Bolu’da da”EVDE KAL”ırken Yeniden ”HİKAYE”Oku(t)mak mı?..

DOSTLAR... BU korona günlerinde “BAKAN “tavsiye edince yılların yazarı da “gündem” oldu...Okuyanlar...Okumayanlar...Bilenler... Bilmeyenler...Tanıyanlar...Tanımayanlar... Yanlış Tanıtanlar?” UZUN HİKAYE” sinema filmini de izlemeyen sinemaseverler için de bir anımsatma...” MUSTAFA KUTLU KİMDİR ?”... Bilenler Bilmeyenlere anlatıyor... Bu hafta da hep beraber “OKUYORUZ”...TEŞEKKÜRLER...26.03.2020.BOLU.

Selam VE muhabbetle... Muvaffakiyetle...

“1. Erzincanlıdır. 6 Mart 1947 tarihinde doğmuştur. Babası Nurettin Bey’dir. Çocukluğu genellikle babasının görevi nedeniyle o nahiye senin bu nahiye benim dolaşarak geçer. Aklı erdiğinde Kemah’ın Kamerik nahiyesinde Sarıoğulları denilen ailenin geniş bir arazi üstüne kurulmuş evindedir. Bu ev, Kutlu’nun hayal dünyasında önemli bir yere sahiptir. Komşuları Cebesoy İstasyonu’nun lojmanlarında oturan demiryolu işçileridir.

2. Kutlu’nun demiryolları ve trenlerle olan muhabbeti çocukluk yıllarında başlar. O, bu yıllardan sonra iflah olmaz bir tren sevgisine bürünür. Evet, tren değil, “tirendir” onda bu anlatı. Geleneksel anlatıya önem verir.

3. Sıkı bir Türk Sineması izleyicisidir. Sebze-meyve halinde çalıştığı yıllarda kazandığı paranın büyük bir kısmını film izlemeye ayırır. Koyu bir Fenerbahçeli’dir. Bir dönem spor konusunda köşe yazıları yazması da bunun sonucudur.

4. Beşir Ayvazoğlu, Defterimde Kırk Suret isimli eserinde Mustafa Kutlu’ya da yer vererek onun hakkında şunları aktarır: “Mustafa Kutlu’yu anlatmak, mahrumiyetlerle yüklü çocuklarını çok partili döneme geçişin ve değişimin sancılarını iliklerinde hissederek, gençliklerini ise 1970’lerin kaotik ortamında pişerek yaşamış bir aydın neslinin dramatik macerasını anlatmak demektir.” (s.199)

5. Mustafa Kutlu bir Anadolu hikâyecisidir. Eserlerinin genelinde kullandığı mekân ve mefkûresini oluşturan bu topraklardır. Toprağa büyük saygı duyar, betona karşıdır. Onun için “betona cemre düşmez”, insanlık “kendiliğini” toprakla temas ile elde edecektir, topraktan koptukça insan, “özünden” kopacak, yabancılaşma serüvenine dâhil olacaktır.

6. İstanbul ile ilk teması, Güzel Sanatlar Fakültesi’nin sınavına girmek amacıyla gelmesiyle olur. Fakat saf ve temiz Anadolu çocuğunun gözlerindeki o ilk İstanbul izlenimi iyi değildir. Ürker bu durumdan. Geri döner. Erzurum’da Edebiyat Fakültesi’ne kayıt yaptırır. Üniversitede okurken Niyazı Akı, Kaya Bilgegil, Orhan Okay ve Selahattin Olcay gibi hocalardan dersler alır. Fakat onun ilgisi resmedir. Resimle ilgilenmeye devam eder bu yıllarında. Hatta Erzurum’da Halk Eğitim Merkezi sergi salonunda bir sergi de açar.

7. Mustafa Kutlu, Hareket Dergisi kökenli bir kalemdir. Hareket Dergisi ile ilk teması üniversiteden hocası olan Orhan Okay’ın odasında Ezel Erverdi ile karşılaşınca gerçekleşir. Dergiyi incelediğinde derginin çok sade olduğunu, görselliğinin arttırılması yönünde kanaat belirtir, Ezel Erverdi bu öneriyi kabul eder ve Mustafa Kutlu, Hareket Dergisi’ne ilk girişini yapar. Dergiye çizimleriyle katkı sağlar.

8. Hareket Dergisi, Mustafa Kutlu’nun fikri zeminini oluşturma açısından önemli bir yere sahiptir. Nurettin Topçu’nun sanat ve fikir anlayışının çerçevesinde hazırlanan dergi Kutlu için bir okul görevi görmüş, Hareket hareketini benimsemiş ve davayı omuzlamıştır.

9. Edebiyat Fakültesi’nden mezuniyet tezi Sait Faik’te Plastik Unsurlar’dır. Bu onun hikâyelerinin nüvesini anlamak için önemlidir. İlk eserleri Ortadaki Adam ve Gönüş İşi’dir. Bu eserleri ile birlikte bitirme tezi Hareket Yayınları tarafından yayımlanır fakat bir daha yeni baskıları yapılmaz. Bunlar dışında 23 öykü ve 6 deneme kitabı vardır. Son 5-10 yıllık süreçte her sene bir kitap yazma âdeti edinmiştir.

