banner133

banner128

banner120
15 Ağustos 2018 Çarşamba

BU YAZ DİDİM’DE YEDİ GÜN

10 Ağustos 2018, 12:43
Bu makale 190 kez okundu
BU YAZ DİDİM’DE YEDİ GÜN
ÖMER ERU

Temmuzun dokuzunda, benim çocuklar Didim’de bir haftalık tatil için kiralık ev arayışına girdiler. Bir apartman dairesinde karar kıldılar.Didim de birinci caddede emniyet eğitim ve dinlenme tesislerinin tam karşısında dört katlı bir apartmanın üçüncü katında tüm didim e hakim bir daireydi.

Biz aile olarak Didim?i ve denizini çok seviyoruz. Hemen yirmi senedir her yaz mutlaka oraya gideriz. Özel idare kampımız vardı. Kamp açıkken her yıl belli dönemlerde müşteşarlar müşteşar yardımcıları,Valiler, Merkez valileri ve kaymakamlar tatil yapmak için kampa gelirlerdi. Çocuklarımız orada arkadaş grupları oluşturmuşlardı.Akşamları meslektaşlar bir yerde toplanır sohbet ederdik. Derken kamp yanındaki gazinoya satıldı. Bizde ondan sonra kampın yakınlarında ev tutmaya başladık .Plajı çok güzel, denizi dalgasız ve temizdi. Burada kiralık daire tutmaktaki amacımız;yine Akkum?un yanındaki bu temiz koyda yüzmekti.Apartman iki blokdu. Her blokda yirmi daire vardı.Bir ingiliz kadına aitmiş .Kadının işlerini gören Engin adında genç bir adamdı. Onunla telefonda görüştükten sonra kaporayı banka hesabına gönderdik Gelince geri kalan ücreti de toptan alIrım dedi. Yedi günlük ücret 1900 tl idi. Ben İngiltereye yabancı dil için gittiğimde oradada kiraları yedi günde bir alırlardı. İngiliz kadın Türkiyede aldğı apartmandada ayni kira sistemini uyguluyordu.

Didime geldik. Engin bizi bir noktada karşıladı ve kalacağımız daireye götürdü.Daireyi dolaştık. İyi durumdaydı. İki oda bir salon iki banyo ve iki tuvalet vardı.Her türlü konfor sağlanmıştı Mutfak donanımı tamdı.Engin? e ücretin geri kalan 1700 tl yide verdik.Sonra apartmanın 20 metre yanında bulunan Migrosdan gerekli yiyecek ve içeceklerimizi aldık. O gün dışarı çıkmadık.Birinci cadeye bakan balkondan gelen geçenleri seyrettik.

Dinlendik..

Ertesİ gün sabah erkenden apartmanın karşısında bulunan Emniyetin dinlenme tesislerine gittik. Kendimi tanıttım. Lokanta ve plajından yararlanacaktık. Görevli hepimize plastikten renkli birer bilezik verdi. Bilezik başına 2,5 tl ödedik. Tesiste avludan plaja inen merdivenlerin başında şezlong ve şemşiye veren görevliden 4 şezlonk. ve iki şemşiye aldık. Görevli bunları plaja indirdi. Denize sıfırdık. Dalgalar şezlongların ayaklarınıa vuruyordu. Plajın ilersinde platform yapılmış. Yüzmeyi iyi bilenler oraya gidip platforma çıkıyorlar,uzanıyorlar ve güneşin altında kızarmaya başlıyorlardı. Biz de yüzmeye başladık .Çantaları korumak için sırayla yüzüyorduk Hemen yanmamak için ilk günler güneşe çıkarken gömlek giyiyorduk .Yavaş yavaş yanmaya dikkat ediyorduk.

Öğlen saatlarında merdivenleri çıktık. Avluda masalardan birine oturduk. Emniyettten verilen kartımıza mahasebeden para yükledik. Avlunun batı kısmında yemek dağıtılan tezgah vardı. İçecekler de ayni yerdeydi. Sıraya girdik. Yemeklerimizi aldık. Yemekler iyi ve temizdi.

Akşam dairenin balkonunda oturduk. Balkon birinci caddeye bakan bir konumdaydı. Saat sekizden itibaren insan seli bir aşağı bir yukarı akmaya başladı. Dışarı çıktık Biz de bu akan inan seline katıldık . Limana doğru yürümeye başladık. İngilizler lokanta ve kafelerde çoğunluktaydılar. En yeni elbiselerini giymişlerdi. , Yemeklerini yiyorlar ve kafa çekiyorlardı. Lokantaların arasında türkü barlardan yayılan türkü sesleri kalabalığın gürültüsüne karışıyordu..Erkek garsonlar ve komiler. Ingilizleden bir kaç kuruş bahşiş alabilmek için olmadık şaklabanlıklar yapmaya çalışıyorlardı

Türkü barra giremeyen yerli vatandaşlarımız da yolun kenarına dizilip barlardan gelen türkü seslerine eşlik etmeye çalışıyorlardı.Ara sırada yolun ortasına fırlayıp halay çekiyorlardı.

