“Yasta değil isyandayız!”

Tıp dünyası Samsun’da Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Kamil Furtun’un silahlı saldırı sonucu öldürülmesi üzerine ayağa kalktı. Meslektaşlarının katledilmesine sessiz kalmayan Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesi sağlık çalışanları dün Doktor Furtun için ‘Yeter Artık’ diyerek tüm gün iş bıraktılar.

 “Yasta değil isyandayız!”

HABER: FARUK ÇİDEM

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Kamil Furtun’un öldürülmesini protesto etmek için Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesi önünde bir araya gelen TTB, Türk Sağlık Sen ve SES üyeleri meslektaşlarının öldürülmesini protesto ettiler. Dün tüm gün iş bırakan sağlıkçılar ‘yasta değil isyandayız’ dediler.

Bir araya gelen sağlıkçılar adına sırasıyla basın açıklaması yapan oda ve sendika temsilcilerinin hepsi ortak bir noktaya işaret ettiler. Temsilciler, Sağlıkta şiddet yasasının bir an önce geçirilmesini gerektiğini söylediler.

TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ adına basın açıklamasını okuyan FATİH DEMİRCİOĞLU; “Samsun Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahi Hastanesi'nde görevli Göğüs Cerrahi Uzmanı ağabeyimiz-kardeşimiz-arkadaşımız Op. Dr. Kamil FURTUN, 3 gün önce silahlı saldırı sonucu şehit edildi. Op. Dr. Kamil Furtun uzun bir tıp ve ihtisas eğitiminin ardından, görev yapmış olduğu ilde yılın doktoru seçilmiş, başarılı bir meslektaşımızdı. Mesleğinin en olgun çağında aramızdan ayrıldı.

Öfke ile doluyuz; çünkü biliyoruz ki her geçen gün artan ve canımızdan can alan sağlıkta şiddet olaylarını önlemek için pek çok şey yapılabilir, yapılabilirdi... Niyetler, hedefler, planlar bu yönde olsaydı Ersin'imiz, Melike'miz, Kamil'imiz ve diğer sağlık çalışanlarımız bugün bembeyaz önlükleri ile hastane koridorlarında halkımızın sağlığı için koşturmaya devam ediyor olabileceklerdi...

Bu konuda sivil toplum kuruluşlarınca toplantılar yapılmasına, görüş ve öneriler, kanun maddeleri, raporlar sunulmasına rağmen maalesef sağlıkta şiddet yasası hala geçmedi ve biz sağlık çalışanları sıranın hangi gün bize geleceğini bilmiyoruz. Her gün sıranın kimde olacağı korkusu ile işlerimize gidiyoruz ve tedirgin çalışıyoruz. Her şiddet olayından sonra sağlık çalışanlarının ağzına bir parmak bal çalınmakta, çözüm önerileri zamana yayılmakta, olaylar soğuduktan sonra umutlar başka bahara taşınmaktadır. Başka bir zaman, başka bir şiddet olayından sonra maalesef sağlık çalışanlarının hafızası tekrar eski olayları hatırlamakta ve çözüme yönelik karamsarlığımız giderek artmaktadır.

“HASTA VE HASTA YAKINLARI İLE RAKİP DEĞİLİZ”

Pek çok sivil toplum kuruluşu tarafından "Yarın çok geç olmadan, sağlıkta şiddeti önlemek için sahici adımlar atılmalı" dendiğinde bakanlık bizimle alay eder gibi şiddete tedbir olarak hasta ve çalışan tuvaletlerini birleştirerek çözüm üretti. Ve sonunda yine geç oldu; bugün Furkan ağabeyimiz-kardeşimiz-arkadaşımız aramızda değil, aramızdan söküp alındı... Maalesef son 3 yılda 30.000'in üzerinde sağlık çalışanı şiddete maruz kaldı. Bunda cani-psikopat hasta yakını yanında, hasta ve sağlık çalışanlarını rakipmiş gibi gösterenlerin sorumluluğu azımsanmayacak kadar çoktur. Bizler hasta ve hasta yakınları ile rakip değiliz. Onların sağlığını en yüksek noktaya taşımak için çalışıyoruz. Ancak popülist yaklaşımlar ile sağlık çalışanları ile hastaları rakip gibi gösteren mentalitenin de bu cinayette sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz. Hekimleri ve sağlıkçıları her fırsatta kötüleyen, "paragöz, tembel" diyen, SABİM aracılığıyla çalışma huzurumuzu bozanların da buna katkısı azımsanamayacak boyuttadır.

