ZIT

Ersan Türkoğlu'nun Kaleminden...

 ZIT

Dünya Barış Günü.

İnsanoğlu her konuda olduğu gibi barış gününün tarihinde de hem fikir olamadı.

Bazıları için 1 Eylül Dünya Barış günü;

Almanya’nın 1 Eylül 1939’da Polonya’yı işgal etmesiyle başlayan II. Dünya Paylaşım Savaşı’nda 50 milyonun üzerinde insan ölmüş, kentler harabeye dönmüş, atom bombaları kullanılmış, tüm dünya kan ve gözyaşına boğulmuştu.

Bazıları bu korkunç savaşın başladığı 1 Eylülü, Dünya Barış Günü olarak kabul etti.

Bazıları için ise 21 Eylül Uluslararası Barış Günü;

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1981’deki 57. birleşiminde, “Genel Kurul’un açılış günü olan her Eylül’ün üçüncü salı gününü “Uluslararası Barış Günü” ilan etti.

Yıllar sonra Genel Kurul'un 7 Eylül 2001 tarih ve A/RES/55/282 sayılı kararı ile 21 Eylül'ü Barış Günü olarak kabul etti.

Günümüzde küresel emperyalizm saldırganlığını bütün vahşetiyle sürdürmekte iken, dünyanın birçok ülkesinde sömürü ağlarını genişletmek için kan ve gözyaşı dökmekte iken bence her gün Dünya Barış günü veya Uluslararası Barış günü olsa ne yazar.

Bugün milyonlarca insan açlıkla karşı karşıyayken, bu insanlara yardım eli uzatmak yerine, kaynakların silahlanmaya ve savaşlara ayrılması, insanlığın büyük çelişkisi değil mi?

Sonu getirilemeyen çatışmalar, terör ve şiddet, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın birçok noktasında insanlığın geleceğini tehdit ediyor.

Irak’ta, Suriye’de yaşananlar bizi tehdit etmiyor mu?

Kimin terörist, kimin sapık, kimin bulaşıcı hastalık taşıdığını bilmeden ölümden kaçan on binlerce insanı sınırlarımızdan kontrolsüzce ülkemize alırken “Mağdurlar, yazık” edebiyatı yapan siyasilerimiz bu tablonun oluşmasından sorumlu değil mi?

Ülkemizde emperyalist çok uluslu mobilize terör örgütlerine sınır kapılarını açarak onlara her türlü desteğin verilmesi Suriye’de, Irak’ta ve ülkemizde insanların katledilmesine yol açmadı mı?

İktidara geldiklerinde komşularla sıfır sorun diyen ve bugün ülkemizin nerdeyse bütün komşuları ile savaşa sokacak olan AKP zihniyeti zıt kavramları iyi kullanarak saltanatını sürdürmeye devam ediyor.

Unutmayın zıt kavramlar, her zaman birbirini çağrıştırır. 
Kötü iyiyi, çirkin güzeli ve barış savaşı…
Peki, iyiyi yakalayabilmek için önce kötüyü mü görmek gerekir? 

Ya da barışı yaşamak için önce savaşmak mı? 
Bir Kızılderili Atasözü der ki; “İnsanın ruhundaki barış yoksa ne fertler, ne milletler arasında barış olabilir.”

Ülkemizde kutuplaşmayı tetikleyen, dindar fakat kindar bir nesil yetiştirmeyi hedefleyen AKP zihniyetinin gerçek yüzünü milletimiz ne zaman görecek, merak ediyorum.

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, “Bir ulusun hayatı söz konusu olmadıkça savaş bir cinayettir.” diyerek, savaşın insanlık için yıkım ve felaket olduğunu belirtmiştir. “Yurtta barış, dünyada barış” sözüyle de ülkemizde ve tüm dünyada barış olması gerektiğini vurgulamıştır.

Kindar nesiller yetiştirmek isteyenlere inat; içimizdeki, içinizdeki barışın asla tükenmemesi; evde, işte, okulda, yolda, tüm yaşam alanlarımızda, barış içinde, huzurlu bir dünya dileğiyle hoş çakalın. 

Güncelleme Tarihi: 22 Eylül 2014, 17:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER