BUĞDAYIN ANADOLU’DAKİ 12 BİN YILLIK HİKAYESİ

              Buğdayın anavatını ülkemizin bereketli topraklarıdır. Buğday,  Anadolu’dan ortaya çıkarak  bütün Avrupa’ya yayıldı.

            Buğdayın  tarihi , ülkemizde Avrupa Birliği desteğiyle yapılan çalışmalar sonucunda doğudan  batıya buğdayın yayılmasının hikayesi yapılan arkeolojik kazılardan çıkan sonuçlar incelendiğinde ortaya çıkıyor. Günümüzde ancak yandığı için ulaşabilen buğday tanelerini inceleyen arkeobotanistler , neolitik dönem yaşamına dair çok önemli veriler elde ediyorlar.

             Buğdayın   Karacadağ’dan Batıya doğru yolculuğunda  Bolu’ya ,yöremize  gelişinin hikayesini haftaya bırakalım ve  Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonun hazırladığı  “Tohum” adlı bir  belgeselin notlarından yola çıkarak buğdayın 12 bin yıllık hikayesini aktaralım

            Aşağıdaki satırlarda  buğdayın hikayesindeki pek çok ilkin bu topraklarda yaşandığını okuyacaksınız.

               2.5 milyon yıl avcı toplayıcı olarak yaşayan insanoğlu sadece 12 bin yıldır tarım yaparak yaşıyor.
              Tarımla başlayan neolitik kültür, insan göçüyle yayıldı. Asya’da pirinç, Amerika’da mısır tarımın başlattığı neolitik modeller o topraklarla sınırlı kalırken ,uygarlığın tetiğini çeken buğday olmuştur.

              Depolanarak, kıtlık dönemlerinde yaşamın devamını sağlayan buğday, ,günümüze uzanan dev bir sistemin tetikleyicisi oldu.
 

Neolotik Kültür Doğu’dan Batı’ya,tohumla taşındı
Dünya buzul döneminden çıktığında ,yabani buğday tarla halinde sadece Diyarbakır, Şanlıurfa arasında Karacadağ da yetişiyordu. O bölgedeki ilk çiftçiler, M.Ö 10.00 de tohumu ekmeği keşfedince bu topraklardaki neolotik dönemi de başladı.Buğday ilk Anadolu’da yetiştirildi. Arpa, nohut, mercimek ilk Bereketli Hilal’de toprağa atıldı ve tohumun Doğudan Batıya binlerce yıllık yolculuğu başladı.

Yerleşik yaşam tarımdan önce de vardı
(M.Ö. 10.400 Körtik Tepe Diyarbakır )
Diyarbakır, Körtik tepe ,insanoğlunun tarımdan sonra yerleşik hayat geçirdiğini değiştiren höyüklerden biri. Göbeklitepe’ den önceye M.ö 10.400’ e tarihleniyor. Höyükte bulunan çok sayıda silo tabanı ,avcı toplayıcı insanın ,doğadan topladıklarını ve avladıklarını depoladığını ,öğütme taşlarında işlediğini belgeliyor. Körtiktepe insanı, zengin doğal kaynakları kullanmış, estetik değerler yaratmış bir topluluk olarak karşımıza çıkıyor.

Köy yaşantısının temelleri ilk olarak Çayönü’nde atıldı
(M.Ö.9.000 Çayönü Diyarbakır)
Diyarbakır Çayönü kazıları ,günümüz köy hayatının en eski örneklerini belgeliyor. Özellikle mimaride yuvarlak planlı evlerden dikdörtgen planlı evlere geçişin evrelerinin de kesintisiz izlendiği bir yerleşim.
Çayönü halkı, arpa ve buğday gibi tahılların yanında mercimek ekiciliğiyle de öne çıkıyor.

