş’in Dokuz Işık adlı kitabında Türkiye için ideal hükümet modelinin başkanlık sistemi olduğu belirtildi. Ardından Özal ve sonrasında Demirel başkanlık sistemini tartışmaya açtı. Son olarak AK Parti 2001 yılında kuruluş bildirgesinde Türkiye’de başkanlık sistemini yeniden tartışmaya açacağını deklare etti. Tartışmanın bugünlerde yeniden canlanmasının nedeni ise, mevcut hükümet sistemi tercihimizin Türkiye’nin siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel yapısı ile uyumlu olmadığı gerçeğinin bir kez daha anlaşılmasıyla ilgilidir. Başkanlık sistemi yürütme organının doğrudan halk tarafından seçildiği ve seçimle iş başına gelen başkanın yasama organı tarafından görevinden alınamadığı bir hükümet sistemidir. Sistemin en belirgin özelliği sert kuvvetler ayrılığına dayanması, bu sayede yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirinden ayrı çalışması esasının uygulanmasıdır. Kamuoyunda başkanlık sistemiyle ilgili yanlış algılardan beklide en önemlisi, bu sistemde seçilen başkanın bütün yetkileri şahsında toplayacağı, dolayısıyla bu sistemin kuvvetler ayrılığı ve demokratik ilkelerle bağdaşmasının zor olduğu şeklindeki kanaattir. Bu sistemde başkan parlamentonun içinden çıkmamakta, doğrudan halk tarafından seçilmektedir. Ayrıca başkan ve onun bakanları konumunda olan sekreterleri, yasama organının üyesi değildir. Başkanlık sistemi, yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan bir sistem olup, bu sitemde kuvvetler ayrılığı ilkesi tam olarak uygulanır. Burada başkan doğrudan halk tarafından seçilmekte olup görevini sürdürmek için parlamentonun güvenoyuna ihtiyaç duymaz. Bu nedenlerle kuvvetler ayrılığı prensibi tam olarak uygulanır.”

 

Güncelleme Tarihi: 19 Haziran 2016, 15:03
YORUM EKLE
YORUMLAR
sadi hoşgör
sadi hoşgör - 7 yıl Önce

tayyip dedi diye sen de papağanlğını yap başkanlık sisteminin... ona padişahlık da yakışır... yalakalar bol memlekette nasılsa

SIRADAKİ HABER