İzzet Baysal Şükran Günleri ile ilgili bir değerlendirme yazısı

Yüce Türk milleti tarih boyunca Peygamberimizin, “İnsanların hayırlısı halka hayırlı olanadır” sözünü hep kendisine ilham kaynağı olarak görmüş ve bu doğrultuda insanlığın hayrına birçok vakıf kurmuştur. Belki de, insanlık tarihinde böylesi önemli vakıflar bize has bir gelenektir.

Asırlardır insanlığa maddi ve manevi faydalar sağlayan bu vakıflar hep ulvi bir gaye için kurulmuştur. Bu vakıflar “nemelazımcılık” zihniyetini terk edip “bana lazım” düşüncesini prensip edinen kişilerin mali cömertlik örnekleridir.  Maddi ve manevi açıdan toplumun geleceğini düşünen insanlar, isimlerinin hayırla yâd ettirecek böylesi faydalı tesisler kurmuşlar ve kurmaya devam etmektedirler.

Bunun en güzel örneği, hiç şüphesiz, Merhum İzzet Baysal ve aynı doğrultuda yürüyen Baysal ailesidir. Bu ailenin davranışı takdire ve övülmeye değer bir fedakârlık örneğidir. İşte, Bolular da bu müstesna aileye karşı takdir ve şükranlarını belirtmek için her sene 11 Mayıs günlerini “şükran” günü ilan ederek, Baysal ailesine vefa duygusunu en güzel şekilde göstermektedirler.

Zaten bizim tarihimize baktığımızda bu tür müstesna insanlara vefa örneğini göstermek vardır ve var olmaya devam edecektir. Tıpkı Bursa Umur beylilerin Abdi Ağa’ya gösterdikleri vefa gibi…

Şöyle ki, 1865 yılında Sultan Abdülaziz Bursa ve çevresine iki Rüştiye mektebi açılması için emir verir. Birisi Bursa merkezine açılır, diğeri içinde Bursa’nın ilçelerine teklif götürülür; ama birçok yöre “gâvur icadı” diye reddeder. Umur beyli Ethem ağa ise kendi yöresine açılması için teşebbüse geçer. Köyün İleri gelenlerini toplar; fakat köyden bazıları bu teklife karşı gelse de, pes etmeyip, aynı köyden Bursa Defterdarını köye davet edip Cuma hutbesinde bu mektep işine temas ederek “ bu fırsatı kaçırmayalım” der. Netice de Hacı Ethem Ağa’nın hibe ettiği arsaya inşaat başlar ve kısa zamanda biter. Sultan Abdülaziz de oraya iyi bir rüştiye hocası gönderir ve tedrisat başlar. Hacı Ethem Ağa ‘da teşvik için okula kayıt olan çocukların elbise ve okul levazımını kendisi karşılar. Ancak okulun açılmasına karşı olanlar, Ethem Ağa’nın önüne geçerler, evinin önünde bağırıp çağırırlar. Ethem Ağa altı yıl boyunca evine ara sokaklardan, zeytinliklerden gelip gider. Altı yıl sonra okuldan mezun olanlar, okul azlığından,  yeteri kadar mezun olmadığı için hemen yüksek maaşla memuriyete tayin edilince, Ethem Ağa’ya muhalif olanlar yaptıklarının yanlış olduğunu anlar ve 5 Mayıs günü köy halkı bir atı süsleyip yollara halılar serip, davul zurna eşliğinde Hacı Ethem Ağa’nın evinin önüne gelirler. “biz hata etik, sen bizi affet” diyerek elini öperler. Kucaklayıp ata bindirirler, mektep çocuklarının önünden resmigeçit yapıp ziyafet tertip ederler. Diktiği fidanın meyve verdiğini gören Ethem Ağa, bu durumdan duygulanmıştır. Bu kutlamaların her yıl aynı yerde yapılmasını ister ve kendisine ait olan arazisinin gelirinin bu iş için tahsis eder. Ömrünün sonunda tüm mallarını vakfeder.

Ethem Ağa’nın vasiyetine uyularak her sene 5 Mayıs günü şenlikler yapılır pilavlar, zerdeler yenir. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’da Umur beyde doğmuş ve bu okulda okumuştur.

Sonradan Hacı Ethem Ağa’nın kurduğu vakıf, Vakıflar genel müdürlüğüne geçince Umur beydeki bu gelenek son bulmuştur.

İşte biz bolular olarak,  tıpkı 150 yıl önceki Umur beyliler gibi, Baysal ailesine bir kadirşinaslık gösterip bu güzel geleneği devam ettiriyoruz.

Bu tür şükran günleri ile insanları onere etmenin  diğer insanları teşvik noktasında faydalı olacağını düşünüyoruz. Kaldı ki, Baysal vakfı gibi, büyük harcamalar gerektiren yatırımları yapanlar için bu şükran günleri az bile diyebiliriz.

Maalesef, toplumuzun içinde yaşayıp ta, insanların dertleri ile ilgilenmeyen, yapılan hizmetleri görmezlikte gelen, yöresine hiç faydası olmayan öyle insanlar var ki, yüzlerce insanın ve talebenin ihtiyacını karşılayacak parayı sefalet muhitlerinde bir gecelik eğlencesinde feda etmektedirler.

Böylesine milyonlar heba edilirken, halkın faydasına para harcayıp, vakıf karararak servetini bu vakfa hibe eden insanlar, saygı ile anılmayı hak eden müstesna insanlardır.

Onun içindir ki, bir Bolulu olarak İzzet Büyüğümüzün vasiyeti doğrultusunda, vakfa sahip çıkıp, şükranlarımızı sunmak bir insanlık görevimizdir. 

Bir Gurbet kuşu İbrahim Özmen

Yaklaşık 20 yıl önce, şimdi ki gibi, yazımın sonuna, “Özmen ve Ercoşkun ailesinin mutlu günü” diye bir not düşüp, evlatlarının mürüvveti dolayısı ile her iki ailyi kutlamış, İbrahim ve Rabia’ya çiftine de mutluluklar dilemiştim. Nerden bilebilirdim aradan bunca zaman geçip te İbrahim kardeşimin ani vefatı dolayısıyla, her iki aileye böyle bir taziye mesajı yazacağımı…

Anne babaların yürekleri adeta bir mızrak gibi delen,  hiç sönmeyen kor gibi yakan evlat acısını anlatacak söz bulmak zordur. Bütün ölümler acı… Bütün ölümler beklenmedik… Hele gurbet kuşu evlat ve kardeş için çok daha acı… Allah kimseye göstermesin,  hayır ve şerrin Allahtan geldiğine inansak ta, evladını ebediyette uğramak çok zor bir imtihan...

 İbrahim kardeşim Amerika’da dünyevi maişetini temin etmenin yanında, İslam’ın evrensel mesajını uzaklara taşımak için çırpınan bir gönül eri idi. Gurbet ellerde İslam’ın yitik çocuklarına dinimizi öğretmek ve yaşatmak sevdasındaydı. Belki de, gurbette kalmasının bir sebebi de bu idi.

 Hemen hemen her Bayram da, Bayram namazına müteakip, camiye yakın olan evinde gönül dostları ile buluşup gurbetin hüznünü, yüzünde hiç eksilmeyen tebessümü ile bayram sevinç ve coşkusuna bıraktığını, dostları bana anlatmışlardı.

Sabah namazı için gittiği cami dönüşü yorgun kalbi dayanamayıp hakka yürüyor. Can dostları haber alır almaz, uzak diyar da Amerikan bürokrasini aşıp, yakın zamanda na’şını kendi köyüne ulaştırdılar.

Bolu Berk köyü, belki de, böylesi kalabalık bir cenaze merasimine şahit olmamıştı. Etrafında sevgi halesi oluşturmak, güzel insan olmak böyle bir şey demek ki… Onca kalabalık, adata, sessizliğe bürünmüş, gözyaşları gönüllere akıyordu.  Görevlinin “İbrahim Bey’i nasıl bilirsiniz” sorusuna, sessizlik bozulurken “iyi biliriz” cevabı semaya yükseliyordu.

Allah taksiratını af eylesin, gani gani Rahmet eylesin. Cennetine kavuştursun! Rabbim kederli ailesine ve dostlarına, sabr-ı celil niyaz eylesin!...

Kalın sağlıcakla...

YORUM EKLE

banner128