“BİZLER NE İSTİYORUZ?”

Bizler sağlıkta şiddet yasasının bir an önce çıkartılmasını, sağlık çalışanlarının çalışma ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesini, işlerimize gelirken şiddete maruz kalmayacağımız güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasını istiyoruz. Bugün Sağlık Bakanlığı tarafından sadece 15 dakika süre ile hasta hizmetlerinin durdurulmasının kısmen iyi bir başlangıç olduğunu, bu olayları çözmeyeceğini, daha geniş ve etkili adımların atılması gerekliliğini umuyoruz.

Son olarak içimiz kan ağlarken, şehit doktorumuz Op. Dr. Kamil FURTUN'a tekrar Allah'tan rahmet diliyor ve bunun sağlık çalışanları adına son olmasını, güzel ve huzurlu gelecek için bir başlangıç olmasını temenni ediyoruz.

“TEDBİR ALINSA TEKERRÜR OLMAZ”

TÜRK SAĞLIK SEN BOLU ŞUBESİ YÖNETİM KURULU adına basın açıklamasını gerçekleştiren Hakan Koca, Mehmet Akif Ersoy’un bir şiirini okuyarak başladığı açıklamasında; “'Tarih' i' tekerrür' diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” dedi.

 

Sağlık Çalışanlarına yönelik her şiddet olayından sonra sürekli yetkilileri uyardıklarını belirten Koca şunları söyledi; “Gereğini yapın, çalışma ortamlarını güvenli haline getirin demiştik.    Hastaneleri ellerinde sopa, bıçak ve silahla basanlara dikkat çekerek felaket geliyor demiştik. Fakat uyarılarımız dikkate alınmadı.   Sadece bizim uyarılarımız değil geçmişte yaşananlarda unutulup giderek gereği yapılmadı.

11 Kasım 2005'de İstanbul'da Prof. Dr. Göksel Kalaycıoğlu

15 Ocak 2008'de Giresun'da Dr. Ali Menekşe

17 Nisan 2012'de de Gaziantep'te Dr. Ersin Arslan hastanede görevleri başlarında katledildiler.

Bu üç cinayetin ardından sağlıkta şiddette değişen ise sadece şiddetin artması oldu. Sağlıkta şiddet bir kez daha cinayete dönüştü. Tarih yine tekerrür ederek bizim ciğerimizi yaktı.

29 Mayıs 2015 tarihinde bu kez de Samsun'da Dr. Kamil Furtun hunharca hastanede katledildi. Yılın doktoru seçilmişti, binlerce hastaya şifa dağıtmıştı ama kendini bilmez bir psikopatın kurşunlarına hastane koridorlarında hedef oldu.

Her olaydan sonra yapılan uyarıları dikkate almayıp önlem almakta ihmalkâr davrananlar da bu olayın sorumlusudurlar.

Hayatından endişe ederek hizmet sunan sağlık çalışanlarının, şiddete uğrayanların ve Yitip giden canların vebali onlarında üzerindedir.

Kendilerine, eş ve çocuklarına güvenlik ordusu ve zırhlı makam araçları tahsisinde tüm imkânları kullanan devletlû büyüklerimiz söz konusu sağlık çalışanlarının can güvenliği olunca alınacak tedbirleri ve bu uğurda yapılan uyarıları ne den görmezden gelirler?

Her fırsatta insanı yaşat ki, devlet yaşasın diyenler, gelinen noktada devletin memurunu yaşatamaz, kamu kurumlarında çalışanların çalıştığı iş yerinde canım koruyamaz durumdadırlar.

Hastanelerde; Hekiminden Hemşiresine Ebesinden Teknisyen ve teknikerlerine, memurundan hizmetlisine kadar bütün sağlık çalışanların güvenli bir çalışma ortamına hasret bırakılmışlardır.

