HANİ BU ÇOCUK YAPAMAZDI !

Yazıyı Özge Nur Dilber’in sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

Yıllar önce çoğu insanın “ bu çocuktan bir şey olmaz “ dediği bir çocuk vardı. Bu çocuk engeli yüzünden hiç okula gitmemiş her şeyi evde deneme yanılma yoluyla öğrenmişti. Belki de bu yüzden olacak ki. Yeni şeyler denemekten her daim bir şeyler öğrenmekten çekinmiyordu. İnatçı ve hırslıydı. Vazgeçmeyi sevmiyordu. Derken bir gün gözleri parlayarak bilgisayarının başına oturdu.

Bolu da yerel yayın yapan bir haber portalına mail yazdı. Mailde “ Ben köşe yazarlığı yapmak istiyorum. İnsanlara engelleri ve engellenenleri göstermek istiyorum “ yazıyordu. Kısa zamanda mailine olumlu cevap aldı. Köşe yazarlığına başladı. Herkes “bu çocuk bunları nasıl yapıyor? okula bile gitmemiş diye düşünürken. O çalıştığı haber platformunda yazı işleri müdürü olmuştu bile. Ama hiç uslu durmazdı. Bunun için kontrol etmesi zor bir kişiydi. Fakat bu özelliğiyle de olmayacak işleri bile kolaylıkla yapardı. Kimseyi kırmadan lafını sözünü esirgememesi düşündüğünü söylemesi onun belki de en önemli özelliğiydi.

Derken çalıştığı haber portalında anlaşmazlık çıktı. Çalıştığı platformdan ayrılarak bolunun yerel gazetelerinde köşe yazarlığı yapmaya başladı. Bir gün çalışırken gözlerini kapattı aslında o anda hiç kimsenin göremediği bir şey fark etti ve kendisine “ Göremeyenler bu yazıları nasıl okuyacak ?” sorusunu sordu. Aslında bu sorunun cevabı da hazırdı. Hemen harekete geçti. Yeni tanıştığı güzel bir kız vardı. Çok güzel şiir okuyordu. Hemen onu aradı. “Sana bir metin gönderiyorum. Bunu şiir okur gibi oku sesini bir şeyle kaydet bana gönder dedi” kız: “ Abi yapabilir miyim nasıl olacak? Dedi.” Engellenen genç  “Sen dediğimi yap çok güzel olacak dedi”

Kız onun dediğini yaptı. “Görme yetersizliği olan insanlar için konuşan yazılar ortaya çıktı.” Yine insanlar bunlar bu işi nasıl yapıyor? Bu adam engelli değil mi? diye konuşurlarken. Engellenen genç ve güzel kız konuşan yazıları her hafta yapmaya başladılar. “Konuşan yazı uygulaması o kadar çok sevildi ki artık o uygulamada seslendirme yapmayı herkes istiyordu.  Derken Engellenen geç farkında olmadan 23 kişilik bir ekip kurup Türkiye’nin ilk sesli kitabın oluşturup “Hey! Biz de Buradayız” dedi ve ekip olarak kitabın gelirini de zihinsel yetersizliği olan çocukların eğitiminde kullandılar.

Kimden bahsettiğimi anladınız değil mi? bu satırları her hafta yazan her hafta sizlerle bir şeyler paylaşan inatçı adamdan ve yanında gördüğünüz insanlardan bahsediyorum. Gülmeyin canım ara sıra insanın yaptıklarını hatırlaması güzel. ama gördüğünüz gibi daha pekte bir şey yapmamış yani daha yapılacak çok iş, kaldırılacak çok engel var.

Bunları size niye anlattığıma gelince “bu köşe yazım Bolu Olay Gündem gazetesindeki 3 basamaklı sayılara ulaştığım ilkyazı. Yanı 100 haftadır bu yazıları bolu olay gazetesinde yazıp seslendiriyoruz. Bu arada yukarıda anlattığım baştan beri beni yalnız bırakmayan güzel şiir okuyan kızın ismi tabi ki Meryem coşkunca aslında bu yazıyı o seslendirmek istiyordu ancak birazcık üşütmüş buradan ona geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum. Şu anda mikrofonun başında Özge Nur Dilber var.  Ne dersin Özge 100.yazı nedeniyle Bolu Olay gündem gazetesi ekibinden bir pasta isteyelim mi? neyse benim galiba karnım biraz acıktı.  

Şaka bir yana geriye dönüp yaptıklarıma baktığımda ve onları yapmaya çalışırken “ boşuna uğraşma yapamazsın diyenleri hatırladığımda şimdi sadece gülümsüyorum “ bilmiyorum bu konuda örnek birimiyim takdir sizin ama eğer şimdi bu yazıları yazabiliyorsam. Kitap varsa. Anlatarak engeller aşılıyorsa. Bunu aileme, arkadaşlarıma ve benimle ilgilenen eğitimcilere borçluyum.

Eğer ben “Senden bir şey olmaz! Bu istediklerini yapamazsın” diyenleri dinleseydim ve inatçı olmasaydım. Bırakın yazı yazmayı bırakın bilgisayar kullanmayı, yataktan bile çıkamazdım. Bunun için bunları yaşamış ve birazcık başarılı biri olarak engellenenlere ve yakınlarından ricam. Size inanmayanlara asla kulak asmayın. Hayatınız boyunca maalesef size “yapamazsın” diyenler olacak ama Neyi yapıp neyi yapamayacağınızı kendiniz çok iyi bilirsiniz. Bunun için hedeflerinizden hayallerinizden asla vazgeçmeyin.

Bakın dünyanın en değerli taşı elmas bile madenden ilk çıktığında simsiyahtır. İşlenerek temizlenir ve parıldar. Dünyanın en değerli taşı olur. Aslında insanlarda böyledir ve her insanın içinde keşfedilmeyi bekleyen elmaslar vardır. Hiç kimseye kulak asmadan içinizdeki elması bulmaya çalışın ve bulduktan sonrada onu eğitimle öyle bir işleyin ve parlatın ki kimse sizden gözünü alamasın. O elmasın saçtığı ışıkla hiçbir engel sizin karşınızda duramasın.   

Ben buradan bir kez daha basta şu anda sesini duyduğunuz Sevgili Özge olmak üzere benim yanımda gördüğünüz sesleriyle bu yazılara can veren sevgili arkadaşlarıma, bu yazıyı okuma ve dinleme nezaketini gösteren siz değerli takipçilerimize çok teşekkür ediyorum. Yazıları yazmaya konuşturmaya engelleri anlatarak aşmaya aynen devam…

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Özge Nur Dilber – Bolu Olay Gündem Gazetesi...

YORUM EKLE

banner129