banner128

banner101

22 Şubat 2017 Çarşamba

ÇOCUK OYUNCAĞI

04 Kasım 2016, 10:32
Bu makale 1542 kez okundu
ÇOCUK OYUNCAĞI
Rana Dişa
Diskolarda dansçı, masaj salonlarında masör ve yol kenarlarında fahişe olarak çalışan 10 ila 18 yaş arası yüzlerce çocuk dolaşıyor İstanbul sokaklarında. Ne işleri var bu çocukların sokaklarda demeyin. Sokaklar ne ise evleri de aynı onlar için. Kimi ensestten, kimi yoğun şiddetten, kimi  zorla dedesi yaşında adamlarla evlendirilmekten kaçıyor. Kaçmasaydı, evinde otursaydı diyor bazı ahkam kesiciler. Piyasada zorla çalışan yokmuş. Keyfi çalışıyormuş 10 yaşındaki, 14 yaşındaki  çocuklar. Onun yaptığı masajdan, söylediği şarkıdan ne olacak? 7. Sınıf müzikhollerde ağzının suyu aka aka bakıp da otel odalarında kadın diye koynuna soktuğun çocukların üzerine bir de para verirken yapmasaydı, etmeseydi demek kolay. Diyorlar ki madem kaçtın geldin, neden hemen pavyonlara düştün? Çünkü o kadar ahlaklı bir toplumuz ki sokakta kimsesiz bir kız çocuğu gördüğümüzde hemen yardım elimizi uzatıp onu huzurlu bir yuva sahibi yapma gayreti içerisine giriyoruz. Öyle koruyup kolluyoruz ki çaresiz çocukları, bunca çabamıza rağmen çocuklar kendi istekleriyle batağın içine sürükleniyor. 
Geçelim bu faslı. 3 aylık, 3 yaşında, 30 yaşında olması fark etmiyor cinsiyeti kadın olunca. Erkek milletinin büyük çoğunluğunun ağzının suyu akıyor, üstelik ekonomik durumu, eğitim seviyesi, sosyal statüsü fark etmeksizin.
Kızların kendi kardeşlerini doğurduğu bir ülke bizimkisi. Yapanlar utanmıyor, bilenler duyanlar da üstünü kapatıyor. Çünkü son derece hassas bir mesele. Allah muhafaza, %90’ı Müslüman olan bir ülkede ensesti ortaya çıkarırsak itibarımız zedelenir. O sebeple yokmuş farz ediyoruz. Ama gerçek bütün iğrençliğiyle karşımızda. Türkiye’de her 10 kişiden biri ensest kurbanı ve ne yazık ki bu sadece bilinen kısmı.
Derler ya ailede şiddet gören çocuk şiddet eğilimli olur diye. Armut dibine düşer diye bir deyimimiz de var. Şiddetin her türlüsünden bahsediyorum. Fiziksel, psikolojik, cinsel. Ailede yaşanıyorsa ilerde de yaşanma olasılığı muhtemel. Çünkü bunu yaşayan insan bir süre sonra normal zanneder. İğrenç bir örnekle taçlandırmak isterim durumu. Kayınpederi tarafından sürekli olarak cinsel tacize maruz kalan çocuk yaştaki bir gelinin ifadesi şöyle; “Kayınpederinin altından geçmeyen gelin var mıdır?” Belli ki annesi de aynı durumdaydı, teyzesi de, ablası da… 
Ve inanın bunu yapan insanların alınlarında sapık yazmıyor. Bu insanların büyük kısmı çevrelerinde büyük saygı görüyor.  Namazını kılıyor, ramazanda oruç tutuyor, kız çocuklarının erken yaşta örtünmesini destekleyip kahvelerde vaaz veriyor, eşcinsellerin ölmesini istiyor. Buna rağmen her 6 erkek çocuktan biri ve her 4 kız çocuktan biri aile içi cinsel istismara maruz kalıyor. Yani demem o ki bunun dinle, mezheple, ırkla, yaşla, parayla, eğitimle ilgisi yok. Bunu Hıristiyan’ı da, Musevi’si de, Müslüman’ı da, Türk’ü de, Kürt’ü de Arap’ı da yapıyor. Kız çocukları ağabeylerinden çocuk doğuruyor ve biz bilmeden bu adamlarla aynı ortamda yaşıyoruz. İlçelerimizden birinde ağabeyinin tecavüzü sonrası doğan bebeği tarlaya gömen bir kızın haberini okuyalı çok olmamıştı hatırlarsanız.
Üstelik ensest, günahlarımızdan sadece biri. Bununla da bitmiyor rezilliğimiz. Türkiye’de her 4 evlilikten 1 tanesinin gelini çocuk. Her yıl 140 bin çocuk, ANNE oluyor. 
