banner128

26 Nisan 2018 Perşembe

GALLA PAZARI

16 Nisan 2018, 12:46
Bu makale 633 kez okundu
GALLA PAZARI
Oral Yılmaz
 

Bartın’ın haftada iki kere, salı ve cuma günleri, kurulan “Galla Pazarı” günümüz Türkiyesi’nde her yerde bulunmayan en büyük nimetlerden biri olmalı. Çoğu yerde, hele hele büyük şehirlerde bulamadığın yeşilliği, sebze ve meyveyi burada çok uygun fiyatlarla bulmak mümkün.

Yıllar önce arkadaşlarla Türkiye’nin geleceğini tartıştığımız günleri anımsıyorum. O gün bugündür fikrim hiç değişmedi.

Geleceğe hakim olacak ülkeler ellerinde su, yiyecek ve enerji kaynaklarını bulunduran ve bunları sağlıklı muhafaza edenler olacaktır. Üstelik bu gücü ellerinde bulunduranlar diğerlerini de kendilerine muhtaç etmek için her türlü dümeni çevireceklerdir.

Bu ülkeler son yıllarda bu konuda önemli kararlar alıp çoktan uygulamaya koydular bile. Örneğin İsrail, Amerika, Rusya gibi ülkeler enerji stoklarını çoğaltmak amacıyla yakın doğu ülkelerini kan gölüne çevirdiler.

Çeşitli bahanelerle petrolün çıktığı ülkelere saldırıp hem silah stoklarını paraya çevirdiler hem de o ülkelerin petrollerini ve hatta para edecek tüm değerlerini yağmaladılar.

Bu arada çıban başı İsrail hiç boş durmadı ve tohum kontrolünü ele geçirerek, bizim gibi toprağı güçlü ülkelerin tohum üretmesini yasalarla engelleyip kendi hastalıklı hibrit tohumlarını dövizle satmaya başladılar.

Onlardan alınan hastalıklı tohumlar hem topraklarımızı kirletti hem de verim alamayan köylüyü yapay gübreye, ilaçlara mecbur bıraktı.

İş bununla da bitmedi. Türkiye’de tütüncülük, hayvancılık, balıkçılık, turizm, madencilik, ormancılık gibi güçlü olan ne varsa, o veya bu sebeple köreltildi, içleri boşaltıldı ve tek tek sudan sebeplerle elden çıkarılmaya başlandı.

Şimdi sizlere soruyorum; nereye kadar sağlığınızın kötüleşmesini, bütçenizin daralmasını bekleyebilirsiniz?

Çevrenizdeki insanların birer birer hastalandığını, agresifleştiklerini, mutsuz birer canlıya dönüştüklerini fark etmiyor musunuz?

Gittikçe artan intihar olaylarını, cinayetleri, cinsel sapkınlıkları, çocuklara ve hayvanlara yapılanları algılamıyor musunuz?

Hiç, bugün tükettiklerinizi miktar, fiyat ve kalite olarak geçmişte tükettiklerinizle karşılaştırmıyor musunuz?

Dünün çocukları olan sizler bugünün çocukları olan evlatlarınızla hiç kıyaslama yapmıyor musunuz?

En son ne zaman sizi gözlerinizden yaş gelecek kadar mutlu eden bir kahkaha attınız?

Ne zaman sabah uyandığınızda camları açıp, doğan güneşe karşı gerinip “mutluyuuuuuuum!” diye haykırdınız?

Bugün dünün tekrarıysa, yarın da böyle olacaksa bu hayatın anlamı ne o zaman? Zor kazandığınız üç beş kuruşla alışverişe çıktığınızda yediğiniz etin, salamın, sucuğun ne eti olduğundan bile emin değilseniz, kullandığınız deterjanların size ne tür zararlar verdiğini bile bilmiyorsanız, Cola ve Fanta gibi asitli içeceklere yüklenip yaşıyorsanız ne anlamı kalıyor bu hayatın?

Dünya sağlıklı yaşamaktan, yaşlanmaktan bahsederken için için çürüyen bir ağaç gibi yaşamak ve olmadık bir fırtınada erken yıkılıp devrilmek midir yaşam dediğin?

Ben bir köyde yaşıyorum. Büyük şehirleri o muhteşem imkanlarıyla sizlere bıraktım. O kat kat yükselen binalardaki o küçücük daireleri, kalabalık caddeleri, birbirlerini bile tanımayan komşuları, işe gidip gelirken çektiğiniz trafik sıkıntılarını, vakit bulup kahvaltı yapamadığınız için tükettiğiniz yağlı poğaçaları, marketlerden aldığınız hazır kıymaları, bidonlarla evlerinize taşıdığınız içme sularını, akşam eve dönüp dönmeyeceğinizi bile bilemeden kabullendiğiniz tüm kaos ortamlarını sizlere terk ettim.

Ben GDO’lu ürün tüketmek istemiyorum. Milyonlarcası daracık kümeslere sığdırılmış, antibiyotiklerle boğuşan tavuklarınızı, yumurtalarınızı yemek istemiyorum. Daha “yeşil” yanmadan klaksonlara basan, camlarını açık el kol hareketi yaparak küfürler eden kişilerle muhatap olmak istemiyorum. Televizyonu açtığımda yüzüme bakarak bana yalan söyleyen, bana hizmet ediyormuş edasıyla racon kesenleri de görmek istemiyorum.

Ben sadece insanca yaşamak istiyorum. Sağlıklı ve huzurlu. Yaşadığımı hissetmek, yarınlara güven duymak, örselenmeden, ötekileştirilmeden, itilip kakılmadan, bu ülkenin bir vatandaşı olmaktan gurur duyarak yaşamak istiyorum.

Yazımın başında bahsettiğim gibi Bartın’ın harika bir “Galla Pazarı” var ve bu pazarda köylü kadınların bahçelerinde, tarlalarında ürettikleri sebzeler, yeşillikler çok taze ve ucuz. Bir demet pazı, nane, maydonoz, tere, roka, dereotu sadece bir TL.

Geçen salı günü gittiğimde onlardan biri sepetindeki yumurtaları gösterip alıp almayacağımı sordu. Sepetteki 25-30 kadar yumurtayı görünce birden aklıma geldi.

Biliyorsunuzdur, Tarım Bakanlığı’nın ‘Küçük Miktardaki Yumurtanın Doğrudan Arzına Dair Yönetmeliği’ bir kaç yıl önce Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmeliğe göre, az miktarda yumurta satan üreticiler de Tarım Bakanlığı’ndan izin alacak. Bu tip satış yapan küçük üreticilerin en fazla 250 tavuğu olabilecek. Yumurtalar için kuş gribi gibi hastalık vakalarına karşı büyük işletmelerin aldığı tüm tıbbi, veteriner ve hijyen önlemlerini almakla yükümlü olacak.

Ayrıca yumurtaların üzerlerinde üretim tarihleri de bulunacak.

İşte bunun farkında olmayan Buca’lı bir köylü bundan 2 sene evvel 15 adet yumurta için 15.000 TL ceza yemişti.

Köylü kadının yumurtaları da damgasızdı. Kendisine yeni yönetmeliği hatırlattım. Bilmiyordu. Üstelik böyle bir şey olacağına ihtimal de vermiyordu. “Devlet artık üç beş yumurtamıza da göz diktiyse biz ölüverelim gayrı!” dedi.

Bir de yakınlarda köyün kenarından geçen derenin bile elden gidebileceğini bilseydi ne derdi acaba?

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129

    banner124