seks hikayeleri escort kayseri escort istanbul altyazılı porno

BOLU’NUN ZARİF VE HAYIRSEVER HANIMEFENDİLERİ SOLMAZ BAYSAL VE MEBRURE BAĞIŞGİL- 9

    Geçen haftadan devam ediyorum.

    ...:.

    NÖ-Buradaki günleriniz nasıl geçiyor?

    SB-5-6 kişi biz de koro çalışması yapıyoruz. 2 kere konser verdik. Bir udi geliyor. Kimse yerinden kalkmadan söylüyor. Şimdi Atatürk’ün ölüm yıldönümü geliyor. Atatürk’ün sevdiği şarkılardan oluşan, tabi becerebilirsek, bir konser vereceğiz. Bizim sesler ne kadar, işte o kadar olacak. Tabi sazlar da bize destek veriyor. Bir değişiklik olsun dedik, becerebilirsek.

   NÖ-Biz de İzzet Baysal Anma Günlerine şimdiden hazırlanıyoruz.

   SB-Sizin koronuz çok güzel. Nota ile mi çalışıyorsunuz?

    NÖ- Tabi nota ile çalışıyoruz. Ben koroya gelinceye kadar notayı hiç bilmiyordum. Koroda biraz öğrendim. En azından şimdi, notayı deşifre edemiyorum, yani solfej yapamıyorum, ama şarkıları notadan takip edebiliyorum. Uzun, kısa, tiz ve pes sesleri notadan çözüyorum. Korodaki arkadaşların çoğu öğretmen kökenli, onlar nota biliyorlar. Hele benim kuşak öğretmenler, bir enstrüman çalmadan okuldan mezun olamazlardı.

   SB-Bizim zamanımızda ortaokuldayken bir hocamız vardı, piyano çalardı. O zaman çok güzeldi. Bize nota ile üç sesli şarkılar öğretirdi. Deprem (1944) olunca o düzen de bozuldu. Ben üniversiteye gittiğim zaman da Nevzat Atlığ’ın korosuna gitmiştim. Birisi “İlla git, sesin güzel.” dedi. Okulu bırakınca o da kaldı. Aslında nota ile okumak daha rahat. Koroluk ses benimkisi. Ama kulağım çok iyidir.  Bozuk sesi hemen alırım. Şimdi kulakla ağız bir gitmiyor. Kulağındaki sesi kendin veremiyorsun.

     NÖ-Ahmet Amca belinden mi rahatsız?

     SB-Ters bir hareket yaptı herhalde, beli ağrıyor. Çoraplarını giyemiyor mesela. Geceleri “Beni uyandır.”  diyorum, ama uyandırmıyor. Ben de çok ilaç kullanıyorum, ilaç alınca uyuyorum tabi. “Çoraplarını ben giydireyim.” diyorum, “Olmaz, hanıma ayak uzatılmaz.” diyor.

   NÖ- Şu zerafete, şu kibarlığa bakar mısınız? İnanılmaz bir insan Ahmet Amca. Şimdi erkekler hiç yokken kadınları dövüyorlar, hatta öldürüyorlar. Çoğu erkek, kadını kendi malı, özel eşyası gibi görüyor, istediğimi yaparım diye düşünüyor herhalde. Dünya’da Ahmet Amca gibi kaç erkek vardır acaba?

    SB-Geçen gene tutmuş kendisi giymeye kalkmış, çorabın birini giymiş, diğerini giyerken gene tutulmuş. Şimdi mecburi giydiriyorum, hastalık bu. “Düşersin, Allah korusun, daha fena olursun.” diyorum.

    Çaylarımızı, kahvelerimizi içtikten sonra, resim ve çalışma atölyesine geçtik. Burada kalanlar isterlerse resim, örgü, takı, dikiş gibi etkinlikler yapabiliyorlar. Solmaz Hanım, hiç boş durmuyor. Kermeslere katılarak, yaptıkları eserleri satıyorlar, geliri ile çocuk okutuyorlarmış. Düşünebiliyor musunuz, Bolu için yaptıkları onca eser, onca yardım varken, hala çalışarak bir şeyler üretip, kazandıklarını tekrar yoksul çocuklara vermek. Bu çok nadir rastlanan, tam örnek bir davranış. İnsanlarımız hep böyle olsa ne yoksul kalır, ne de yokluktan okuyamayan çocuk kalır. Türkiye olarak süper güç oluruz.

    Atölyede Solmaz Hanım’la gezerken hem yaptıklarını gördük, hem de sohbetimize devam ettik.

    NÖ-Bu resimler ne kadar güzel, çoğu resimde sizin imzanız var. İlk resim yapmaya ne zaman başladınız ve bugüne kadar kaç resim yaptınız?

     SB-Şimdiye kadar 250 adet resim yaptım. Ama elimizde çok az kaldı, satıldı çoğu. Ahmet resimlerimi fotoğraflayıp, albüm tutuyor. İlk resmim gelinciklerdi, ilk resim yapmaya böyle başladım. Hoca tuval verdi, şöyle yap, böyle yap dedi. Ben zaten eskiden çok güzel çizerdim. Bir ara kumaş boyadım. Geçen sene şu kaktüsleri ördüm. Çocuk nevresimleri hazır, dikilecek. Dikişteki eksiklerimizi hocalarımız tamamlıyor. Bir arkadaşım da Avustralyalıların Aborjin denen desenlerinden tablo ve bardak altlıkları yapıyor.

    NÖ- Çok yetenekli olduğunuz belli.  Bir şeyler yaratmak çok güzel. Bu yarattıklarınızı da ihtiyacı olan insanlara sunmak, bu ondan da güzel.

    SB-Bunlar kermeslere yetişecek ve orada satılacak. Geliri çocukların okuması içim kullanılacak.

    NÖ-Şu kedi resimleri ne kadar güzel. Aynı canlı gibi, yüzleri, gözleri, bıyıkları çok güzel olmuş. İnsan gibi bakıyorlar.

    SB-Kedi resimlerim çok beğenildi, hepsi satıldı. Yine kedi resimleri yapacağım, isteyenler var. İki tane de Arap çocuk yaptım, onlar da hemen satıldı. Hatta sen aldın, ben aldım diye kavga ettiler. Aman kavga etmeyin, gene yaparım, dedim.

    NÖ-Burada ahşap tablolar görüyorum. Ne kadar güzel manzara resimleri bunlar.

     SB-Ağaçtan kesilen kütük ahşaplar hazır satılıyor. Ben üstüne manzara resmi yapıyorum. Manzaraların fotoğraflarını çekip, ahşap kütüğe resmediyorum. Bunlar da çok beğenildi.

   NÖ- Size ve yaptıklarınıza hayran kaldım. Resim yapmanın çok zevkli ve dinlendirici olduğunu söylüyorlar. Ben de resim yapmayı öğrenmeyi ve Atatürk resmi yapmayı çok istiyorum. Siz Atatürk resmi yaptınız mı, burada göremedim de?

   SB-Atatürk resmi yapmaya cesaret edemem. Atatürk’ü canlandıramam diye cesaret edemiyorum. Yoksa istemez miyim? O bizim kalbimizde her zaman.

   NÖ-Ellerinize, Emel’lerinize sağlık. Sizin ne kadar güzel kalpli bir insan olduğunuzu biliyordum. Ama sanatçı yüzünüzü görünce daha çok hayran kaldım. Hayatımın sonuna kadar sizi örnek alacağım. Bu görüşme çok tarihi bir görüşme oldu, çok teşekkür ediyorum. Bolu’nun en gurur duyulan kadınlarının başında geliyorsunuz, iyi ki varsınız...

     .../.

    Haftaya devam edeceğim.

YORUM EKLE

banner129