banner133

banner128

banner101

25 Nisan 2017 Salı

İSLÂM CİHANŞUMÜLDÜR AMA BEYNELMİLELCİ DEĞİLDİR

01 Ocak 2017, 13:52
Bu makale 453 kez okundu
İSLÂM CİHANŞUMÜLDÜR AMA BEYNELMİLELCİ DEĞİLDİR
Hasan DİNÇ

Cenabı Allah (C.C.) Kur’an-ı Kerimde peygamberi Hz. Muhammed’e(S.A.V.) aynen “Ey Muhammed! Andolsun ki senden evvelde peygamberler gönderdik. Onların içinden sana kıssalarını (Dini hikâye) anlattığımız kimseler de var, sana bildirmediğimiz kimselerde var. Hiçbir peygamber Allah’ın izni olmaksızın, herhangi bir ayeti kendiliğinden getiremez. Allah’ın emri gelince de hak ve adaletle hükmolunur. İşte o zaman boşa uğraşanlar hüsranda kalırlar.” (Gafir suresi ayet 78) demektedir. Bir başka ayette ise “Andolsun ki senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine göndermişizdir de onlara açık deliller getirmişlerdir. Ama biz suç işleyenlerden öç aldık. Çünkü mü’minlere yardım etmek bir haktı”(Rum suresi ayet 47) buyurmaktadır. Yine bir başka ayetinde ise Cenab-ı Allah “Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması da O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bundan da bilenler için ayetler vardır” (Rum suresi ayet 22) demekle bir gerçeği bizlere duyurmaktadır. Ayrıca örnek olmak üzere de “Andolsun ki biz İsrail oğullarına (Yahudilere) kitabı (Tevratı) hükmü ve nübüvveti (Peygamberliği) verdik. Ve temiz şeylerden rızıklandırdık. Ve onları dünyaya üstün kıldık.”( Casiye suresi ayet 16) Bu konu ile ilgili olarak diğerbir ayetinde ise “Şayet Allah dileseydi tek bir millet yapardı. Ama O dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise hiçbir dost ve yardımcıları yoktur” (Şura suresi ayet 8)demektedir. Bir başka ayetinde ise “ Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız takvada en ileri olanınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.” (Hucûrat suresi Ayet 13) diye ilâhi bir gerçeği bildirmektedir.

 

Yazıya Kur’andan alınan ayetlerle bu kadar uzun giriş yapmamın sebebi göz ardı edilen bazı gerçeklerin gün ışığına çıkarılması arzusundandır.  İnsanlık dilleri ve renkleri farklı kavimlerden oluşmaktadır. Cenab-ı Allah (C.C.) her kavme kendi dilleriyle konuşan ve ilahi hükümleri tebliğ eden peygamberler göndermiştir. Hz. Muhammed’den önce gelen bütün peygamberler sadece kavimlerini uyarmak için gönderilmişlerdir. Dinlerini tebliğ ve peygamberlik sorumlulukları kavimleriyle sınırlıdır. Meselâ peygamberler zincirinin en büyüklerinden olan Hz.Musa Yahudi kavmine gönderilmiş, peygamberliği ve Tevrat sadece Yahudileri ihata etmektedir. Batıl dinlerin sınırları daha da dar olup kabilelere inhisar etmektedir. 

 

İslâm kendinden önce tebliğ edilen dinlerden bir yönüyle çok farklıdır. Ve bütün insanlığa hitap etmektedir. İslâm kavmi bir din değil cihan dinidir. Bu dinde Allah (C.C.) “Rabbül âlemin”dir. Bir kavmin değil, bütün âlemlerin Rabbidir. Peygamber Hz. Muhammed ise “Rahmeten lil âlemin” dir. Bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Yani bir kavme değil, hatta insanlığa değil, bütün âlemlere gönderilmiş bir peygamberdir. Batılı Hıristiyan araştırmacılar özellikle İslâm’ın bu yönünü görmezden gelerek Hz. Muhammed’i Arapların Musa’sı olarak kabullenmişlerdir. Böyle olunca İslâm’da sadece Arap’ların dini gibi algılanmış ve öyle kabul edilmiştir. Hz Muhammed eğer Hz. Musa ile tanımlanacaksa sadece Arap’ların Musa’sı değil bütün insanlığın hatta bütün âlemlerin Musa’sı olarak tanınmalıdır. Batılı Hıristiyan araştırmacıların bu kanaatleri zamanla Arap âlimlerinin bazılarına da intikal etmiş ve İslâm’ı yukarıdaki ayetlere rağmen bazı uydurma hadislerle bir Arap dini gibi takdim etmeye başlamış, kendilerini diğer İslâm topluluklarından farklı görmüşlerdir.

