Türküler Yanmaz!

Bolu’da görev yapan demokratik kitle örgütleri Akbank önünde gerçekleştirdikleri protesto eylemiyle Sivas katliamını bir kez daha lanetlediler

Türküler Yanmaz!
 Bolu’da görev yapan demokratik kitle örgütleri Akbank önünde gerçekleştirdikleri protesto eylemiyle Sivas katliamını bir kez daha lanetlediler. Demokratik kitle örgütleri adına konuşan Arzu Tokgöz;“2 Temmuz 1993'te, Sivas'ta, aydın ve sanatçıların kalmakta olduğu Madımak Oteli’nin kuşatılarak ateşe verilmesi sonucu yaşanan katliamın üzerinden 20 yıl geçti. Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Hasret Gültekin, Asaf Koçak, Dr. Behçet Aysan’ın da aralarında bulunduğu 35 kişi, güvenlik güçlerinin gözleri önünde yakılarak katledildi.” Dedi. Tokgöz; “ Sivas katliamı, “tek dil, tek din, tek millet” diyen, farklı dillere, inançlara ve farklı kültürlere tahammül göstermeyen, ırkçılık ve gericilikten beslenen sistemin, gerici güçleri kışkırtarak yarattığı bir “insanlık suçu” olarak tarihteki yerini almıştır. Anadolu’nun halklar ve kültürler mozaiği olduğunu kabul etmeyen ırkçı, şoven ve faşist güçlerin gerçekleştirdiği katliamın gerçek sorumluları hala açığa çıkarılmamış, bu yöndeki talepler, bizzat iktidar partisi tarafından engellenerek, katliama adeta sahip çıkılmıştır. Bu ülkede ellerinde bırakın silahı, ancak kalem ve kitapları olan yüzlerce öğrenci, gazeteci uzun tutukluluk süreleri ile cezalandırılırken Sivas’ta 35 canı diri diri yakanlar, verilen “zamanaşımı” kararıyla adeta ödüllendirilmiş, yeni katliamlar tertiplemeleri için resmen teşvik edilmişlerdir.Nefret ve insanlık suçlarını özendirici nitelikteki zamanaşımı kararı, bugün sistemin reddettiği bütün kimlik, inanç grupları ve mezhepleri yeni katliamların hedefi haline getirmişken, Başbakan’ın ''Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun'' sözleri hafızlardaki tazeliğini korumaktadır.” Biçiminde konuştu.

 

      

Başbakan tarafından ırkçı ve ayrımcı bir dil kullanılıyor

 

 Demokratik kitle örgütleri adına açıklamasına devam eden Arzu Tokgöz; “Sivas katliamı, Malatya, Maraş, Çorum, Gazi Mahallesi, 1 Mayıs 77, Beyazıt katliamları gibi karanlıkta bırakılmak istenmiş, arkasındaki güçler bilinçli olarak açığa çıkarılmamıştır. Baskının, ayrımcılığın ve sömürünün devam etmesinden yana olan güçler, işlenen katliamların üzerindeki karanlık perdeyi kaldırmamayı, halkları birbirine karşı kışkırtmayı ve onları düşmanlaştırmayı iktidarlarının garantisi olarak görmeye devam etmektedir.2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nin kuşatılıp ateşe verilmesinde seyirci kalan devletin “güvenlik güçleri” ve bu güçlerin sorumlusu olarak makamlarında oturanlar hakkında bugüne kadar hiç bir soruşturma açılmamıştır. Baskının, ayrımcılığın ve sömürünün devam etmesinden yana olan güçler, işlenen katliamların üzerindeki karanlık perdeyi kaldırmadıkları gibi, o günden bugüne defalarca halkları birbirine karşı kışkırtıp, bu durumdan faydalanmayı kendilerine görev edinmişlerdir. Bugün özellikle Başbakan tarafından kullanılan ırkçı ve ayrımcı dil, toplumu iktidarın siyasal amaçları doğrultusunda bölerek, AKP’nin hedeflerine daha kolay ulaşmasını hedeflemektedir.” Dedi.

 

 

20 yıl önceki zihniyet kendisini Roboski’de göstermiştir

 

Tokgöz; “ 20 yıl önce kendisini Sivas’ta Madımak Oteli’ni ateşe vererek gösteren ırkçı-faşist zihniyet, 28 Aralık 2011’de kendisini Roboski’de göstermiştir. Roboski katliamının faillerini ısrarla bulamayan devlet, bu yıl katliam yerine çocuklarını anma için giden ailelere, sınırı geçmekten para cezası verecek kadar ileri gidebilmiştir. Son süreçte Taksim de 1 Mayıs Kutlamak isteyen emekçilere saldırıyla başlayan Ve 27 Mayıstan itibaren tırmanan Gezi parkını Rantsal dönüşüme kurban etme girişimlerine karşı örülen tepkiler,29 mayısta, Güvenlik güçlerinin aşırı şiddet kullanımı ile patlayan toplumsal tepki,Türkiye’nin dört bir yanında AKP Politikalarına karşı isyana dönüştü.Bu protesto gösterilerinde de Polis şiddetinin dozu hiç düşmedi.Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük’ün  bu şiddetin kurbanları olmasının ardından,Ethem Sarısülük’ü vuran polisin bilirkişi raporuna rağmen serbest bırakılması Toplum vicdanında derin bir yara daha açmıştır.Ardından 27 Haziran’ da Lice’ de barış sürecine rağmen Karakol yapımını protesto eden vatandaşlarımıza açılan ateş sonucu 17 yaşındaki Medeni Yıldırım ölmüş,2 si ağır 8 kişi de yaralanmıştır. Olay sonrası yapılan açıklamalarda ise, AKP’nin kendine muhalif olanlara karşı gösterdiği şiddeti ne kadar olağan gördüğünü, kendinden olmayanların ölümünü sıradan olaylarmış gibi karşılamasını, Türkiye Devleti’nin 90 yıllık vicdan, adalet ve insanlıktan yoksun geleneğinin bir parçası olarak görmekteyiz.” Biçiminde konuştu.

 

Sivas katliamında yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz

 

Arzu Tokgöz sözlerini şu şekilde tamamladı; “Anadolu’nun bir halklar ve kültürler mozaiği olduğunu kabul etmeyen ırkçı, şoven ve faşist güçlerin gerçekleştirdiği tüm bu katliamların gerçek sorumlularının açığa çıkarılmaması, hatta katliam sanıkları için zamanaşımı kararının çıkması, Sivas katliamının arkasındaki gerçek güçlerin kimler olduğunu göstermektedir. Tüm bu katliamları yapanlar, emrini verenler ve seyirci kalanlar bilmelidir ki,  Anadolu halkları, kendisine karşı işlenmiş suçları asla unutmamıştır ve unutmayacaktır.2 Temmuz’da Sivas’ta yaşananları unutmamak, insanlığın en temel idealleri olan özgürlük, eşitlik ve barış uğruna yürütülen mücadelenin yükseltilmesi ile mümkün olacağını biliyoruz. Bolu Demokratik Kitle Örgütleri olarak,  Sivas katliamında yaşamını yitirenleri saygıyla anıyor, katliamı gerçekleştirenleri ve destekçilerini bir kez daha lanetliyoruz! Üzerimizdeki bütün baskılara rağmen, ülkemizi, emperyalistlerin uşaklığını yapan gerici ve ırkçı-şoven odaklara asla teslim etmeyeceğiz.” 

 

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2013, 22:17
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER