BU VATANIN HER KARIŞ TOPRAĞI ŞEHİT KANLARIYLA SULANMIŞTIR

Mehmet Akif Ersoy’un mükemmel şiirlerinden biri olan, “Bastığın Yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı/ Düşün altında binlerce kefensiz yatanı” diyerek vatanımızın her karış toprağında şehitlerimizin kanlarının olduğunu anlatmıştır.

Gün geçmiyor ki şehit haberi almayalım. Bu topraklarda binlerce yıldır gençlerimizi vatan uğruna kaybediyoruz.

Daha bir hafta geçmedi, 16 şehit daha verdik. Acımız hiç dinmiyor. Bütün Türkiye’de olduğu gibi, Bolu’nun da neredeyse şehit olmayan köyü ve yerleşim yeri kalmadı. Hemen hemen herkesin bir komşusunun, bir yakınının, bir arkadaşının evladı şehit.

Köydeki komşumun evladı 20 yıl önce şehit oldu. Ama onların o gün bugündür yürekleri yangın yeri gibi, gözyaşları hiç dinmiyor. Hep bir şeyleri eksik, her şeyleri yarım, birer kanatları kırık. Aradan bunca zaman geçmesine rağmen onlarla konuşurken acılarını deşecek kelimeler kullanmamaya dikkat ediyoruz hala. Ateş düştüğü yeri yakıyor tabi.

Bu vatan şehit kanlarıyla, acıyla, gözyaşıyla kuruldu, o yüzden bu topraklar kutsaldır, o yüzden bir karışı bile terk edilemez. Çevremizdeki ülkelere gittiğiniz zaman her yerde Türk izlerini görürsünüz. Buralarda kim bilir ne canlarımız gitti. Atalarımızın yaptıklarını ve eserlerini görünce, verdiğimiz şehitleri düşününce boğazınız düğümlenir, içinize ateş düşer, yüreğiniz yanar, üzülürsünüz.

Son 150 yıla baktığımız zaman binlerce şehit verdiğimizi görüyoruz. Binlerce ana ağladı, binlerce çocuk yetim kaldı, binlerce kadın eşini kaybetti bu savaşlarda. Genç nesillerimiz heba oldu gitti.

Sadece son 150 yıla baktığımızda, -ki bu tarihten önceki Türk tarihinde milyonları bulan şehit sayımız vardır-1877-1878 Osmanlı Rus Savaşında, Hicri takvime göre 1293 yılına denk geldiği için 93 Harbi olarak da biliniyor, 6 bin civarında şehit veriyoruz. Hala bu yenilgi ve acı unutulamıyor.

Sarıkamış’ta Aralık 1914’de Enver Paşa’nın öngörüsüzlüğü ve hırsları yüzünden 78 bin fidanımız pisi pisine şehit düşüyor. Bu fidanlarımızın sırf 60 bini yazlık giysiler içinde eksi 20-40 derecede zor arazi şartlarında donarak şehit oluyor. Çoğu kaynaklar kayıplarımızın 90 bin olduğunu belirtiyor. Enver Paşa bu faciayı halktan 7 yıl gizliyor. O zamanın iletişim şartları bugünle bir değil ki. Enver Paşa büyük bir vatansever olabilir, ancak o zaman emrindeki iki general bu harekata karşı çıktığı halde onları görevden alıyor ve yerine başka birini atayarak bu harekatı başlatıyor. Hava ve arazi şartlarını, ordunun eksikliklerini dikkate almıyor. İşte Atatürk’ün dehası ve ileri görüşlülüğü burada yatıyor.

Sürekli yenilen ve toprak kaybeden Osmanlı’nın moral çöküntüsü içinde girdiğimiz, Türkün dirilişini temsil eden ve Atatürk’ün bir yıldız ve milletin ümidi olarak doğuşuna vesile olan Çanakkale Savaşlarında 250 bin şehidimiz var. Saygı Öztürk’ün araştırmalarına ve

Resmî kaynaklara dayanarak verdiği bilgilere göre 57.263 subay ve er şehit veriyoruz. Bu sayılara cephe gerisinde kaybedilenler dahil değil.

4 yıl sürem Kurtuluş Savaşında resmî kayıtlara göre 9.177 şehidimiz var.

1974 Kıbrıs Barış Harekatında 497 şehit veriyoruz.

15 Temmuz 2016 hain FETÖ darbesinde 250 şehit var.

Son kırk yıldır da süren PKK terörü yüzünde de 10 bine yakın askerimizle birlikte 50 bin insanımızı kaybettik, hala da kaybetmeye devam ediyoruz.

Vehbi Koç’un hayatını anlatan “Hayat Hikayem” isimli kitapta okumuştum. Vehbi Koç, 1900’lü yılların başlarında Türklerin sadece ilkel şartlarda çiftçilik ve askerlik yaptığını, süre gelen savaşlarda çocuklarının askere giderek öldüğünü, o yüzden halk tarafından, nasıl olsa erkek çocuklarının yarısının savaşlarda öleceği için en az 4 erkek çocuk istendiğini anlatıyor. 2 erkek çocuk çiftçilik yapar, 2 erkek çocuk da savaşlarda ölür nasılsa diye düşünürler. Vehbi Koç’un hayatını mutlaka okuyun. Çünkü bu kitapta sadece bir kişinin hayatı değil, Türk toplumunun tarihini ve yaşadığı acıları da göreceksiniz.

Bu savaşlarda askerlerimizin yanında nice sivil kayıplarımız da var. Cephe gerisinde olanlardan da bu vatan uğruna hayatlarını kaybedenler oluyor. Bana göre onlar da şehit sayılır.

Dünya’da Türk Milleti kadar vatan uğruna canını feda eden bir millet var mıdır bilmiyorum. Kayıplarımızın her birisi bir can. Her birisinin hayatı başlı başına bir kitap olur, her birisinin yasam hikayesinden unutulmayacak acı bir filmler çevrilebilir.

Yaşananlardan ders çıkarıp, şehit ailelerine “Oğlunuz şehit oldu, sevinin” demek yerine, aklı, bilimi, teknolojiyi öne çıkararak artık yeni şehitler gelmesini önleyin.

YORUM EKLE

banner124