KORONA VİRÜS İNSANLARIN PSİKOLOJİSİNİ BOZDU

    Hiç kimse koronavirüs çıkmadan önce böyle bir şey olacağını söylese kesinlikle inanmazdı. Dünya’da pek çok salgınlar yaşanmış, ama böylesi hiç görülmemiştir. Mikroskopla bile görülmeyen öldürücü bilinmez bir düşmanla mücadele ediyoruz. Dünya durdu adeta.

    Aynen bilim kurgu filmleri gibi günler yaşıyoruz. Korku filmi gibi kimse kimseye yaklaşamıyor.

    Meğer tokalaşmak, kucaklaşmak, sarılmak, öpüşmek ne güzel şeylermiş. Bize terapi gibi geliyormuş, farkında değilmişiz.

     Mecburen dikkat ediyoruz, en yakınımızdan bile uzak duruyoruz, ama ben bu duruma hala alışamadım. İzzet Baysal Caddesinde yürürken epeydir görmediğim bir arkadaşıma rastladım. Ben virüsü unuttum, arkadaşıma kollarımı uzattım, az kalsın kucaklayıp öpecektim. Karşıdan gelen arkadaşım benim kendisine yaklaşmam üzerine eliyle dur işareti yaptı. Tabi uzaktan uzağa birbirimizin halini hatırını sorduk. Koronasız günlerde görüşebilmek dileğiyle vedalaştık ve ayrıldık. Ne tuhaf bir görüşme oldu. Halbuki korona olmasaydı tokalaşırdık, kucaklaştırdık, ayaküstü de olsa sohbet ederdik. Korona dostlukların da, arkadaşlıkların da içine etti.

    Günlerimizi yapamaz olduk. Gün deyip geçmeyin, bazıları kadınların bu günlerini boşa vakit harcıyorlar diyerek eleştiriyor. Halbuki bu günlerde kadınlar sosyalleşiyor, güzel giyinip süsleniyorlar, moralleri düzeliyor. Birbirlerinden bir şeyler öğreniyorlar, evini nasıl döşemiş, ne yemekler yapmış, nasıl yapmış, fikir alışverişinde bulunuyorlar, dertleşiyorlar. Bir nevi terapi gibi oluyor.

    Şimdi moda oldu, herkes psikoloğa gidiyor. Çevresi geniş, çok arkadaşı ve dostu olan insanların sosyal dayanışmaları yüksek olunca psikolojik desteğe de ihtiyaç duymuyorlar. Yalnızlık ve sevgisizlik bitiriyor insanları. Bu günler ve toplantılar insanlara moral oluyor. Bu virüs başladığından beri bunu çok iyi anladık.

    Bazı insanlar aşırı abarttılar, kıldan nem kapar oldular. Sinirleri iyice bozulanlar ona, buna çatıyorlar. Bir kaç gün önce Highway’deki Tekzen’den alışveriş yaptım, kasada ödeme yapacağım sırada önümde ödeme yapan genç bir kadın sinirli sinirli beni “Sosyal mesafeye dikkat edin.” diye azarladı. Aramızda nerdeyse iki metre mesafe vardı, o yüzden hiç üstüme alınmadım. Kadın tekrar sesini yükselterek bağırdı. Arkasından kasiyere “Sizin göreviniz, niye siz uyarmıyorsunuz?” diye çattı. Kasiyer kız dayanamadı, “Biraz sakin olun” diye uyardı. Kadın “Hep sizin gibiler yüzünden bu virüs yayılıyor.” diyerek bağıra bağıra çekti gitti. Hani durup dururken bela üstüne gelir ya, hiç yoktan bu virüs insanları kavgacı yaptı.

     Bir de virüse falan inanmayanlar var, onlar tam evlere şenlik. Gözle göremeyince inanamıyorlar demek ki. Bir de bize özgü “Bana bir şey olmaz, Allah ne yazdıysa o olur, kaderimizde varsa olur” gibi hiç tedbir almayanlar var. Çevremde iki aşırı uçta çok insan gördüm. Ya çok pimpirik, ya da çok vurdumduymaz. İkisinin arası çok az insan var. Halbuki ne çok aşırı tedirgin olacaksın, ne de tedbirsiz. Aklın ve bilimin dediği şekilde bu dönemi atlatmak lazım.

     Tabi ki bu günler de geçecek. İnsanlık tarihine baktığımızda ne felaketlerin, ne bulaşıcı hastalıkların yaşandığını görüyoruz. Aklı ve bilimi kullanan insanlar bu belaların hepsinin üstesinden gelmiş. Bu virüs belası da bitecek elbet. Hele ki bu bilim ve teknoloji çağında. Tıbbın bu kadar ilerlediği bir ortamda kısa sürede gözle görülmeye bu düşmandan kurtulalım ki, bir an önce eşimize, dostumuza, arkadaşlarımıza kavuşalım, onlara doya doya sarılalım.

YORUM EKLE