KİM OLUR BİLMEM AMA OLAN BİZE OLUR

Malumunuz 31 Mart’ta gerçekleşecek bir seçime doğru adım adım ilerliyoruz. İlerliyoruz ama şu belediye başkan adayları ne yapacak?

Her biri bir o yana bir bu yana ziyaretler, her ziyarette vaatler, her vaatte bir umut ışığı verip kayboluyorlar… Tamam, seçim için hepsi zaten. Seçimden sonra hak getire bulasın bir tane bile vaadin karşılığını. Çok ucu açık vaatler de insana dokunmuyor. AK Parti’yi ele alalım. İktidar partisi olduğu için haliyle güven noktasında vatandaş pek bir sorun yaşamıyor. İlk başta mırın kırın etse de vatandaş oy vermemek için en son gidip kollarını açıveriyor. ‘Çok iyi değil evet ama bu şartlarda en iyisi’ diyerek basıyor AK Parti logosunun altına mührü. Peki AK Parti çok mu büyük şeyler yapıyor? Aslında hayır. AK Parti ölü hücreleri canlandırıyor. Senin atıl durumda kalmış fikrini, paranı, malını bir anda canlandırıp ekonomiye, sosyal hayata, yönetime katıyor. Sen de bu heyecanlı serüvene atılıyorsun. Çünkü öteki türlü zaten hiçbir aktiviten yok. Ama bu serüvenin karşılığını aldığın gibi, karşılığını da vermen gerekiyor. İşte vatandaşın isyan noktası da burada devreye giriyor. Karşılığını vermesi gerekirken varını yoğunu bu serüvene katmış olduğu için vatandaş verecek bir şey bulamıyor. Haliyle başlıyor isyana. Ama gel gör ki insanoğlu serüveni seviyor. Her şeye rağmen atıl durumda kalmaktansa yeni serüvenlerin fragmanını izledikçe tercihini yine o yandan kullanıyor.

Ve Cumhuriyet Halk Partisi(CHP)… Belki de herkesin aklından geçen ama gönlünde taht kuramamış Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu parti. Polemiklerin, kavgaların, en hareketli muhalif siyasetin olduğu parti. Ana muhalefet partisi olması dolayısıyla iktidarın yapmış olduğu ve yapmak istediği projeleri, işleri bir nebze kamu yararını düşünerek bir nebze de siyaseten eksisini artısını düşünerek eleştiriyor. Ama iktidarın medya iletişim araçlarını etkin kullanması dolayısıyla yaptığı eleştiriler halkın gözünde birçok zaman “iyi karşıtı” olarak yankı buluyor. Bu sorunu aşamamanın ve halkın gözünde “iyi işler” olarak yansıtamamanın karşılığını ne yazık ki vatandaş nezdinde güvensizlik olarak alıyor. Söz gelimi iktidar partisinin değişmesi veya iktidar partisi yönetiminin değişmesi durumunda halk sosyal ve ekonomik yaşamda kayıplar yaşayacağını düşünüyor. Bu nedenle herkesin aklından geçse de, CHP gönüllere giremiyor bir türlü. Bu algının kırılması için ise çok uzun süreçler gerekiyor. Kim bilir belki birgün halk CHP’nin yönetime gelmesinden kuşku duymaz, CHP de gelse yatırımların, kalkınmanın aralıksız devam edeceği düşüncesine kapılır.

Milliyetçi Hareket Partisi(MHP)… Ülkemizin her zaman gündemde olan, milli ve manevi değerlere yapılan saldırılarda en sert tepkiyi verebilen, özellikle genç nüfusta çok yaşanılan milliyetçilik duygularının en yüksek yaşandığı parti. Aslında terörün arttığı zamanlarda edindikleri tavır ile toplumdaki korkunun kırılmasını ve bir noktada güvenlik endişelerini azaltan bir etki ediyor MHP. Çünkü herkesin eline mikrofonu alıp salonlarda yaptıkları cılız konuşmaları sokağa çıkıp herkesin gözü önünde açık açık söyleyebiliyorlar. Sokaklara hakim olan milli duygular vatandaşın gözünde “Kimse Türkiye’yi bölemeyecek” düşüncesini parıl parıl parlatıyor. Hani yanlış anlaşılmasın lakin ülkemizin güvenlik şubesi gibi, düşmana korku, insana güven veriyorlar. Ancak ülke yönetimine yakıştırılmamaları da toplumdaki milliyetçi duyguların yönetim anlayışı ile ters orantıda olduğunu gösteriyor diyebilirim.

Ve gelelim partilerin adaylarının çalışmalarına… En başta dedik ya, vaatler, ziyaretler, konuşmalar vs. Bunların çoğu ne yazık ki 31 Mart’a kadar. Önemli olan seçilmeleri halinde 31 Mart’tan sonra söylediklerini ne ölçüde yapabilecekleri. Yoksa aklı başında olanlar bunların birçoğunun istenilen şekilde yapılamayacağının farkında. Bekleyip göreceğiz her şeyi. O yüzden Belediye Başkanı kim olur bilmem ama olan bize olacak gibi…

YORUM EKLE

banner133

banner129