KADINLARIMIZ

    Hayatın bütün yükünü çekmesine rağmen öldürülen, taciz edilen, hor görülen kadınlarımız. Dile kolay sadece bir ayda 50 kadın, kocaları, sevgilileri veya ayrıldıkları eşleri tarafından öldürüldü bu ülkede. Gencecik bir kadın “Ölmek istemiyorum!” feryatları arasında, kızının “Ne olur ölme anneciğim!” yalvarışlarıyla milletin gözü önünde öldürüldü. Kimse yardım etmediği gibi, bir de sanki film çeviriliyormuş gibi telefonla kameraya çekildi. Bir kadın öldürülürken yardım etmek yerine soğukkanlı bir şekilde çekim yapmayı insanın aklı almıyor. Ama bu da yapılmasaydı bu cinayetten kimsenin haberi bile olmayacaktı. Sıradan bir cinayet gibi algılanacak ve sadece istatistiklerde yerini alacaktı. Bu korkunç cinayeti gündeme taşıyarak, kadın cinayetlerini öne çıkarması açısından bu çekim bir yönüyle de hayırlı oldu.

      Karısını öldüren, bu hayvan bile demeye dilimin varmadığı mahluklar, utanmadan “Namusumu temizledim!” diyerek kendini savunuyorlar. Sanki kadınlar bu mahlukların malı. Sanki kadınlar insan değil.

     Kadınlar bu akıl almaz cinayetler yüzünden isyan edince, toplumu yatıştırmak için idam cezasını gündeme getiriyorlar. Bu iş ceza vermekle çözülmez. Önce kafaları düzelteceksiniz. Siz erkeğin egemen olduğu, kadınların insandan sayılmadığı zihniyete sahip olursanız, bu cinayetler artar, eksilmez.

     Din adamları veya önünde profesör ünvanı olan  muhteremler her gün televizyonlara çıkıp, yok hamile kadın sokağa çıkamaz, yok başı açık kadın perdesiz eve benzer, yok 6 yaşında kızla evlenilebilir, yok ananın dizini görürsen şehvet duyarsın, yok kızına şehvet duyarsan nikah bozulmaz gibi ipe sapa gelmez fikirleri söylüyorlar. İnsanı utandıran ve tiksindiren bu iğrenç lafları söyleyen insanlardan çözüm beklenir mi? Onlar işte böyle idam cezası ile sorunu çözebileceklerini milletin gazını almak için yalandan ortaya atıyorlar.

     Bakın şu sıralarda kadın cinayetleri unutuldu bile. Zira her gün ülkemizde öyle acayip şeyler oluyor ki, yeni gündemin peşine takılınca eskisini unutup gidiyoruz.

     Bolu’da çok sayıda sübyan okulları olduğunu duyuyorum. Eğitimin milli olması gereken bir ilde ve ülkede böyle çağdışı eğitim kurumları olmamalı. Küçücük kız çocuklarının başları kapatılıyor, erkek çocuklarının ayakları küçük kızlara yıkatılıyor. Daha minicikken gelecekteki rolleri öğretiliyor.

    Tarikat ve cemaatler almış başını gidiyor. Bunlara acilen dur demek şarttır. Bu gidişle kadın cinayetleri daha da artar.

     Benim aklımın almadığı bir şey, bu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın cinsel konulardan, kadınlardan, erkeklerin belden aşağı zevklerinden başka işi yok mudur? Bütün açıklamaları, vaazları bu konular üzerine. Bu adamların iyi ahlaktan, kardeşlikten, çalmamaktan, üretimin faydalarından, ülkemizi nasıl daha iyiye taşırız gibi konulardan bahsetmeleri, insanları bu yönde etkilemeleri gerekmiyor mu? Toplumun daha iyiye, daha güzele gitmesi için yapılacakları anlatmaları gerekirken, bütün işleri ahlaksızlık üzerine. Nerede cüppeli, sakallı birini görsem tüylerim diken diken oluyor. Gerçekten bu insanlar yüzünden millet dinden imandan soğudu. Bu konuda bir araştırma yapsınlar, bu yazdıklarımın ne kadar doğru olduğunu, hatta daha fazlasının gerçek olduğunu görecekler.

     Yine bu Diyanet İşleri Başkanlığı, kendi kuruluşunu Atatürk’ün yaptığını es geçerek, hiç bir milli bayramımızda Atatürk’ten söz etmemektedir. Bu, hiç bir Türk vatandaşının kabul edemeyeceği bir tutumdur.

     Kadınlarımız, bu çağdışı yobazların topluma enjekte ettikleri zehirli fikirler yüzünden yaşamlarını kaybetmektedirler.

      Biz kadınlar, insan haklarının en üst düzeye çıkması için toplumların azami çaba sarfettiği bu devirde, böyle çağdışı, din maskesi takmış yobazların davranışlarını hak etmiyoruz.

YORUM EKLE

banner133

banner129