KADINLAR ERKEKLERİN MALI DEĞİLDİR

Yapılan araştırmalardan Türklerde Müslümanlığa geçmeden önce kadınlarla erkeklerin eşit statüde olduğu anlaşılıyor. Ne zaman ki İslamiyete geçiyorlar, Arap adetlerinden kaynaklı kadınlar geriye itiliyor. Sonunda bir erkek 4 kadınla evlenebiliyor, mirastan erkeğin yarısı kadar pay alıyor, iki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine eşit oluyor, erkeksiz sokağa çıkamıyor, seçme ve seçilme hakkı bulunmuyor.

Bütün yükü köle gibi kadın çekecek, ama hiç bir hakkı olmayacak. Bunu vicdan sahibi kimse kabul edemez.

Kadınlarımızın makus talihi Atatürk sayesinde yeniliyor. Şimdi yüz yıllık mücadele sonunda geldiğimiz noktada, başka sorunumuz kalmamış gibi, millet ekonomik kriz altında ezilirken, kadın üniversitesi açılmasına karar veriyorlar.

Bu da kadınlara sorulmuyor, kadınları ilgilendiren bu konuda da erkekler karar veriyor.

Geriye gitmek için yapılan saçmalıklar biz kadınları adeta isyan ettiriyor. Yani Japonya’nın örnek alınacak o kadar konusu varken, bula bula kadın üniversitesini örnek alıyorlar.

Aslında dert başka, ülkemizi nasıl İslam ülkesine dönüştürürüz, Cumhuriyet’i nasıl yıkarız çabası. Bunu başaramayacaklar, başarmaları da mümkün değil, ancak ülkemiz zaman kaybediyor. Eller aya giderken biz, karanlığa doğru nehri tersine akıtmak misali geriye götürmek için zorla sürüklenmeye çalışıyoruz. Buna kadınlar, asla izin vermezler. Ne kadar zorlarlarsa zorlasınlar izin vermeyeceğiz. Geriye dönüş mümkün değildir.

Japon’lar geleneklerine çok bağlı bir ulus. 1960-1980 yılları arasında müthiş bir ekonomik gelişme gösteriyorlar, buna “Japon Mucizesi” deniyor. Okuma yazma oranı %100, %90’ı da üniversite mezunu, hedefleri bu oranı %95’e çıkarmakmış. Dünya’da en çok satan 10 gazeteden 7’si Japonya’da satılıyormuş.

Gazeteci yazar Mustafa Balbay Japonya’ya gitmiş, izlenimlerini Halk TV’de anlattı, not almaya çalıştım.

Mustafa Balbay, “Japonya’da bir çocuğun kelime haznesi 70 bin, bizde ise sadece 7 bin. Japonya’da evsiz var, fakat kitapsız yok. Evsiz insanlar bile sokak lambasının altında kitap okuyorlar. Metroda ve otobüste ayakta bile, her yerde kitap okuyan insanları görürsünüz.” dedi. Böyle kitap okuyanların da fotoğraflarını çekmiş.

Mustafa Balbay bir Japon atasözü daha söyledi ki, inanılmaz, “Bir işe  girdiğinde ya iftiharlık, ya da intiharlık olacaksın.” Gerçekten de bunu uyguluyorlar; Osmangazi köprüsü yapılırken 1 işçi halat kopması nedeniyle ölür, Japon mühendis bir gün sonra intihar eder. Bir hafta sonra anlaşılır ki, o halat Türkiye’de hatalı üretimden kaynaklanmıştır. Yani mühendis boşu boşuna kendi kusuru hiç yokken canına kıymıştır. Bizde ise onlarca kişi yanlış uygulamalar neticesi ölüyor da, kimse sorumluluk kabul etmiyor.

Japon’ların ekonomideki ve teknolojideki ve eğitimdeki bu başarılarına rağmen, geleneklerine çok bağlı olmalarından kaynaklı kadın hakları konusunda Dünya ortalamalarında oldukça gerideler. Japonya’da kadın güçlü, ancak geleneksel olarak geride. Hatta kadınlarla ilgili bir Japon atasözü, “Gençliğinde babana, yetişkinliğinde kocana, yaşlılığında oğluna hürmet edeceksin.” diyormuş. Bu atasözü de kadınların kendi toplumları içindeki yerini anlatmaya yetiyor.

Böyle olmakla birlikte Japon kadınların kadın hakları konusunda mücadeleleri sürüyor. Biz Atatürk sayesinde Dünya kadınları arasında Avrupa’dan bile önce pek çok hakkımızı elde etmişken, Japon kadınlar ancak 1986 yılında erkeklerle eşit haklara kavuşmuşlar.

Çok okuyan toplum olduklarından, gelir seviyeleri de bize göre çok yüksek olduğundan Dünya’nın her yerini geziyorlar, görüyorlar. Bu nedenle de yakın bir zamanda kadın hakları konusunda bizi de geçerler.

Bizim kadınlarımız da, erkeklerin malı olmadığını bilmeli ve bu gerici uygulamalara prim vermemelidir.

YORUM EKLE

banner133

banner129