Son dönemde çok konuşulan “15 yaşın altındaki her çocuğa karşı gerçekleştirilen cinsel davranışın cinsel istismar sayılamayacağı hükmünü de duymayan kalmamıştır sanırım. Çünkü 12-15 yaş arasındaki çocukların cinsel davranışta rızası olabileceği şeklinde bir görüş ortaya atılıyor. Rızası vardır kararını vermeden önce çocukların da KANDIRILABİLME ihtimalini göz önüne alın lütfen. 
Yine üzerinde konuşulan ve sanırım hazırlık aşamasında olan bir kanun teklifine göre istismara maruz kalan çocukların istismarcı ile evlendiği takdirde istismarı yapanın denetimli serbestlikten yararlanabileceği konuşuluyor. Ve ne yazık ki tüm bunlar konuşulurken yüzler hiç kızarmıyor.
Faili düşündüğümüz kadar mağduru da düşüneceğimiz günler gelecek inşallah. 
2014 yılı verilerine göre 11 bin 95 çocuk cinsel istismara maruz kalmış. Yine aynı yılın verilerine göre cinsel sömürü ve erken yaşta evlilikte Avrupa’da birinci sıradayız. 
Aileler çocuklarına sahip çıksın diyoruz ancak çocukları ailelerinin şerrinden kimin koruyacağı konusunda elimiz kolumuz bağlanıyor. Bazı yetiştirme yurtları ve koruyucu ailelerde de şiddet devam ediyor. Çocukların ne yazık ki kaçacak yerleri yok. Nereye gitseler çıkmaz sokak. Çocuğu koruma konusundaki açıklarımız, geleceğimizle aramızı açıyor.
Bu, o dinin bu dinin, o yörenin bu yörenin sorunu değil. Bu, bizim ülkemizin genel ahlak sorunu. 
Karma okullarda kız ve erkek öğrencileri haremlik selamlık oturtmaya, gençlerin eğlencelerini gözetleyip, kadın ve erkeğin bir araya geldiğinde zinadan başka bir şey yapamayacağı algısıyla yaygara koparmaya, gençler bize emanet deyip kızlı erkekli öğrenci evlerini dikizleyip ceza kesmeye,  kızlı erkekli oynanan halk oyunlarının, yapılan dans gösterilerinin İslam’a uygun olmadığını belirtip namus cinayeti sebebi olarak göstermeye,  kadınla erkeğin bineceği taksileri, otobüsleri, mekanları ayırmaya, öz babanın kızına şehvetle bakmasının haram sayılmayacağı fetvasını yayınlamaya, harcadığın çabayı, zamanı, aklı bir kenara bırakıp ASIL MESELE’nin peşine düşmezsen ahlaklı bir nesil yetiştirmek bir yana dursun gün geçtikçe çığırından çıkan bir nesille karşı karşıya kalacaksın. 
İnanın bu, ülkemizin en öncelikli sorunudur. Önüne hiçbir şeyin geçmesine izin verilmemeli, üzerinde hassasiyetle durulmalıdır. 
Bu iş çocuk oyuncağı değil. İnsan hayatı da bir oyun değil. Oyunu çocuklar oynasın, büyüklerin oyunları hepimize yeteri kadar zarar verdi. Benim meselelerimden bizim meselelerimize geçme zamanı gelsin artık. Çocukların bedava dağıtılan kitaplardan, tablet bilgisayarlardan, bisikletlerden, bebeklerden, toplardan daha önemli ihtiyaçları var. Günahın içine doğan ve sonrasında itiraf edilemeyecek günahlar yaşayan çocukların olduğu bir ülkede gelecek hayalleri kuramayız. Temeline ahlak tohumları atılmamış hiçbir yol bizi aydınlığa götürmez. 

Saygılarımla. 

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • fatma sırmatel 3 ay önce yorumlandı

      kaleminize sağlık. demekki cinsel istismar anlayışı tarih boyunca var ve tüm dinler bunu önlemeye çalışıyor ama başaramıyor. çocukluk çağından itibaren birarada yetişenlerin beyninde cinsler arasında saygı kavramı oluşur. bunu başörtüsü veya secde ile çözemezsiniz. kadınlar kendi güçlerinin farkında olmalıdır. çocukları yetiştiren kadın olup özgüvenli anne özgüvenli çocuk yetiştirir. i̇ şte medeniyet denilen değişim eskiye dönüş değil ileriye gitmek için gücünün farkında olmaktır.

    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129