 

Allah (C.C) bizzat Kur’an-ı Kerim’de insanlara “Ya eyyühen nas” ya da “Ya eyyühellezine amenü”  diye hitap eder. Yani “ey insanlar” ya da “Ey iman edenler” diye seslenir. Kur’anın muhatabı bütün insanlıktır, bütün inananlardır. Kur’an da “Ya eyyühel Arap” diye bir hitap şekli yoktur. Yani “Ey Araplar” diye sadece Arap’ların muhatap alındığı bir hitap şekli bulunmamaktadır. Öyleyse İslâm’ı bir Arap dini, Hz. Muhammed’i bir Arap peygamberi olarak takdim etmek cehalet eseri değilse, ilahi nur çeşmesinden insanlığı mahrum etmek amacı taşımakta; şeytanla iş ortaklığı yapıldığını göstermektedir.

 

İslâm’ı bu dar kavim kalıbına sokmak isteyenler olduğu gibi bir de tam bunun aksi gibi takdim etmek isteyenler de bulunmaktadır. Bilhassa 20.Yüz yılın başlarında emperyalizmin kendine rakip gördüğü milliyetçiliği yok etmek için kullandığı bu silah İslâm’ın cihanşümul görünümünü “Beynelmilel” şekle sokup millet varlığını reddeder şekilde takdim etmesidir. Millet varlığını reddeden bir din elbette milliyetçiliği de “küfür ” ilân edecek, böylece milli dirençlerin kırılması için İslâm bir silah olarak kullanılacaktır. Osmanlı İmparatorluğu parçalanırken bu silah bize karşı pek acımasızca kullanılmış, son vatan parçasının bile elden çıkması için içimizdeki hainler bu silahı çok hain bir biçimde insafsızca kullanmışlar, milleti birbirine düşürmüşlerdir.

 

Bunlara göre “vatan ruyi zemin, millet nevi beşer”dir. Yani bütün dünya sathı vatan, bütün beşer de milletimizdir. Bunun böyle olmadığı son yüzyıldaki gelişmelerle çok acı bir şekilde anlaşılmıştır.   Emperyalizmin bu tuzağına düşen milletlerin ne yurtları ne de insanlıkları kalmadığı esefle görülmektedir. Bir asırdır bize “Türk müsün, Müslüman mısın?” diye sorarak İslâm’ı kendi nifakına âlet edenleri Allah’a havale ederken günümüzde bile hâlâ en yetkili ağızlardan “Müslüman’ım de geç” zırvasını duymak ne kadar acı değil mi?

 

Dinimiz İslâm ırkçı değildir ama kavim ve kabile varlığını Allah’ın varlığına delil kabul eder. Dinimiz için her dil ve renk Allah’ın ayetlerindendir. Her dil ve renk ayrı bir kavim demektir. Ancak hiçbir kavmin bir diğerine üstünlüğü yoktur.  Yani dinimizde dil ve renk üstünlüğü kabul edilemez. Allah (C.C.) indinde üstünlük takva iledir. Takva da kavim ve kabile varlığını reddetmek değildir. Bunun aksi olarak dinimiz İslâm delil gösterilerek millet varlığının reddini de asla kabul etmez. İnsanlık için tek millet olmak hayırlı olsaydı Allah hepimizi aynı dili konuşan, aynı renkten ve aynı milletten yaratırdı. Bunun için Allah’a bir zorluk yoktur. Öyleyse İslâm’da “ırkçılık” olmadığı gibi millet varlığını reddeden “Beynelmilelcilik” de yoktur.  İslâm “cihaşümuldür” ama asla beynelmilelci değildir. Yine İslâm’a göre “milliyetçilik” itikadımız çerçevesinde meşru, “ ırkçılık” ise gayri meşrudur.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129