HAYIRLI İŞLER

Yüzümüze gülenlerin arkamızdan çevirdiği dolaplara harcadığı zamana üzülüyorum. Sırtını dönmeyiver arkadaş. Elinde bir bıçakla bekleyen bir dost postu giymiş çakal illa ki bulursun. Hani derler ya ‘ya hep beraber ya hiçbirimiz.’ Bunlar öyle değil. Bunlar ya ben ya da hiç kimse derdinde. Üzücü tabi ki. Sinir bozucu da. Hep bana, hep bana diyerek yaşayan insanların bazı ortamlarda verdiği ‘vaazlarda’ süt dökmüş kedi misali oynadığı masum, yardımsever ve iyilik meleği rollerini görünce çıldırıyorum. Çıldırıyorum ama içten içe. Çünkü o an isyana başladığımda domino etkisi yaratacak. Sadece ona değil, onun çevresinde olanlara, onların tanıdıklarına, ona, buna, şuna… Kısacası birçok kişiye değecek bir kazık meydana gelecek. Peki ya doğru söyleyenin ikamet adresine ilişkin bir değişiklik yaşanmayacak mı öyle olursa? Ahh… İnsanlar kendilerini doğrucu gibi gösterip yüzüne yüzüne doğruları haykırınca kuyruğuna basılmış köpek misali inlemeye başlıyor ya… İşte beni o delirtiyor. E durum böyle olunca da doğru söyleyen bir kişinin ikamet adresinde nüfus müdürlüğü aracılığıyla bir değişiklik yapması zorunlu hale geliyor. Ne diyelim! Herkese hayırlı işler.

Yüzümüze gülenler diyorum. Bilirsiniz bunları siz de. Hani sizi herkesten çok sevdiğini, herkesten çok savunduğunu ve herkesten çok desteklediğini söyleyen-ama sadece söyleyen- kişiler var ya; onlar işte. Laf çok, icraat yok. Hep bir oyalama, hep bir kandırmaca, hep bir kuyu kazma işleriyle o kadar meşgul olan bu insanları dikkate almaktan ziyade he, hı diyerek geçiştirmenin verdiği o inanılmaz huzuru sizlerle paylaşmak istiyorum. Siz olmasanız işlerini kendi başlarına halletmek zorunda kalacak bu kişilerin işlerini yaptığınız için size üstünlük taslama merakı cidden sıkıcı. Her şey bir yana tüm bu sıkıcı konular arasında kendinizi önemsemeniz gerekiyor gerçekten. Yani sağlığımız, yaşantımız ve diğer durumlarımız iyi olmadıkça çevreye de iyi olmayacağız, olamayacağız. Kimse size içinden gelerek hal hatır sormaz. Laf olsun diye sorarlar, laf olsun diye cevap verirsiniz. Gerçek bir sıkıntınızı açsanız iki saniye bile yanınızda durmazlar. Oysa konu kendileri olunca öyle mi, destan gibi dilden dile anlatır dururlar. Çok sıkıcı. Her şey sıkıcı. Aslında bazen birçok şey sıkıcı. Ve her zaman çok sıkıcı. Hayırlı işler, bol kazançlar. Sabır taşı denen o temsil bende çatır çatır ediyor. Tuzla buz olmadan ne olur ben bile bilmiyorum. Selametle…

YORUM EKLE

banner128