Çalışanların güvenliğini sağlama konusunda çaresiz ve zavallı bir durum sergilemektedirler. Kısacası devlet çalışanını korumaktan aciz bir hale gelmiştir. Bu acizlik bizim devletimize yakışmamaktadır.

“AĞIR YAPTIRIMLAR OLMAZSA ÖLÜMLER DEVAM EDECEK”

Sağlıkta şiddet sloganlarla veya toplantılarla çözülecek bir iş değildir.  Buradan soruyoruz: Bunu anlamak için kaç canın daha kurban verilmesi gerekiyor? Sadece

2014 yılında Beyaz Koda 11 binin üstünde şiddet vakası ihbarı bırakılmış. Resmi kayıt bu kadar ise şiddetin ulaştığı vahim boyut kelimelerle anlatılacak düzeyi çoktan geçmiştir.

Verilen süslü beyanatlar, Samsun Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Hastanesinde görev yapan Dr. Kamil FURTUN'un hastane koridorlarında katledilmesine engel olamamıştır.

Sorunlara çözüm olmanın ötesinde, hiçbir derde derman olmayan "Şiddete Sıfır Tolerans" sloganı işe yaramamıştır. Hasta sayısı ile övünen bir bakanlık çalışma şartlarını ve iş yükünü artırmış, sözüm ona hasta hakları ve oluşturulan alo 184 şikayet hatları ile çalışanlar, vatandaşa adeta hedef gösterilmiştir.

Sağlıkta şiddet ne yazık ki önce rutinleşmiş Samsun'da da bir kez daha cinayetleşmiştir. Bu cinayet ilk olmadığı gibi son olmasını çok isterdik ama son da olmayacaktır. Beyaz önlüklere siyah kefen biçildiği bu vahşet düzeni önlemler ve ağır yaptırımlar olmaz ise sürüp gidecektir.

 

“EVİMİZE SAĞ SALİM GİTMEK İSTİYORUZ”

Türk Sağlık-Sen olarak biz yaşanan bu vahşi cinayeti protesto etmek ve can güvenliği talebimizi bir kez daha dile getirmek için bugün tüm yurtta iş bıraktık. Talebimiz çok basittir. Sadece güvenli çalışmak ve akşam olunca sağ salim ailemize kavuşmak istiyoruz. Hastanelerin savaş meydanlarını andırdığı, çalışanın her saniye şiddete uğrama korkusu yaşadığı bir ortam olarak kalmasını istemiyoruz. Biz burada hizmet üretmekten çekinir bir hale geldik. Şifa veren eller kendi hayatlarından her gün endişeliler. Bunun düzeltilmesini istiyoruz. Çalışanların güvenliğini sağlayamayan Sağlık Bakanlığı ne işe yarar acaba?

Lütuf değil, insan olarak çalışan olarak hakkımızı istiyor diyoruz ve hayatını kaybeden doktorumuz Kamil FURTUN'u bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhu şad mekânı cennet olsun.

 

“YASTAYIZ”

                                                                                                                                                                                                                                        Konuşmasına ‘şiddet bir canımıza daha kıydı, bugün tüm yurtta isyandayız’ diyerek başlayan SES Bolu Şube Eşbaşkanı Özkan Üstün; “29 Mayıs 2015 tarihinde Samsun Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Hastanesi’nde görevli Göğüs Cerrahisi Uzmanı Operatör Doktor Kamil Furtun uğradığı silahlı saldırı sonucu görevi başında hunharca katledildi. Ersin gibi, Melike gibi ve diğer sağlık emekçileri gibi…” dedi.

 

 

“OYSA UYARMIŞTIK”

“Artık Yeter!” dedik sağlıkta gün be gün artan şiddete karşı; duymadılar!

Acil taleplerimizi ilettik; görmezden geldiler!

Türk Ceza Kanunu’na ek maddeler önerdik, yok saydılar!

Açıklamalar, eylemler, toplantılar yaptık; Sağlık Bakanlığı’nın önünü aşındırdık, Meclis Komisyonu’nda sunumlar yaptık, dikkate almadılar!

