gaziantep türbanlı escort

izmir escort takipci satin al izmir escort pendikescort

KIBRIS GAZİSİ AHMET ŞERAFETTIN YAMANER “1974 ÖNCESİ VE SONRASI KIBRIS”I YAZARAK KİTAPLAŞTIRDI - 6

Geçen haftadan devam ediyorum.

.../.

Kıbrıs aşığı ve büyük vatansever Rauf Denktaş, ölümünden önce gençlere aşağıdaki şu çok anlamlı mesajı veriyor:

“Gelecek sizsiniz, biz size pırıl pırıl bağımsız bir devlet bırakıyoruz.

Türkiye’nin desteklediği ve tanıdığı bir devlet. O’na sahip çıkınız. Halkına sımsıkı sarılınız. Canınız gibi koruyacaksınız.

Biz emanetçileriz, üzerinde hür yaşayalım diye canlarını, kanlarını vermiş olan insanların bize miras oldukları toprakları babamızdan miras kalmış gibi ne satabiliriz, ne de bırakıp kaçabiliriz.”

Tarihe, Kıbrıs’la ilgili destansı mücadelesi ile geçen Denktaş’ın bu sözlerine cevap olarak Ahmet Bey, “Koruyacağız, sonuna kadar koruyacağız. Ruhun şad olsun büyük adam.” diyerek insanı duygulandırıyor.

Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT), Rumlar’ın EOKA örgütü yoluyla Türklere karşı giriştiği katliamlar, tecavüzler, yakmalar, yıkmalara karşılık nefsi müdafaa amacıyla zorunlu olarak kurulmuş bir teşkilattır. Rumlar’ın insanlık dışı eylemlerine karşılık, Türklerin mal ve can güvenliğini sağlamak, Enosis’e mani olmak, Türkiye ile sıcak temas sağlamak, Rumlar’a ve İngilizlere karşı Türklerin haklarını savunmak ve Türklerin birlik ve beraberliğini sağlamak TMT’nın tek amacı olmuştur.

Büyük gizlilik içinde başarıyla görev yapan TMT, haberleşmelerini odunların içi oyularak odunların içinde     yapmışlar, görevlerini de banka müfettişi veya küçük memur olarak görevli oldukları şeklinde gizli kod isimleri ile gerçekleştirmişler.

TMT’nin bir de gizli doktrini var ki, öylesine güzel ve anlamlı:

“Hem görürüm, hem görmem, uykudaki göz gibi. Hem dururum, hem yürürüm, üzengideki ayak gibi. Hem varım, hem yokum, gül suyundaki koku gibi. Hem susarım, hem konuşurum. Kitaptaki yazı gibi.”

TMT, 1974 Barış Harekatında Türk Silahlı Kuvvetleri ile birlikte üstün başarılara imza atmış ve 1976 yılında KKTC’nin düzenli ordusuna dönüşerek görevini tamamlamıştır.

Rumlar,  Kıbrıslı Türkleri Ada’yı terk etmeleri için zalimce öldürmekle kalmayıp, idari zorluklarla da Türklere baskı yapıyorlarmış. Ahmet Bey, bu yapılanları kitabında bir bir sıralamış ve Kıbrıs’lı Türklerin çektikleri sıkıntıları anlatmış. Türklere ait ağaçlar Rumlar tarafından kesilir, kimse hesap soramazmış. Rum çobanlar, Türklerin ekinlerine, hayvanlarını sokarlar, Rum Hükümeti hiç bir önlem almazmış. Türkler, bağ ürünlerini araçlara yükleyip. Rumlar’ın fabrikalarına götürdüklerinde günlerce bekletilir, üzümün şeker oranı düşük diye yarı fiyattan alınır, Türk köyünün borcu var diye parasının yarısı kesilirmiş. Türklere telefon hizmeti ve elektrik verilmez, Rumlar’a 24 saat su verilirken Türklere bir saat su verilirmiş. Uzak ülkelere göç edecek Türklere sırf Ada’dan gitsinler diye hemen kolaylık gösterilirmiş. Bunun gibi sayısız zorluklar çıkarılarak, Türkleri yıldırmak ve bezdirmek suretiyle Ada’yı terk etmelerini sağlamayı hedeflemişler.

Daha da acısı, Dr.İhsan Ali isimli Rum taraftarı bir Türk’ün eşinin tesiri altında kalarak Rumlar’la işbirliği yapması. Üstelik yaptıkları yetmiyormuş gibi, Türk Kızılay’ının Türklere gönderdiği yardımları Rum tarafında bıraktırarak Türkleri yardımdan mahrum bırakıyor. Bu adamın Türk toplumu liderlerine karşı çıkarak, düşman safında yer alması anlaşılır gibi değil. Kitapta bunu okuyunca çok şaşırdım. İnsan kendi milletine ihanet eder mi? Tarihe kara bir leke olarak geçmek bir doktora yakışır mı?

Demek ki her dönemde böyle soysuzlar çıkabiliyor. Ne yazık ki ve üzücü ki haini bol bir milletiz. Tıpkı Kurtuluş Savaşı’nda İngilizlerin ve işgalcilerin tarafında yer alan Gazeteci Ali Kemal gibi vatan haini ve “Keşke Yunan kazansaydı.” diyebilen sahte tarihçi fesli gibi. Çok şükür kahraman vatanseverler galip gelmiş de kurtulmuşuz, yoksa ne vatan kalırdı, ne de millet. Kahramanlarımız hem düşmanla savaşmış, hem de bu hainlerle baş etmek zorunda kalmış.

.../.

Haftaya devam edeceğim.

YORUM EKLE

banner133