İnsan toplulukları avcı toplayıcılıktan tarıma  Aksaray’da geçti
(M.Ö.8.500 Aşıklı Höyük Aksaray)
İlk yerleşimin M.Ö. 8.500 ‘e tarihlendiği Aşıklı Höyük’te, avcı toplayıcılıktan çiftçi yaşamına geçişin tüm aşamaları izleniyor. Nereden geldikleri bilinmiyor ama tohumun yolculuğuna eşlik ediyorlar. Sepetlerinde yabani buğday ve arpa ile gelip, avcı toplayıcılığın yanında tarımı da deniyorlar. M.Ö. 7.300 ‘de bilinmeyen bir nedenle de tohumlarını yanlarına alıp Aşıklı’yı terk ediyorlar.

Konya’da tarımın farklı iklim koşullarına adaptasyonu sağlandı
(M.Ö.8.300 Boncuklu Höyük ,Konya )
Boncuklu halkı ,avcı toplayıcı profilinin İç Anadolu’daki temsilcileri. Tarımı Güneydoğu’dan alıyorlar ama o dönemde Konya Ovası bataklık olduğu için tarım yapmak çok zor. Bu nedenle tahılları doğal ortamlarından alıp yeni koşullara adapte ediyorlar ve bu da Anadolu’dan Avrupa’ya yayılan çiftçilik faaliyetlerinde önemli bir adım oluyor.

İnsan toplulukları yanlarında tohumları ile göç ediyorlardı
(M.Ö. 7.100 Çatalhöyük ,Konya )
Çatalhöyük’te yaşayanlar Doğu’dan, Aşıklı Höyük’ten geliyor. Arpa buğday ve tahıllarını da yanlarında getiriyorlar. Böylece Güneydoğu Anadolu ve Mezopotamya mirası Batı’ya doğru yayılıyor. O dönemde bataklık olan Konya Ovası’nda beş-altı bine ulaşan nüfusu beslemek için ekim –dikim yöntemleri geliştiriyorlar . İklim değişikliği ile şartlar daha da zorlaşınca Batı ya doğru göç ediyorlar.

Mersin ,Avrupa’ya giden Neolotik kültürün deniz yolu kapısıydı..
(M.Ö.6.800 Yumuk Tepe, Mersin Türkiye )
Mersin , Yumuk Tepe yerleşimi, doğudan gelen tohumun deniz yoluyla Avrupa’ya yayılmasında önemkli bir kapı. Neolotik kültür önce burada yerleşiyor, sonra insan ve teknoloji göçüyle önce adalara, sonra karşı kıyıya geçiyor. Önce Yunanistan’a ,1000 sene sonra İtalya ‘ya,1500 sene sonra İspanya’ya,2000 sene sonra Portekiz’e ulaşıyor.

Bursa, Aktopraklık’ta ,Marmara bölgesi’ndeki Neolotik kültürünün izleri var
(M.Ö.6.600 Aktopraklık,Bursa )
Marmara Bölgesi’ndeki neolitiği anlatan Aktopraklık ,bin yıl boyunca, Orta Anadolu’dan göç almış ve yeni yaşam biçimlerini Batı’ya aktarmış. Aktopraklık’ ta M.Ö 7.000’in ortalarında avcı toplayıcılıkla birlikte tarım yapılıyor. Aynı tarihlerde Avrupa’daki topluluklar avcı toplayıcı. Yerleşik yaşıyorlar ama tarımı bilmiyorlar ve hayvanlar henüz evcilleşmemiş.

Kırklareli , Avrupa’ya giden neolitik kültürün kara yolu kapısıydı..
(M.Ö.6.200 Aşağıpınar ,Kırklareli )
         Neolitik Kültür , yağışlı ve ormanlık Trakya bölgesine geldiğinde dönüşüm geçiriyor. Avrupa’ya, burada gelişen yeni yaşam biçimi yayılıyor. Neolitiğin Diyarbakır Karacadağ’dan Trakya’daki Aşağıpınar’a gelmesi 3.000 sene sürüyor. Buradan İngiltere’ye gitmesi 500 yıl ,İskandinavya’ya gitmesi 600 yıl alıyor. Birkaç farklı yol olmakla birlikte Avrupa’ya giden ana yol Kırklareli , Aşağıpınar’dan geçiyor.

YORUM EKLE

banner133

banner129