KOCA AVRUPA BİRLİĞİ BİR  OSMANLI OLAMAMIŞ ..!

Gündem  ;   Akdeniz  tarihinin  merkezinde  yer  alan  “göç sorunu”.

Akdeniz  tarihinin  derinliklerinde  ,iki  kıyısı  arasında (kuzey,güney) zengin  bir temas geleneği olduğunu; İngiliz Akademisyen Dr. Felicita Tramontana ( Warvick Üniv. ),The Conversation’da 26 Haziran 2018’ de yayınladığı   ilginç makalesini- Göçmenler  Yüzyıllardır  Akdenizi  Geçtiler- Ama Kuzeyden Güneye  Gidiyorlardı-   başlığıyla aktarınca   beni oldukça şaşırttı.

2018 yılında, İtalyan İçişleri Bakanı –aşırı sağ  Lega Partisinin lideri Matteo  Salvini  ırkçı bir söyleme  yol açtı.  İlk kez AB.’deki göç politikası konusunda gittikçe acı hal alan bir  çıkmazın ortasında, limanlarında deniz iskelesinde kurtarılan  göçmenleri taşıyan bir tekneye   izin  vermedi. Benzer uygulamalar iki  tekne  ile  devam etti.

Oysa Avrupa ,Akdeniz tarihini dikkatlice gözden geçirseydi; şimdilerde en önemli sorun olan göçün, modern çağın başlarında (1500-1800) yani kabaca 16. ve 18.yüzyıllar arasında bugüne çok benzer şekilde hareketliliğin - kuzeyden güneye doğru ve Osmanlı topraklarına doğru  -   olduğunu göreceklerdi.

İşte, Osmanlı ve Akdeniz tarihi araştırmacısı  Dr.  Felicita Tramontana  ;   bu tersine  göçün  oluşumu ve nedenlerini çok güzel araştırıp bizlere aktarmış:

Bu eski çağlarda insanlar,  daha iyi bir   yaşam arayışı veya dini zulümlerden  kaçmak için kendi  istemleriyle  çoğunlukla  Avrupa ‘dan ,Afrika, ve Ortadoğu’ya   gitmeyi  seçmişlerdi. Ve 1830’ lu  yıllarda  İspanya, Malta ,İtalya ve Fransa’dan  yoksul köylüler  topluca  Kuzey Afrika’ya göç ettiler. Araştırmacı Dr.M’hamed  Qualdi (2018) ,bu göçler için “Mağrip Avrupalılar için  Elderodo  olmuştu” demekte. İtalyanların göçü  ise,20’inci yüzyılın ilk on yıllarında ,yılda ortalama 12.770 göç vererek zirveye ulaştı.

Dini  mülteci “ dediğimiz  şeyin en dramatik  örneği ,1492 yılında  İspanya’dan  binlerce Yahudi  ve Müslüman’ın sınır dışı edilmesiydi. Kovulmuş Yahudiler ,Yunanistan,İtalya’ da ve Avrupa’da sıkca görülen zulüm ve baskıdan kaçmak için ,güneydeki  Osmanlı yönetim alanlarına hareket ettiler.

Zorla  yerinden edilmenin  başka  bir biçimi de - insan ticareti –ile ilgiliydi. Antik çağlardan   beri  bölgeyi geçen  Afrika eski köle ticaret yolları,Avrupa ve  Osmanlı   topraklarına  ulaşıyordu.Akdeniz’de,İspanya,Kuzey Afrika,İtalya, ve Filistin  kıyı sahillerinde sık sık korsan baskınlarıyla insanlar esir alınıp köle olarak satıldı.Bölge  her zaman sürekli bir asker,hacı ,diplomat ve gezgin hareketi ile karakterize edilmiştir.Avrupa’dan gelenler servete kavuşmak,adaletten kaçmak veya  yeni gelenlere bir çok fırsatlar  sunan bir ülkede sosyal olanaklarını geliştirmek için Osmanlı İmparatorluğuna geçiyorlardı.Osmanlı  topraklarına kalıcı olarak yerleşenlerden gelen mektuplar,eve  dönen fidye köleler,tüccarlar ve gezginlerin hikayeleri de katkılarda   bulunmuştur.

17.yüzyılda    Venedik’te   dolaşan hikayeler arasında en ünlülerinden biri Roxelana idi. Hürrem Sultan adıyla Kanuni Sultan Süleyman’ın karısı , Ukrayna’nın  Rohatyn  kentinde  doğmuş bir Hıristiyan köle kızdı.Bu hikayeler insanların  merakını     cezbedip, denizi geçme isteklerini artırdı.16. ve 18.yüzyıllar arasında Avrupalı zenginlerde Türk  kültüründen etkilenmişler,Osmanlı tarzı  moda esin kaynağı olup,müzik ve mimari eserlere  ilgileri   artmış,mal  ve  yiyecek   ticareti gelişiyordu.Yabancıların gelişine ilişkin  düzenlemeler,sınır kontrolları ve kabul politikaları  erken  modern dönemde Akdeniz’de büyük farklılıklar göstermiştir.Yetkililer  genellikle çok pratik bir yaklaşım sergiledi.Osmanlı Devleti, teknik yeterliliklerinden  ve ticaret ağlarından yararlanmak için 15. ve 16. yüzyılda Yahudi mültecileri karşıladı.19.yüzyıla ait “ulus devlet”  ideolojisinin henüz olmadığı bir dönemde,mülteci  kabul politikasında  bazen “ vatandaşlık “veya köken   yerine ”din “gibi faktörler daha büyük rol oynamıştır.Örneğin reform sırasında Papa,Papalık devletinde Protestanların gelişini  ve kalışını kısıtlamaya çalıştı.Osmanlı  İmparatorluğunda “dini aidiyet”,dini  toplulukların kendi inançlarında  yeni gelenlere  yardım sunmakla  yükümlü tuttuğu  için  entegrasyon politikasını da  şekillendirdi.

Akdeniz’de kuzeyden  güneye göçün bu yaygınlığı, diğer yöne kaymağa başladığı 20.yüzyıla    kadar devam  etti.1970 yılında  işçilerin ,Akdeniz’in güney kıyılarından ve civarından  gelmesi ,Avrupa Hükümetleri tarafından teşvik edildi.Göçmen  akışlarının bu değişiminin köklerinde ,17.yüzyılda Avrupa’da  yeniden  başlatılan  ekonomik ve politik süreçlerde,Avrupa gücünün artan etkisi bulunmaktadır.2000’li yıllardan sonra artan kuraklık ve iklim değişimi belirtileri,siyasi huzursuzluklar kuzeye göçün hızlanmasına yol açtı.

Göçleri önlemeye çalışan şehitlerimize rahmet , gözü yaşlı milletimize baş  sağlığı dilerim.

FOTO: Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan - Resim: Anton HİCKEL 1708 ..

YORUM EKLE