banner133

banner128

banner120
15 Ağustos 2018 Çarşamba

Kader Kabullenmek Değildir

14 Mayıs 2018, 10:40
Bu makale 752 kez okundu
Kader Kabullenmek Değildir
Oral Yılmaz
 

19. yüzyılın sonunda Devrek’te doğmuştu Mehmet. Hayatında hiç medrese görmemiş, kitap okumamıştı. Atları, katırları, eşekleri sever köyünde nalbantlık yapıp sıradan bir hayat yaşardı. Yoksulluk içerisinde delikanlılığa ilk adımlarını atarken düşmanın Çanakkale’ye yürüdüğünü duymuştu. Askerlik çağı gelmemişti ama vatanın ona çok ihtiyacı vardı. 1915 yılının ilkbaharında helalleşip yollara düşer. Çanakkale’de savaşın sonuna kadar mücadele eder ve gazi olarak memleketine dönme hayalleri kurarken 1916’da doğrudan Galiçya cephesine gönderilir. Galiçya’nın nerede olduğunu bile bilmez. Oraya gidince Almanları desteklemek için Ruslara karşı savaştığını öğrenir. Çoğu zaman karnı aç savaşır. Atlara ve katırlara verilen arpalara imrenerek bakar ama yapacağı bir şey yoktur.

1917 yılında Rusların açtığı yoğun top ateşine maruz kalır ve bir gözüne isabet eden şarapnel parçasıyla kör olur. 

Onun için artık savaş bitmiştir ve henüz 20 yaşlarında kör olmuş bir gazi sıfatıyla memleketine doğru yollara düşmüştür. Sonunda bitkin bir vaziyette Galiçya yolculuğuna başladığı yere, Edirne Uzunköprü’ye varır.

Uzunköprü bu arada Balkanlar’dan ve Kırım üzerinden gelen muhacirlerle dolup taşmaktadır.

Bir müddet burada soluklanan Mehmet çadırlarda çok ağır şartlarda yaşama tutunmaya çalışan bir anne ve iki kızıyla karşılaşır. Kırım Tatarları’ndan olan ve erkeklerini cephede bırakıp Anadolu’ya sığınmaya çalışan bu anne ve iki kızı yaşam mücadelesi vermektedir. Mehmet onların hallerine acıyıp 15-16 yaşlarındaki büyük kızı da yanına alıp yoluna devam eder.

Memleketi Devrek’e varan Mehmet beraberinde getirdiği kızla evlenir ve köyünde yaralarını sarmaya başlar.

 Önce bir oğlu olur. Ömer adını verdiği çocuk onun her şeyidir. Fakat çocuk fazla yaşamaz ve ateşli bir hastalıktan sonra ölür. Mehmet’in 4 kızı ve 2 oğlu daha olur. Aile genişledikçe yaşam şartları ağırlaşır. Savaş sonrası yıllar kıtlık yıllarıdır çünkü.

Bu arada Türkiye Kurtuluş Savaşı’nı vermiş, cumhuriyet ilan edilmiştir. Vatan tüm bu savaşlar sonucu ağır bedeller ödemiş, ayağa kalkmak için var gücüyle yeniden yapılanma gayretine düşmüştür.

Mehmet’in büyük kızı Münevver sürekli babasına okula gitmek istediğini söyler. Mehmet ise buna şiddetle karşı çıkar.

Ona göre bir kız çocuğunun okuması düşünülemeyecek bir şeydir.

1938 yılında Agah Erozan isminde gencecik bir delikanlı Çankırı-Ilgaz Kaymakamı olarak atanmıştır. Ilgaz’a giderken Devrek’te nalbant qMehmet Usta ile yolları kesişir. Genç kaymakam Mehmet Usta ile sohbet ederken kendini bir anda baba kız arasında geçen “okuma tartışmasının” içinde bulur. Kızın ısrarla okuma isteğine karşı babasının sert tutumunu fark eder ve hemen müdahale edip kızını okula gönderilmesini söyler.

Mehmet Usta genç delikanlının Ilgaz Kaymakamı olduğunu anlayınca karşı koymaz ve kızını okula göndermeyi kabul eder.

