KRİTER

Sayın okuyucular -biraz abartılı olacak ama- bana göre akıl sağlığı yerinde  olan her insan bir YARGIÇTIR.Nasıl mı?Ahmet Mehmet’i yargılar,  Mehmet Ahmet’i yargılar.Bu yargılamanın sonucu kanaattir,kanaatin dışa vurulması ise dedi-kodudur. Ben  bu konuyu “SANA NE” başlıklı bir yazımda  siz sayın okuyucularla paylaşmıştım ama  günümüzde öyle yargılamalarla karşılaşıyoruz ki konu güncelliğini daima  koruyor.  Bu nedenle- temcit pilavı gibi olacak ama- ısıtarak ve içine de biraz karabiber koyarak  tekrar huzurunuza getirmeyi yeğledim.

               Konuya bir huruç hareketi  yapar gibi girmek istiyorum; Siyaset nedir?siyasi partilerin kuruluş amaçları nedir ?sorularının cevabından başlayalım;

              Siyaset-kısaca- karşıdakinin görüşünü değiştirmek amacı ile söylenen sözler ve faaliyetlerin bütünüdür.

               Peki siyasi partilerin amacı nedir ? Devletin yönetiminde tek söz sahibi olmaktır. Yani iktidara gelmek ,muktedir olmaktır. Bunun yolu da aharın (başkalarının) görüşlerini değiştirmek için siyaset yapmaktır. Ne yazık ki  bu faaliyetler  günümüzde harcın içine deniz kumu karıştırılması gibi toplumu öyle bir ayrıştırıyor ki toplum fokor fokur kaynıyor. Yok eteği kısa idi,yok başı kapalı idi,yok alkol alıyordu,yok din ile aldatıyordu ,bizdendi,onlardandı,vatan hainidir gibi YARGILAMA ve hatta hüküm kurmalar akl-ı selim sahibi olan kimselerin  huzurunu ve uykularını kaçırıyor.

               Sayın okuyucular,siyasi partilerin programlarında muktedir olduktan sonra  devletin kalkınması,halkın refahı için neler yapacakları yazılıdır.İşte bu vaatlerini referans olarak  öne çıkarıp oy isterler.Bu çok çok normaldir,ancak bunu yaparken  yukarıda değinildiği  gibi toplumu ayrıştırıcı ithamlardan kaçınılması gerekmez mi?Tabii ki gerekir.Ama maalesef öyle olmuyor.Peki yapılması gereken nedir? Yukarıda siyasi partilerin amaçlarının devletin kalkınması ve halkın refahı demiştik, işte bu amacın gerçekleştirilmesi için yapılacak iş bizdendir, bizden değildir KRİTERİNİ bir tarafa bırakıp İşi ehline vermekten geçer. Bunu biraz somutlaştırmak istiyorum, bir futbol takımının yöneticileri alacakları futbolcunun dinine mi bakar,yoksa futbolu iyi oynadığına mı bakar. Tabii ki iyi oynayan futbolcuyu alacak ki amacına ulaşabilsin yani şampiyon olabilsin. İşte devlet yönetimindeki KRİTERİN de liyakat olması öne çıkmaktadır.Nitekim Nisa Suresi’nin 58.Ayet’inde ”Allah size,mutlaka emanetleri EHLİ OLANLARA vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman ADALETLE hükmetmenizi emreder” deniliyor.

              Görüldüğü gibi işi ehline vermek, adaletle hükmetmek başarının anahtarı olduğu gibi aynı zamanda Tanrı buyruğudur.

             Sayın okuyucular, liyakatın (layık olmanın) göz ardı edilmesinin nedeni olan  BİZDENDİR  uygulaması maalesef çok partili dönemden bu yana aşısı bulunamayan bir hastalık olarak sürüp gitmektedir. Ama günümüz uygulamalarına baktığımda şair Orhan Velinin Sere Serpe şiirindeki “ama böyle de yatılmaz ki” dediği gibi ben de “ ama bu kadar da olmaz ki” diyorum.

                 Hoşça kalın

               Sayın okuyucular,sizlere hoşça kalın dedim ama ben pek de hoş değilim.Nedenine gelince memleket hareketi  diye bir siyasi atılım başlatan sayın Muharrem İnce dün Güneydoğuda  vatandaşlarla sohbet ederken “ 83 milyona soframız ve kapımız açıktır” dediler. Sayın İnce İfadesini çoğul  yani BİZ anlamında kullandığı için acaba parti mi kurdu da haberimiz olmadı,yoksa  çay- simitle idare edilen CHP nin sofrasını ve kapısını mı gösterdi veyahut  doğal olarak  daha zengin olan  AKP nin sofrası ve kapısını mı gösterdi diye sabahlara kadar uyumadım.

              Bilen varsa lütfen söylesin.                                                                                                                                            

YORUM EKLE

banner128