Bu yazım, Ellerini ovuşturanlara, timsah gözyaşı dökenlere ve yediği ekmeğe…

 Malum, devlette devamlılık esastır. Bütün devlet makamları ve koltukları hepimizindir! Benim, senin, bizim ve asıl yarınlarımız olan çocuklarımızındır!

Bir müdür gelir, bir vali gelir, bir genel sekreter bazen koltuğa oturmadan, bazen bir ay olmadan, bazen de zamanında giderler. Önemli olan gök-kubbede hoş seda, insanların gönüllerinde iz bırakabilmektir.

Atanmışların geliş-gidileri eskiden yazı ile şimdilerde maillerle oluyor. Seçilmişler zamanında, zamanı gelmediyse mahkeme veya liderin iki dudağı arasında son buluyor! Kısaca makamlarda, koltuklarda, dünya malı da küsmeye kalmıyor, kimsenin de yaptığı yanına kar olmuyor…

Bolu’da en önemli sorunlardan biri de, memleketin çocuğu oldu mu, “bizim oğlan” diyerek sıradan görülüp, görev vermek, elinden tutmak yerine dışarıda olmasını isteriz. Bazı kendini adam zannedenler, memleket çocuklarını istediklerini alamayınca, her türlü çirkin ilişkilerle görevden alınması adına çalışırlar. İyi bilirler ki, kendi çocuğundan istediklerini yerine gelecek başka memurdan isteme şansları yoktur. Üstelik şimdi kapıyı çalmadan girdikleri devletin kapısından! bir sonrasında kapıyı çalmadan, beklemeden girmeleri mümkün görünmüyor.

Aslına bakacak olursak, devlet adına iş yapan memurlar için kendi memleketlerinde görev yapmak çok zordur. Tanıdıkları, arkadaşları, akrabaları ve dostları bitmez! Oysa başka yerlerde görevlerini yaparlarken mevzuat doğrultusunda iş yaparlar.

Devlet işlerinde siyasi totolar oynanır ve kazanan hep güçlünün yanında kıvıranlar olur! Kurum başındayken arkasından her türlü kulisi yapıp, sonrasında timsah gözyaşı dökenler vardır. Bunları da nasıl tarif edeceğimi inanın bilemiyorum…

Son ama en tehlikeli olanları yazayım. Sıradan bir memur olarak devam edersin. Bir gün biri gelir elinden tutar ve seni aklının dahi alamayacağı yerlere yetkili yapar. Aynaya bakarsın, karşıda bir dev görürsün. İşte o zaman benliğini kaybetmiş, karakterin erozyona uğramıştır. İnsanlığın adına tehlike çanları çalmaya başlar ve tehlikeli olursun. Maalesef bu tiplere onlarca atasözü vardır ama ben bir tanesiyle geçiştireyim, “ekmek yediği çanağa, pisleyen” denir…

Kısacası Bolulu bir bürokrata sahip çıkamamanın üzüntüsü içindeyim. Elimizden geldiğince, yaptığı başarılardan dolayı arkasında durmaya çalıştık ama siyasete gücümüz yetmedi. Unutulmamalı ki, Şahin Ertem’in bundan sonra da her türlü arkasında duracağım adam gibi adamdır. Kıbrısçık’ın sert ve acımasız esen rüzgarlarının yetiştirdiği mert, yiğit ve delikanlı adamlarındandır. Memleket sahipsiz değildir ve adam olanların sonuna kadar yanında olmaya, arkasında durmaya devam edecek aslanlar gibi yüzlerce insanımız vardır.

Son söz olarak, “ellerini ovuşturanlara, timsah gözyaşı dökenlere ve ekmek yediği sahana tükürenlere selam olsun”…

YORUM EKLE

banner133

banner128

banner129

banner124