10. Bir dönem öğretmenlik de yapan Kutlu, öğretmenlikten istifa ederek İstanbul’a yerleşmiş, dergicilik ve yazarlık asıl mesleği olmuştur. Hareket Dergisi kapandıktan sonra Dergâh Dergisi kurulmuş, Kutlu da başına geçirilmiştir. 25 yıl boyunca dergi işlerini yürütmüş, Dergâh Dergisi’nin 310. sayısında 17 Kasım 2015 tarihli bir veda mektubuyla bu görevi Ali Ayçil’e devretmiştir. Mektubu şöyledir: “İlk sayısını Mart 1990’da çıkardığımız Dergâh Dergisi’nin ‘’Yazı İşleri’’ görevinden ayrılıyorum. Tanıyanlar bilir, uzun vedaları sevmiyorum. Bu görevi artık Ali Ayçil yürütecek. Ali Ayçil ismini Asım Erverdi’ye ben teklif ettim. Dergah’la ilgili tüm sorumluluk bundan böyle ona aittir. Ürünlerinizi ve mektuplarınızı Ali Ayçil’e gönderin. Bu yirmi beş yıl nasıl geçti? Rüzgar gibi. Geçen zaman içinde kimin kalbini kırdım, kimi üzdüysem hakkını helal etsin. Ben eğer varsa hakkım, helal ediyorum. Cenab-ı Hak yar ve yardımcımız olsun.”

11. Ali Ayçil, Mustafa Kutlu Kitabı’nda (Nehir Yayınları) şunları aktarır: “Düşündüğümde bana bile tuhaf gelen ortak bir yazgımız var Mustafa Kutlu ile. İkimiz de aynı şehirde doğduk. İkimizin de ilk gençlik yıllarında futbol oynamanın apayrı bir yeri var. Yıllar sonra onun okuduğu Atatürk Üniversitesi’nde ben de okudum. Ve onun gibi, Erzurum, benim de hayatımı şekillendirmemde önemli bir yer tuttu. Üniversite sonrasında tıpkı Mustafa Kutlu gibi bir süreliğine Anadolu’da öğretmenlik yapıp İstanbulâ geldim. Nihayetinde yine onun gibi memuriyetten istifa edip bir yayınevinde editörlüğe başladım. Doğrusunu söylemek gerekirse tamamen tesadüfî olan bu sıkı takibin nereye kadar süreceğini ben bile merak ediyorum” ifadesini kullanmıştır. Bu sıkı takip bizce hâlâ devam ediyor. Mustafa Kutlu’dan sonra Dergâh Dergisi’nin başına Ali Ayçil geçti.

12. Mustafa Kutlu ve hikâyeleri üzerine birçok yüksek lisans tezi ve çalışmalar yapılmıştır. Yapılan bazı çalışmalar şöyledir:

o Mustafa Kutlu Kitabı: Der; Nusret Özcan – Kemal Aykut (Nehir Yayınları)

o Mustafa Kutlu Hikâyeciliği, Varoluş, Yabancılaşma, Hakikat: Ercan Yıldırım (Ebabil Yayınları)

o Mustafa Kutlu ve Yoksulluk İçimizde – Necati Tonga (Akçağ Yayınları)

o Aynanın Sırrı: Mustafa Kutlu Sempozyumu Bildiriler Kitabı: Küçükçekmece Belediyesi

13. Mustafa Kutlu, kente karşı şehri savunan bir yazardır. İstanbul ve Anadolu ekseninde bir karşılaştırma ile eserlerini örer. Modernizme karşıdır. Geleneği önemser. İstanbul onun için bambaşka bir yerdir. Bu yüzden İstanbul’dan ayrılmak istemez. İstanbul’u bir yandan överken, bu övme onun tarihsel ve doğal güzelliğinden dolayıdır, bir yandan da yerer, bu yergi de İstanbul’un hızla kentleşmesinden, kirlenmesinden dolayıdır. İstanbul’un her karışını gezmiş ve bu gezintileri neticesinde Şehir Mektupları adlı eseri ortaya koymuştur. Bu eser gazetelerde tefrika edilen köşe yazılarından derlenmiştir.

14. Eserlerinden bazıları sinemaya uyarlanmıştır: Mavi Otobüs ve Uzun Hikâye.

15. Bir dönem belgesel ve televizyonculuk işiyle de uğraşan Kutlu ayrıca bir ansiklopedisttir. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi’nin 3. sayıdan itibaren yayın müdürlüğünü yürütmüştür.

Bilal Can”...

KAYNAK.” 15 Maede Mustafa Kutlu “... www.edebifikir.com

“GELİN TANIŞ OLALIM İŞİ KOLAY KILALIM “ ...

SAYGILARIMIZLA.

YORUM EKLE