YAMACI GİBİ OLMALIYIZ !

Onur Ustaoğlu'nun Kaleminden Konuşan yazı...

YAMACI GİBİ OLMALIYIZ !

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Psikolojik sorunları olan bir genç akıl hastanesinde tedavi görmeye başlıyor. Çeşitli terapilere katılıyor. Pek bir faydasını görmüyor. Derken bir gün doktorların çaresiz kaldığı bir akıl hastasına yardımcı oluyor ve hayatında ilk defa iyi bir şey yapmanın tadını alıyor. Çok mutlu oluyor. Hastanede arkadaşları ona olaylara pratik ve olumlu çözümler bulduğu adeta açık yaralara yama olup insanların dertlerini biraz olsun azalttığı için ‘ Yamacı’ lakabını takıyorlar

Çok geçmeden akıl hastanesindeki doktorlarına gidiyor. Ben iyileştim kendimi taburcu ediyorum diyor. Doktorlar “ne diyorsun? Daha tedavin bitmedi diyorlar. “Ama bizim yamacı dinlemiyor hastaneden çıkar çıkmaz. Bir üniversitede tıp okumaya başlıyor. Ancak tabii tıp eğitimi uzun bir süre aldığı için o eğitimin ilk yıllarında tıp öğrencilerinin hastalarla konuşması hatta temas etmesi tamamen yasak. Ancak bizim aşırı zeki yamacı lakaplı doktor adayımız. “ ben insanlara yardım etmek istiyorum.” Düşüncesiyle gizli gizli hastanede gözlem yapmaya başlıyor. Kanser hastası çocukların olduğu bölüme gidiyor. Çocukların gülümsemediğini fark ediyor. Hemen orada bulduğu bir malzemeden kendine palyaço burnu yapıyor. Tabii bir doktoru o burunla gören çocuklar gülümsemeye başlıyor ve bizim Yamacı yavaş yavaş tüm hastaneyle arkadaş oluyor. Hocaları gibi hastanedeki hastaları numarayla değil her hastaya ismiyle hitap ediyor

Bu arada dersleri de çok iyi sınıfın en başarılı öğrencisi durumunda ama sisteme uymadığı için hep üniversitedeki hocalarla kavga ediyor. Kuralları dinlemediği insanların acılarını ağrılarını gülümseterek hafiflettiği ve yaşam kalitelerini arttırmaya çalıştığı için okulunun son döneminde hocalarının şikâyeti ile okuldan atılması gündeme geliyor ve doktorlardan kurulu bir heyetin önüne çıkıyor.

Doktorlar insanları dinliyor. En son olarak yamacıya bunları yaptın mı? Diye soruyorlar Yamacı gülümseyerek “evet yaptım. Bir doktor olarak insanları numarayla değil isimleriyle hitap ettim. Onlarla bağ kurup sıkıntılarına ortak olmaya, yapabildiğim kadar yaşam kalitelerini yükseltip onları mutlu etmeye çalıştım. Bakın efendim sizde doktorsunuz. Bir doktorun görevi nedir? Sadece hastayı hayatta tutmak mı acılarını dindirmek mi? bence hayır bizim aynı zamanda hastaların durumu ne kadar kötü olursa olsun. Onları yüzünü güldürmemiz bir şekilde onları mutlu etmemiz gerek bunun içinde sizin dediğinizin tam tersi onlarla konuşup bağ kurmalıyız. Hiç birimiz makine değiliz insanız? Siz şimdi belki de okuldan uzaklaştırıp benim doktor olmamı engelleyeceksiniz. Ancak şunu söyleyebilirim. Ne yaparsanız yapın öğrenmemi ve insanlara yardım etmemi onları mutlu etmemi engelleyemezsiniz. O yüzden bırakın. Meslektaşınız olarak bunları yapayım. Ama ne olursa olsun her iki durumda da başınıza bela olmayı doğru bildiğimi yapmayı ve söylemeyi sürdüreceğim. Çünkü insanlara hizmet etmeyi onları birazcık olsun mutlu etmeyi seviyorum…”

Evet, birçoğunuzun izlediğini düşündüğüm gerçek bir yaşam öyküsünün anlatıldığı 1998 yapımı Patch Adams isimli filmin aklımda kaldığı kadar konusunu anlatmaya çalıştım ama finalinde ne oluyor onu söylemem bir zahmet izleyin. Çok kötüyüm değil mi? Şaka bir yana bu filmi her izlediğimde kendime insanlar niye bu kadar karamsar diye sorarım.

Biz o kadar karamsarız ki, hasta olduğumuzda iyileşmeyi düşüneceğimize hep kötü şeyler gelir aklımıza. Durum böyle olunca o karamsar düşünce en çokta engellenen bireyleri etkiler bazı insanlar engellenen bireylere sanki uzaydan gelmiş yaratık görmüş gibi bakar ve o kadar olumsuz yaklaşırlar ki belki de ülkemizdeki engellenen bireylerin yaşam kalitesi bunun için düşük kalmıştır.

Hâlbuki Patch Adams’ın doktorlara dediği gibi insanları görevlerinden biride olumlu düşünüp yaşam kalitelerini yükseltmek değil midir? Biliyorum şimdi bana “nasıl olumlu düşünürüz ülkenin haline baksana salgın var. Ekonomi dersen öyle diyecekler olabilir.” Ancak unutmayın dünyadaki en güçlü insan acıya bile gülümseyerek yaklaşan insandır. Onun için ne olur olumsuz düşünceleri bir kenara bırakın insan olduğunuzu hatırlayın ve gülümseyin, gülümsetin. Ağlamakla olumsuz düşüncelerle hiçbir şey başaramayacağınızı ancak sıcacık bir gülümsemeyle önünüze çıkan bütün engellerin kaldırabileceğinizi unutmayın…

Yazan Onur Ustaoğlu – Seslendiren Özge Nur Dilber – Bolçi’nin Katkılarıyla Bolu Olay Gündem Gazetesi Konulan Yazılar…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128