Kızı 16 yaşına gelip elinde diplomasıyla kaşısına dikildiğinde ise hemen intikamını alır ve onu Çaycuma’da kunduracılık yapan 30 yaşındaki bir esnafla evlendirir.

Henüz çocuk yaşta olan Münevver’in itiraz hakkı bile olamaz ve babasının isteğini boynunu bükerek kabullenir.

Münevver gelin geldiği Çaycuma’daki bu sülalenin okumuş, diploma almış tek ferdidir. 

Bir yıl sonra kızı dünyaya geldiğinde hep onun büyüyeceği, okullara gideceği yılların hayaliyle yaşar. Kızı ilkokulu bitirdiğinde bu sefer kocası karşısına dikilir ve “tamam, bu kız ilk mektebi bitirdi. Bundan sonrasını okumayacak!” der.

Oysaki Münevver kendi yapamadıklarını kızı yapsın ister. Kocasının kararına itiraz etmez ama kızını okula göndermekten de asla vazgeçmez.

Kızını gizlice ortaokula kayıt ettirir ve 3 yıl boyunca onu okula gönderir. Kocası sabah erkenden işe gidince kızını okul yolu üzerinde bulunan komşularına gönderir. Kızı komşularında bıraktığı okul kıyafetini giyip çantasını aldıktan sonra okula koşar.

Kısa bir süre sonra kendisi de ilçeye kütüphane memuru olarak atanır ve böylece kızının gizlice okula gidip gelmesi kolaylaşır.

Ortaokul bittikten sonra kızını İstanbul Florence Nightingale Ebe Hemşire Okulu Yatılı Sınavları’na sokar.

Sınav sonuçları geldiğinde içini büyük bir heyecan kaplar. Kızı sınavı kazanır ve böylece 4 yıllık yüksek okulu ücretsiz yatılı okuma fırsatını yakalar. 

Kızının İstanbul’a 4 yıllığına gidebilmesi için kocasına yalan söyler. Münevver’in İstanbul’da küçük kız kardeşi yaşamaktadır. Kocasına kız kardeşinin ağır hasta olduğunu, kızlarının ise evde boş boş oturduğunu, oysaki İstanbul’a gidip teyzesine yardımcı olabileceğini anlatıp onu ikna eder.

Kocasının işleri bu aralar bozulmuş, maddi sıkıntıları artmıştır. Kızın İstanbul’a gitmesi evde bir boğazın eksilmesi demektir.

Geride bakması gereken 2 oğlu daha vardır. Fazla düşünmeden bu teklifi kabul eder.

 

1960 yılının başlarında kocasının akciğer kanseri olduğunu öğrenen Münevver durumu kızına bildirir. Artık ebe hemşire okulunun son sınıfına kadar gelmiş olan ve mezuniyete hazırlanan kızı son bir ümit babasını çalıştığı hastaneye naklettirir.

Bu arada kanser oldukça ilerlemiş ve tüm vücuda yayılmıştır. Yapılan tüm tedavilere rağmen bir ilerleme kaydedilemez.

Tedavi sürecinde baba kız defalarca yan yana gelir. Kızının okuduğunu bilmeyen baba, hemşireyi kızına çok benzettiği halde, bir türlü ona açılamaz.

Bir gün tüm cesaretini toplayıp ona; “Hemşire, sen benim kızıma çok benziyorsun” der ve işte o gün tüm gerçeği de öğrenir. 

Eve dönünce karısına “bana inat kızı okutmakla akıllılık yapmışsın!” der.

29. Nisan 1960 Cuma günü, kızının mezun olmasına bir kaç hafta kala, huzur içinde ruhunu teslim eder.

 

İşte, eğitim uğruna çok şeyi göze alan Münevver, benim de geleceğimi garantiye almam için çırpınan, henüz 14 yaşımda trene binip Almanya’ya gitmemi sağlayan, her seferinde bana “oku oğlum, oku da kendini kurtar! “ diyen rahmetli annemdi.

 

Anneler günün kutlu olsun anacığım!

 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    YAZARLAR Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129

    banner124