KABUĞUNA ÇEKİLMEK!

En son 18 şubat 2020 tarihinde yazışımın ardından sizlere açıklama borçluyum… Önlem almak başlıklı yazımın öncesinde ve devamında; hayata sorumluluklarımıza dair yoğunluklarımız ve insani mazeretlerimiz elbette benim için de geçerliydi.

Özellikle Aralık ayı itibariyle seanslarımızda fazladan korunma gereğini sıkça vurguladım, eldiven ve maske kullanmadan tek bir seans gerçekleştirmedim. Bütüncül destek terapiler uygulayıcısı olarak; sıkça medikal masaj ve refleksoloji uyguladığım bireylere de aktarmaya çalıştığım gibi, her birimiz farkında olmadığımız bir rahatsızlık taşıyor olabiliriz, dolayısıyla yakın çalışmalarda önlem almaya daha özen göstermemiz hepimiz adına akıllıca olur.

Dünyadaki gelişmeleri sıkı sıkıya takip edenlerin, yaşamlarına uygulamayı atladığı detaylara dikkat çekmeyi görev edinseniz de; yine körler sağırlar birbirini ağırlar noktasından bir adım öteye az sayıda kişiyi uyandırabilirsek kârdır, onlar da birkaç kişiye farkındalık kattığında sayı çoğalır.

Kabuğuna çekilmek deyince; etliye sütlüye karışmamak, kendini tamamen izole ederek yaşamayı kastetmiyorum. Türk adetlerince aile büyüğümüzden kızımın istenmesi, nişan, ev tutulup yerleştirilmesi, nikah günü alımı, bilet, otel rezervasyonları gibi detayları yoğun çalışma hayatında nasıl başarabiliriz diye düşünürken; tüm dünyanın kabuğuna çekilmesini gerektiren büyük bir olay yaşanmaya başlanınca üzerine yaşı dolayısıyla çıkma yasağı gelen annemin alışveriş gibi işleri de eklendi ve boşluk buldukça da oğlumla evi kıyı bucak temizledik.

Peki niye Aralık ayı itibariyle daha dikkatli olmak üzerine çevremi uyarmaya başladım? Kesinlikle medyum değilim… Astrologları takip ederseniz, aslında birçoğu benzer uyarıları yapmışlar… Belki de bir şekilde, ben de duyduklarım veya okuduklarımdan etkilenmişimdir.

İlginç olan son bir yıldır peş peşe neredeyse tüm tanıdıklarımın, bireysel zorluklar geçirişi idi… Sanki evren tarafından uyarılıyorduk, yine de duymazdan gelip koşturmayı sürdürüyorduk. Sonunda evren adeta; yok yok bu böyle olmayacak, bunlara öyle bir musibet verip silkeleyelim kendilerine gelsinler dedi… Bir musibet bin nasihatten evlâdır derler ya…

Peki neler öğrenebildik? Hayat tekrar normale dönerken, yine her şeyi unutup maddiyat, mal mülk peşine düşüp, insanlığımızı öteleyecek miyiz?

Büyüklerimizi, küçüklerimizi, zamansızlıktan görüşme fırsatımız olmayanları, şu evlere kapandığımız günlerde ne çok görüntülü arar olduk değil mi?

Diyorum ki; dersini alanlar aldı… Almayanlar her zamanki gibi almadı… Bu dünyanın ne ilk ne de son böyle felaketler yaşayışı… Bilirsiniz insanlar cenazelerde bir silkelenirler… Hastaları varsa, ambulans sesiyle irkilirler uzun süre.. Cenazeleri olmuşsa, habire cenaze arabaları gözlerine takılır… Bebekleri olmuşsa da bebeklilerin öyküleri içinde buluverirler kendilerini… Yani yaşadığımız frekansa ne denk geliyor ise, onu çekiyoruz düşüncesindeyim…

Kabuğuma çekilmeyi seçerken ki yukarıda aslında farklı noktalarda koşturduğumu açıkladım, birçok meslektaşım, canlı yayınlarla takipçilerine ulaşmayı yeğlediler… Bu arada instagramda daimterapi sayfamı takip ediyorsanız, fırsat buldukça olabildiğince akışta paylaşımlarla yetindiğimi fark etmişsinizdir. Bazı tanıdıklarım niye sen de böyle canlı yayınlar yapmıyorsun diye sordular, yap lütfen diyenler de oldu…

Sadece içbilişim şöyle diyordu, bırak mümkün olduğunca bu zamanı dinlenmeye ayır, çünkü bitince çok çok yoğun bir tempoya hazırlanmalısın… Sizlere kaygının, korkunun olmadığı bir dünya vaad edemem… Sadece hepimiz kendimiz ne kadar dingin olursak, çevremize o denli katkıda bulunabileceğimizi hatırlatabilirim. Gerisi… Gerisi size kalmış… Sağlık, sevgi, huzur içinde günlerin artmasına niyetle..

YORUM EKLE