KURBAĞALAR      SUSMASIN  ..!

Korona  pandemisiyle vahşi av eti (yarasa, karıncayiyen..) ilişkisini  çağrıştıran  bilimsel bir makaledeki derisi soyulmuş kurbağaların fotoğrafı ,bu yazıyı hazırlamaya yönlendirdi.  Makale 24  Haziran  2020 tarihinde “The Conversation “da yayınlandı.  Başlığın Türkçesi: “  Düşündüğümüzden  Fazla İnsan Kurbağa Bacağı  Yemektedir” .Yazarları üç Türk akademisyen.  Prof. Dr.Reşit Akçakaya,.  Prof. Dr.  C .Can Bilgin,. Doç.Dr.Kerim Çiçek’ten oluşmuş.

Dr. C .Can Bilgin (ODTÜ) ile 1995’li  yıllarda tanışmış, Abant Gölünde su samuru varlığını soruşturmak için   davet etmiş ve birlikte  dolaşmıştık …

Benim bilim adına cana  kıyışım  ise şöyle oldu. 1967 yılında İ.Ü.Orman Fak.1.sınıfında F.K.B. derslerinden zooloji laboratuar  vizesi için Beyazıt –Laleli semtlerinde harıl harıl kurbağa aramış ve bir kurbağayı eterle bayıltıp laboratuarda derisini yüzüp , iç organlarını ortaya çıkarmış ve  ödev kağıdına,iç organ adlarıyla resmetmiştik. Zorlu bir  vize  engeliydi…

TEHDİT  ALTINDA   KURBAĞALAR

Kurbağalar ,bilinen yüzergezer (Amfibia)lerin  % 6.5’ unu oluşturur.Uluslararası Doğa Koruma Birliği  tarafından değerlendirilen  6800 türün  % 41 ‘i  tehdit altında olarak sınıflandırılmıştır.Hayatta kalmalarına yönelik  ana tehditler iyi bilinmektedir.Bunlar;  hastalık,kirlilik,habitat kaybı ve iklim değişikliğini  içerir.Ayrıca bir tehdit olarak insanlar, bir çok kurbağa türünü daha çok yiyecek  ve ender türleri ise koleksiyon olarak toplamaktadır.Bu ticaret hastalık yayar, aynı zamanda kurbağaların yediği sivri sineklerin   ve tarımsal zararlıların kontrolünü azaltır.

1980’li yıllarda Asya’da kurbağaları hedef alan bir mantar hastalığı ile karşılaşıldı. (Bd) rümuzuyla tanınan bu mantar, canlı hayvan  ticaretiyle her tarafa yayılmıştır .Bu mantar, şimdiye kadar belgelenmiş patojen kaynaklı biyoçeşitlilik  kaybı rekorunu da kırmıştır.500’den fazla yüzer gezer (Amfibia ) türünden 90’nını tüketmiş,124 türün nüfusunu ise,% 10’nun altına düşürmüştür (Emre  Rona, 2019).

Şimdi gelelim asıl  bu yazımıza sebep olan araştırmayı tanıtmaya; Üstte konu edilen değerli  üçlü Türk araştırma  grubu,  Türkiye’de insanlar tarafından en az 40 yıldır avlanarak hasat edilen kurbağaları araştırdılar. Ekip Çukurova Bölgesinde  Akdeniz boyunca uzanan düz ve bereketli bir bölgede yaklaşık 14000 kurbağayı yakaladı ve işaretledi .Serbest bıraktı. 3 yıl boyunca mevsimler itibariyle 4 kez örnek alındı .   Havuzlarda ,kanallarda  ve akarsularda bulunan kurbağalar etiketlenip ,serbest bırakıldı.

Çukurova’da  insanlar  ;  kurbağaları  bir biçerdöverle genellikle geceleri üç veya 4 kişilik gruplar halinde çalışarak yakalamaktalar. Bir gecede biçerdöver tipik olarak 20-30 kg. kurbağa  yakalar .  Ancak  bazıları  130 kg  - yaklaşık 3000 kurbağa   yakalayabilir.  Kurbağaları talebe  bağlı olarak  yaklaşık 1.30 -5.50 dolara (kg başına 0.60-2,60 dolar) işleme tesislerine satıyorlar.