Şiddete uğrayan sağlık emekçileri için acil şiddet hattı kurmak zorunda kaldık, önemsemediler!

Uyarmıştık…

AKP iktidarını ve Sağlık Bakanı’nı; sağlığı piyasalaştıran, sağlık çalışanlarını köleleştiren ve itibarsızlaştıran uygulama ve söylemlerinizden vazgeçin diye…

Ama nafile, uyarılarımızı dikkate almadılar.

Çünkü onlar kendi iktidarlarını korumak için sağlık çalışanlarını korumasız bırakmaya niyetliydiler.

Ve bir arkadaşımız daha görev yaptığı hastanede yaşamını yitirdi.

“ÖFKELİYİZ”

Sadece katiller değil, azmettirenler ve önlem almayanlar da bu cinayetten sorumludur.

Sağlıktaki şiddetten ve bu cinayetten sorumlu olanlar,

 “Ben doktora iğne yaptırmam, doktor bir iğne yapar, adamı felç eder icabında.” diyenlerdir.

 “Doktor efendi dönemi bitti” diyenlerdir,

 “Doktorların eli hastaların cebinde”, "Doktor efendi mani peşinde" deyip miting meydanlarında vatandaşa sağlıkçıları yuhalatanlardır;

Daha fazla kar hırsıyla sağlıkçıları zorla, tehditle ölesiye çalıştıran, sermaye sahiplerine sağlık alanını çekici kılabilmek için insanları hasta etme garantisi veren, sağlığı öncelemek yerine hastalığı önceleyen bir yandan da hekimleri sağlıkçıları her fırsatta kötüleyen, "paragöz, tembel" diyenler,  SABİM'le terör estirenlerdir.

Sadece katilin değil, azmettiricilerin de bulunmasını istiyoruz!

İsyandayız.

Bugün ülkemizin dört bir yanında bulunan bütün sağlık kurumlarında yastayız / isyandayız!

İsyandayız

Çünkü, ülkemizde her alanda olduğu gibi sağlıkta da şiddet olağan bir hal aldı.

Sağlık emekçileri olarak sürekli olarak şiddete uğradığımız, dövüldüğümüz, vurulduğumuz hastane binalarına, ASM’lere, TSM’lere ve muayenehanelere girmiyoruz!

 

BİR EYLEM DE KÖROĞLU ÜNİTESİNDE

 

Samsun'da Dr. Kamil Furtun'un öldürülmesi protesto edilerek, saygı duruşunda bulunuldu. İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin bahçesinde toplanan hastane çalışanları,Samsun'da Dr. Kamil Furtun'un öldürülmesini protesto ettiler. Yakalarına 'Biz bir aileyiz. Şiddeti kınıyoruz' yazılı kartlar takan sağlık çalışanları saygı duruşunda bulundu. İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yöneticisi Doç.Dr. Kamil Gürel yaşanan olayların sağlık çalışanlarının motivasyonunu tükenme noktasına getirdiğini belirterek, "Şifa sunan ellerin sahipleri her gün başını yastığa koyarken sağlığınız için aldığı kararları şöyle bir gözden geçirip, vicdanını rahatlatmadan gözlerini kapayamıyor, bundan emin olunuz. Ne var ki, üst üste yaşanan olaylar sizlerin evlatları olan sağlık çalışanlarımızın moral ve motivasyonunu neredeyse tükenme noktasına getirmiş durumdadır. Biz sizlerin sayesinde varız, sizlerin duaları ve desteğiyle ayaktayız. Mesleğimizi icra ederken kin, nefret ve şiddetin diliyle karşımıza çıkanlara en büyük dersi ancak ve ancak hep birlikte verebiliriz. Unutmayalım ki, insan hayatını hiçe sayacak kadar vahşileşen bu çirkin durumun sadece yasal düzenlemelerle sıfır noktasına getirilmesi beklenemez. Bu nedenledir ki, şifa veren eller sizlerden kendilerini anlayan yürekler istiyor" dedi

 

Güncelleme Tarihi: 03 Haziran 2015, 19:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner128