KIBRIS GAZİSİ AHMET ŞERAFETTIN YAMANER “1974 ÖNCESİ VE SONRASI KIBRIS” I YAZARAK KİTAPLAŞTIRDI - 4

Geçen haftadan devam ediyorum.

.../.

Ahmet Bey, kitabında çok ilginç noktalara temas etmiş ve bilinmesi gereken her şeyi anlatmış. Kitabı alıp okuyabilirsiniz, ama yine de ben kısaca sizlere kendimce ilginç olanları aktarmaya çalışacağım. Eminim sizler de bu bilgilerin çoğunu ilk kez öğreneceksiniz.

Kitaptan, Kıbrıs’’ın Yavuz çıkarma plajında, her yıl 19’u 20 Temmuz’a bağlayan gecede, İstiklal Marşı ile başlayıp, şafak vaktine kadar “Şafak Nöbeti” tutulduğunu öğreniyoruz. Yavuz ismi de bu bölgede çıkarma yapılırken şehit olan Üsteğmen Yavuz Sokullu’dan geliyor. Nasıl Türkiye’nin her karış toprağı şehit kanı ile sulanmışsa, Kıbrıs’ta  da şehit kanı olmayan toprak yok gibi.

Şafak Nöbetinde meşalelerle plaja topluca yürünüyor ve denize şehitler anısına çiçekler atılıyor, şehit ve gazilere saygı, minnet ve şükran ifadeleri dile getiriliyor, dualar okunuyor, mehteran gösterisi yapılıyor.

Şafak Nöbeti ile “Kıbrıs Türk Halkı’nın mücadele ve dayanışma ruhu yok oldu. Kıbrıs  Türkleri anavatan Türklerini sevmiyor.” diyenlerin tezleri de böylelikle çürümüş oluyor. Zaman zaman ben de böyle sözler duymuştum ve çok üzülmüştüm. Bu sözlerin vatan hainleri tarafından milli bilinci yok etmek amacıyla kasıtlı olarak söylendiğini öğrenince yüreğime su serpildi. Bu nöbete katılmayı ve bu coşkuyu yaşamayı çok arzu ederim.

Kıbrıs’ın efsane mücahit lideri Rauf Denktaş’a bile neler yapıldı ve söylendi bu ülkede. O yüzden böyle kasıtlı konuşanlar, Denktaş’ın “Türkiye olmadan cennete bile gitmem.” dediğini bilmiyorlar herhalde.

Ahmet Bey kitabında, “1571’de Lala Mustafa Paşa komutasındaki ordu ve Piyale Paşa komutasındaki donanma ile fethedilen Kıbrıs’ta sefere katılan yirmi bin askerimiz burada bırakılmıştır. Yetmiş bin askerimiz şehit olmuştur. Kıbrıs hiçbir zaman Rum ve Yunan hakimiyetine geçmemiştir. Orada yaşayan Türkler işte bunlardır. Bıraktığımız askerlerimizin çocuklarıdır.” diyor. Ayrıca sefere katılan Osmanlı ordusundan on bin sanatkar ile 572 hane “Sürgün Hükmü” ile Kıbrıs’a yerleştirilmiş.

Etle tırnak gibi olan yavru vatanda yaşayan Kıbrıs’lı Türkler, Atatürk’ün liderliğinde başlatılan Kurtuluş Savaşı’na da gönüllü olarak katılmışlar. Kıbrıs Türkü İngiliz İdaresindeyken bile yardım kampanyaları ile elde ettikleri gelirleri Anadolu’ya ulaştırmışlar. Bu bağışların  belgeleri KKTC Milli Eğitim Belgelerinde hala duruyormuş.

Ahmet Bey, Türkiye’nin zorda kaldığı 1931 yılı su baskını, 1938 yılında yaşanan büyük depremde Kıbrıslılar, dişinden tırnağından arttırdıklarını, hatta kolundaki bilezik, parmağındaki yüzüğe kadar Anavatan’a gönderdiklerini anlatıyor. Anadolu olmadan Kıbrıs’ın var olamayacağı, Kıbrıs olmadan da Anadolu’nun olamayacağının bir gerçek olduğunu belirtiyor.

Ahmet Bey, “1877-1878 Osmanlı Rus Savaşının başlaması ve Osmanlının zayıf olduğu bu döneminde, Kıbrıs’taki Vakıf eserlerinin kirası olarak gizli bir anlaşma ile senelik 92856 Kıbrıs lirası karşılığında Birleşik Krallığa kiraya verildi. 4 Haziran 1878’de yapılan bu gizli anlaşma ile 307 senedir Osmanlı idaresindeki Ada elden çıkarılmış oluyordu.” diyerek çok ilginç bir noktaya temas ediyor. Halktan gizlenen bu anlaşma ile Osmanlı’nın ne hazin durumlara düştüğü görülüyor. Hala Osmanlı hayranlığı duyanlar bunları iyi bilmeliler.

“Ada’dan çıkarılan bakır madeni nedeniyle Kıbrıs dış Dünya’ya açılmıştır. Roma İmparatorluğu döneminde Dünya Bakır ihtiyacı hemen hemen buradan karşılanırdı. Cyprus kelimesi de Latince’de bakır anlamına gelmektedir. Ada, dünya haritası üzerinde Dünya’nın merkezi konumunda bir coğrafyada yer almaktadır.” diyor Ahmet Bey.

Kıbrıs’ın Türkiye’ye uzaklığı 70 kilometre, Yunanistan’a uzaklığı (Girit) 950 kilometre. Kıyılarının sahil uzunluğu 782 kilometre. Kıbrıs adeta Anadolu’nun bir uzmanımı gibi.

.../.

Haftaya devam edeceğim.

YORUM EKLE

banner133