Anadolu su kurbağaları (Palephylax spp.) aslında yenilebilir  kurbağa (Palephylax  esculentus )olarak bilinen   gerçek türlerden olmamasına  rağmen kurbağa ihracatçılarınca  satın alınmaktadır . Avrupa’da pazarladıklarında  ise yenilebilir türün  etiketi ile sunulmaktadırlar . Çukurova’daki araştırma sonunda ;kurbağa nüfusunun yılda yaklaşık % 20 oranında hızla azaldığı tesbit edilmiştir.  Modellemelere göre, hasat eğilimleri devam ederse,bu kurbağa populasyonlarının  2050 yılına kadar Çukurova Bölgesinde yok olma  olasılığı % 90 ‘dır.  Ayrıca  Hatay  Bölgesinde’de  buna benzer ticaretin yoğunlaştığı bildirilmiştir. Türkiye’de kurbağa hasadı geliri yılda 4 milyon dolar değerinde. Bu hasadın yarısı Çukurova ‘dan  ihraç edilmektedir.Bu da  bölge insanının önemli bir geçim  kaynağı olarak süregelmektedir.  Araştırma sonuçlarına göre;   kurbağa  nufuslarını  sürdürülebilir bir  kurbağa  bacağı oranında hasat etmek ümidi kaybolmuş değilBunun için sahadaki nüfus oranının  % 5-10 ‘nu  orta bir kurbağa sayısı oranında hasadın yerel geçim kaynaklarını sürdürülebilirliğini devam ettirecektir .Denizlerde balık avı kısıtlaması  gibi hasadın   belli oranda kısıtlanması tavsiyesi Araştırma Ekibince  ilgili  devlet kurumlarına bilgilendirilmiştir.

KURBAĞA ÖNEMLİLİĞİ

Kurbağa bacağı uzun zamandır Fransız gastronomisi ile ilişkilidir. ABD ve Asya’da  yenilmektedir. Bu kurbağaların çoğu Güneydoğu Asya  ve Endonezya ve Çin’den ihraç edilir.Bir tahmine  göre yıllık 100-400 milyon kurbağa uluslararası  gıda olarak pazarlanmaktadır. Fransa ve Romanya’dan sonra, Hindistan ve Bengaldeş’te  kurbağa  av yasağına başvurdu.

Kurbağa hamile testi: Afrika Pençeli Kurbağası’nın tuhaflıklarından  biri de, bir kadının idrarı enjekte edildiğinde, hamileliği güvenilir bir şekilde tesbit edilmektedir. Kadın hamile ise enjekte edilen  dişi kurbağa, 18 saat içinde yumurta bırakmaya başlayacaktır. Bu nedenle 1930’ larda Af.Pen.Kurbağası’nın bu özelliği dünyanın ilk hızlı gebelik testi  seçildi.

Kurbağa dili  :  Peki  ya…kurbağa dilinin yüksek bir yapıştırıcı olduğunu biliyormusunuz  ? 1849  yılında  Waller, kurbağa dilinin yumuşak ve yapışkan değeri olduğunu açıklamış, 2014 yılında Kleinteich ve Ark.  kurbağa  dilinin   kendi ağırlığının iki katını kaldırabilecek güçte olduğunu,  2017 yılında Alexis Noel ve  Ark., kurbağa dilinin 0.07 saniyenin altında bir insan gözünün yanıp sönmesinden beş katlı hızlı bir böcek   yakalayabildiğini  saptadılar. Bu sırlar, konveyör bantlar için yüksek hızlı yapışkan  mekanizmalar ve yumuşak robotikte hızlı tutuş mekanizmaları gibi şeyler için gelecekte uygulamalara sahip olması mümkündür.

Kurbağa kompleksi : Kurbağalar muhteşem adaptasyon yeteneğine sahip yaratıklar.Ve ısı değişikliğine kendini ayarlayabiliyorlar.Eğer değişikliğin derecesini  ayarlayabilirseniz, bir kurbağayı kaçırmadan suyun içinde haşlayabiliyorsunuz .Tam tersi dondurabiliyorsunuz da …Prof.Dr.Raci Bademl (2002),bu özelliği onun zekasına yorumluyor.

Deprem habercisi: Çiftleşme  mevsiminde  erkek  kurbağaların sismik olaylardan önce bulundukları mekandan göç etme gibi sezgilere sahip oldukları İngiltere Milton  Keynes araştırmacılarınca da doğrulanmıştır.

EDEBİYAT   VE   KURBAĞALAR

Ahmet Haşim,sanat dünyasında  şiirlerinde  kuş,göl,gece,mehtap gibi imajları sık sık kullandığı için   “ kurbağa şairi ”olarak tanınıyordu.

Kurbağadan korktuğunu dizelerinde açıklayan Orhan Veli : Ben Orhan Veli… / 1  yaşında kurbağadan  korktum / 2 yaşında gurbete çıktım/…

Sabahattin Ali deyince ,akla Kuyucaklı Yusuf , Madonna’mı geliyor? Yoksa “ Kurbağalar Serenad’ımı” ?

Şair Bülent  Bakiler’i dizeleri ise müthiş: Akşam karanlığında başlardı kurbağalar  / Susar gökyüzü kadar , dinlerdim  biteviye./ Gecemi besteleyen cırcır  böceklerinde /  Kurbağa seslerinde sevdim seni  Türkiye !

Son  sözü Marienne  Moore söylüyor:    Şiir gerçek kurbağalarla hayali  bahçeler yaratma sanatıdır.   Hoşçakalın.

YORUM EKLE