gaziantep türbanlı escort

izmir escort takipci satin al izmir escort pendikescort

KIBRIS GAZİSİ AHMET ŞERAFETTIN YAMANER “1974 ÖNCESİ VE SONRASI KIBRIS”I YAZARAK KİTAPLAŞTIRDI - 7

   Geçen haftadan devam ediyorum.

   .../.

    Ahmet Bey’in Kıbrıs’a dikkat çekmek amacıyla ve tam da 1974 Barış Harekatında bizzat görevli oluşu nedeniyle yazdığı kitabından yaptığım alıntıları ve bilinmesi gereken ilginç konuları aktarmayı 7 haftadır sürdürdüğüm için, belki biraz uzattığımı düşünebilirsiniz. Ancak kitaptaki bazı konuları atlarsam ve bazılarını yazmazsam eksik olacağını düşündüğüm için yazmadan geçemiyorum. Sizin de bu yazı dizisini ilgiyle okuduğunuzu ve sıkılmadığınızı aldığım geri dönüşlerden anlıyorum. Önümüzdeki hafta Ahmet Bey’in kitabı ile ilgili yazımı tamamlamayı planlıyorum.

    “Dünya’daki her şey kadının eseridir.” demiş Ata’mız. Aynen Ata’mızın söylediği gibi, Anadolu kadını nasıl her zorlukta ve her savaşta ülkesinin bekası için var gücüyle çalıştıysa, Kıbrıs Türk kadınının da tarih boyunca özgürlüğü ve egemenliği uğruna, elinden geleni yaptığını anlatıyor Ahmet Bey. Buna göre, mücadelenin ilk gününden itibaren ilk yardım, hemşirelik ve doktorluk yapan kadınlar, araba ile eşinin yanında giderken bagajda silahların salimen taşınmasını sağlıyorlar, silahlar toprağa ve duvar arkalarına saklanırken eşlerine yardım ediyorlar, halkevlerinin ve diğer uygun yerlerin hastaneye dönüştürülmesine seferber oluyorlar, mücahitlerin bakım ve mutfak işlerini yürütüyorlar.

    Rumlar, 3 Ağustos 1964’te Türk Mahallesine giren tüm yolları keserek ablukaya alıyorlar ve giren çıkan olmasın diye giriş yerlerine nöbetçiler dikiyorlar, elektriği, suyu kesiyorlar, akaryakıt ve yiyecek sokmuyorlar, Türkleri aç ve susuz bırakmak suretiyle direnişlerini kırmak istiyorlar. Rumlar, “Direnmekten vazgeçerseniz ablukayı kaldırırız.” diye haber gönderiyorlar. Kıbrıs Türk Halkı da “Ölürüz, ama boyun eğmeyiz.” diyerek yanıt veriyorlar.

   İşte bu zor zamanlarda Türk Kızılay’ının mükemmel yardımlarını TMT’dan Esat Fellahoğlu şöyle anlatıyor ve başka söze gerek bırakmıyor:

     “Kızılay ismi Kıbrıs mücadele tarihinde altın harflerle yazılmalıdır. Rum’un yarattığı ekonomik sıkıntılar, uyguladığı abluka halkın satın alma gücünün sıfır olması karşısında Anavatan’dan çeşitli zorluklarla, fedakarlıklarla halkın yaşayabilmesi için gönderilen yiyecek, içecek, barınak, çadır ve battaniye Türk soydaşlarımızın imdadına her zaman yetişmeye çalışmıştır.Anavatan’ın yaptıkları minnettarlık sözlerle ifade edilemeyecek kadar büyüktür. Şükran sana asil Kızılay’ımız, minnet sana şanlı Anavatan’ımız.”

    Kitapta bir de Türk esirlere ve Türklere yapılan katliamlar anlatılıyor ki, yürek dayanmaz. Bunları bilmemiz gerekiyor ki, özgürlük ve bağımsızlığımızın değerini bilelim.

    Uluslararası sözleşmelere göre silahlı olmayan, savaş dışı kalmış kimseler, siviller veya askerler hangi cins, din, dik, renk ve ırktan olurlarsa olsunlar insani muamele görmeleri gerekir. Bunların yaraları sarılır, tedavi edilir.

    Hal böyle iken, Muratağa,  Sandallar, Atlılar köylerindeki silahsız soydaşlarımız grup grup ayrılarak, tecavüz edilmiş, ağır işkenceler sonu öldürülmüş ve vücutları parçalanmış. Rumlar esir aldıkları Mücahit Birliği ve Muhabere Timimizi diri diri yakmış, bir kısmını da üzerleri çıkarılarak, canlı canlı kayalıklardan aşağıya, taşların üzerine atılmışlardır. Kıbrıs’ın çeşitli bölgelerinde esir alınan savunmasız Türkler, belli yerlerde top sahalarında toplanarak, aç, susuz, sıcağın altında ihtiyaçları giderilmeden günlerce bekletilmiştir. Kaybolan binlerce Türk, eşleri cephede iken kendi hallerinde yok olmuşlardır.

    Bu vahşet haberler ve bu ibret verici olaylar Dünya basınında yer almıştır.

     Biz ise esir aldığımız Rumları, sivil araçlara bindirip Barış Gücüne teslim etmişiz, öldürmemişiz. Girne bölgesinde esir alınan Rumlar’a ise Adana’na sıcak yemek yedirilerek, her türlü ihtiyaçları karşılanmış, bir misafir muamelesi yapılmıştır.

    İşte aramızdaki fark budur. Türklerin asaleti de buradan geliyor. Atatürk de Kurtuluş Savaşı bittiği zaman Yunan Generaline esir değil, misafir muamelesi yapmamış mıydı? Yunanlıların bizim bayrağımızı yakmalarına, yerlerde çiğnemelerine karşılık, Yunan bayrağını “Bayrak bir milletin onurudur.” diyerek yerden kaldırtmıştır.

     Ahmet Bey de bu farka dikkat çekerken, iki toplumun beraber yaşamasının 1571’den beri mümkün olamadığını ve gençlere bu durumun mutlaka anlatılması gerektiğini dile getiriyor.

     .../.

     Haftaya devam edeceğim.

YORUM EKLE

banner133