Limana doğru yürürken Poseidon heykelinin karşısında kitap satışı yapılan ve yazarların kitaplarını imzaladıkları bölüm vardı. Uzun saçlı bir adam da elinde mikrafonla kitapları tanıtmaya çalışıyorldu.Serginin arkasında Vakıflar genel müdürlüğünün kapalı kampı vardı. Karanlıklar içindeydi.Sergiden aşağıya giderken yolun sağ ve solunda iki üç ve dörder kişilik gruplar müzik parçaları çalmaya çalışıyorlardı Bazı gurupların başında meraklı vatandaşlar halka olup çalınan parçalara alıkışlarıyla eşlik ediyorlardı. Ara sırada dört beş yaşındaki çocukların melodika seslerini duyuyordunuz. Ama en çok tuhafıma giden dört yaşında çocuğun eline darbuka verip dilendirmeye çalışanların rahatlığıydı. Geçenler darbukayı çalmaya çalışan çocuğun önündeki karton kutuya para verip acıyarak yürüyorlardı.Saat akşamım on birinde yatağında olması geren bu zavallıların burada işi neydi? Kapalı kamptan sonra kitapçı sergileri vardı .Beş liradan on liraya kadar istediğiniz kitapları alablilyorsunuz Hepsi korsan basılmış kitaplar. Hayret ediyorsunuz. Yirmi ,yirmibeş liralık kitapları en fazla on liradan satıyorlardı. Üstelik reklam da yapıyorlardı.Kültür ve turizm müdürlüğü elemanları buraya uğramıyorlardı herhalde. Ben de bu kitapçıları gezdim.Benim ilk basıldığı zaman 10tl den satılan kitaplarım korsanda İstanbul sahaflarında 15 tl den satılıyordu. Amacım halen piyasada korsan olarak satılan kitaplarımı görme ümidiydi.

Az ilerde sol tarafta sahilde ertesi gün deniz gezisi için hazırlanan yatlar vardı. Yanlarından geçerken geziye müşteri bulmaya çalışan genç adamlar sizi gemiye davet ediyorlar ve ertesi günkü gezi için kayıt almaya çalışıyorlardı.

Apartmanın arka tarafdan çıkışı doğrudan arka sokağa açılıyordu Burasının girişine oldukça iri ve sarı ile kahverengi karışımı tüyleri olan bir köpek yatıyordu.Kimseye saldırmazmış Apartmana girenler önce onun üzerinden atlamak zorundaydılar

Gece sabah saatların kadar gelip geçenler vardı. Barlardan çıkan İngiliz gençler kızlı erkekli küfürler savurarak ve birbirleriye dövüşerek kaldıkları yerlere gidiyorlardı. Yerli sarhoşlarda yollun sağında solunda mevzilenip yardım sever ayaklarıyla sarhoş İngiliz kadınlarına yaklaşıyorlardı.

Eski Didim?in canlılığı yoktu. Sanki o eski canlılık gitmiş ve biraz durağanlaşmştı. Korkunç bir yapılaşma vardı. Apollon tapınağının olduğu alan bile şehrin ortasında kalmıştı. Mavi şehirden İzmir?e doğru gittiğinizde sağlı sollu her taraf betanlaşmıştı. Çılgın bir ev yapma yarışması vardı.Sahilden beş kilometre ilerde yazlık alsanız ne işe yarardı ki. Artık yeni yapılaşmayı bir yerde sınırlandırmak gereklidir.

Yedi gün denize girerek şezlong parası vererek her sabah plaja girmek için iki buçuk lira vererek geçti Dikkatim çeken bir hususta evin parasını öderken, tesise girip çıkarken, şezlonk parası öderken hiçbir belgenin tarafımıza verilmemesiydi Eski Özel idare kampının sahiline inerseniz şezlon parası 15 tlyi buluyordu.Yüzdüğümüz yerde sekiz lira şezlong paası bize ucuz gelmişti. Buralara Maliye de uğramıyordu herhalde..Giriş çikışlarda belge ve makbuz denen şey yoktu.Ortada bir sürü para dönüyor ama Devlete ait kısmı unutuluyordu.

Son gün apartmandan ayrılırken büyük kızım Oya ve Ece buzdolanda kalan tavuk yemeğini plastik bir tabağa koyup apartman bekçimiz köpeğe verdiler. Köpeğin yemeğini yedikten sonra tabağını çöpeatmak için beklerlerken karşı daireden bir kadın ?? Kızım o yemeğini yedikten sonra kağıt ve tabağını gider çöpe atar ?? diye seslendi. Köpeğin bu inceliğine hayret ettik.Yedinci gün saat on birde evi teslim ettik ve İzmir? e doğru yola çıktık.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    YAZARLAR Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129

    banner124