BOLU’NUN ZARİF VE HAYIRSEVER HANIMEFENDİLERİ SOLMAZ BAYSAL VE MEBRURE BAĞIŞGİL - 5

    Geçen haftadan devam ediyorum.

    .../.

    Solmaz Hanım ve Mebrure Hanım’la yaptığım sohbet ve söyleşi o kadar güzel ve doyumsuzdu ki, dört saate yakın sürmesine rağmen adeta bitmesini istemedim. Sizlerin de okuduğunuzda çok seveceğinizi umuyorum.

    Önce Solmaz Hanım’la yaptığımız söyleşiyi aktaracağım:

    NÖ-Solmaz Hanım, Bolu’da çok sevilen, saygı ve gurur duyulan bir aileden geliyorsunuz. Biraz çocukluğunuzdaki Bolu’dan ve kendinizden söz eder misiniz?

    SB-Çocukluğumuz Bolu’da geçti. 1930 Bolu doğumluyum. Abim vardı, 1928 doğumlu, O’nu 4 yıl önce kaybettik. Benim küçüğüm vardı, Yılmaz. 5 kardeştik, hatta 6. Bir tanesi babamın hastalığı zamanında vefat etti. Babam Tevfik Atay diş doktoruydu. Bir hastadan mikrop kaptı, verem oldu. O devirde tedavi çok zordu ve verem çok yaygındı. Her evden bir hasta çıkardı. Neyse babam İstanbul’da tedavi oldu, gayet iyi bir şekilde geri döndü. O arada 3 katlı yeni bir yaptırmıştık. Babam yeni muayenehanesini açmıştı. Evimizin de sıvası ve çatısı kalmıştı. O sırada 1944 depremi oldu ve o ev yıkıldı. Biraz yaraları sardık, evimizi yeniden yaptık, arkasından yangın oldu. Deprem ve yangın derken o yıllarımız felaketlerle geçti. Bizler o arada dışarıda okuduk. Bolu’da lise yoktu, Erenköy Kız Lisesine gittim. Okulda fen değil, edebiyatı seçmiştim. 2 yıl burada yatılı okudum. Orda da bir şanssızlık oldu, okulda yangın olmuştu, bu yüzden yatılıyı kaldırdılar. Neyse liseyi bitirdikten sonra Hukuk Fakültesine gittim, burada 1 yıl okudum. Allah bir yol çizmiş, o sırada ağabeyim ve kardeşim de yüksek okulda okuyordu. Üçümüz birden okuyorduk, bir ev tutalım dediler, ama başımızda büyük olmayınca çok zor oldu. Bu sırada küçük kardeşim doğdu. Ben de aileme çok düşkündüm, küçük kardeşimi de çok seviyor ve özlüyordum. Baktım olmayacak okulu bırakıp, Bolu’ya döndüm. Ama şimdi sorarsan, onun ezikliğini bazen duydum. Neyse geçmiş şey. Bolu’ya dönünce Mebrure ile arkadaş olduk, daha önce beraber aynı yurtta kalmıştık. Mebrure de evlenmiş, Bolu’ya tekrar dönmüştü. Mebrure’nin başka arkadaşları da oldu. Daha önce birlikte boş durmayalım diye Enstitüye de gitmiştik. Boş geçirmedik hayatımızı. Ondan sonra da Ahmet ile evlendim. Mutlu bir evliliğimiz oldu. İşkolik, ama iyi bir insandı. Bizim de çok istememize rağmen, bilhassa Ahmet’in ailesinin çok beklemesine rağmen bir çocuğumuz olmadı işte.

    Allah çizgi çizmiş, hayır işleri başladı. Allah razı olsun, amcamız ilk önce önümüzü açtı.

    NÖ-Ama Ahmet Amca olmasa olmazdı. Hala Çalışıyor. Çok aydınlık fikirleri var. Çok büyük bir ağırlığı var. Un var, şeker var, ama helvayı kavuracak bir insan lazım. O da helvayı kavurdu.

    SB-Ahmet canla başla çalışıyor. Ben artık bırak diyorum. Buradaki gibi değil, burada gördünüz halini, ama Bolu’ya gidince canlanıyor. Merdivenleri defalarca inip çıkıyor. Yüz kere de çiçek vermeye çağırıyorlar. Bir de beni çağırıyorlardı. E ben de 90 yaşındayım. Söyleye söyleye bıraktırdım. Merdiven basamaklarını artık çıkamıyorum. Belli etmemek için dik durmaya uğraşıyorum.

    NÖ-Törenleri hazırlayanlar hep bunları konuşuyorlar. Ben de uygun bulduğum ortamlarda programların sizleri yormayacak şekilde hazırlanması gerektiğini dile getiriyorum. Bolulular sizi çok seviyor., minnet ve şükranlarını sunmak istiyorlar. Herkes, her kurum bir şeyler yapmak istiyor. Herkes Ahmet Amcayı ve sizi görmek istiyor. Ayrıca sizinle olmaktan hepimiz gurur duyuyoruz. Bence sizi böyle sık sık çağırmaları buradan kaynaklanıyor. Bu yıl yapılacak törenlerde bu durumu inşallah dikkate alırlar.

     ...

    Bu arada Bolu’dan İstanbul’a giderken,  Bolu çikolatasını ilk icat eden, kurabiyeleri ve ekleri ile meşhur  İmren Şekerleme sahibi Meral Hanım, Solmaz ve Mebrure Hanıma çok severler diyerek Bolu bisküvi ve kurabiyelerinden bana vererek göndermişlerdi.

    Meral Hanım’a çok teşekkür ettiler ve çok memnun kaldılar. Darüşşafaka çok lüks, her şey var, hiç bir şeye ihtiyaçları yok, ama memleket havası olunca bir başka oluyor. Bir de o hatır, anılmak, hatırlanmak başka bir şey. Bisküvi ve kurabiyeleri herkese Bolu’dan geldi diye ikram ettiler, biz de hep beraber çayla yedik.

    .../.

    Haftaya devam edeceğim.

YORUM EKLE

banner128