Âliminölümü Âlemin ölümü Hidayet Altıntaş hoca efendi

Önceki yazım da, yakın doslarımızın vefatından bahsedip, kısa hayat hikayelerine değinirken, bu yazı benim için hüzünlü bir yazı oldu diye not düşmüştüm.

                Nerden bilebilirdim ki, bir müddet sonra, kendi aile büyüğümüz Hidayet hocamızın kaybı ile çok daha hüzünlü bir yazı yazacağımı…

                İstiklal marşı şairimiz M.Akif Ersoy’un “Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın” sözünü duymuşunuzdur. Benzetmek nekadar doğru bilmem; ama “Allah bir daha böyle bir yazıyazdırmasın” deyip duygularımı da içime akıtarak bu satırları karalamaya çalışacağım.

                Bütün ölümler acı… Beklenmedik… Bütün ölümler genç yaşlı, kronik hastalığı olan- olmayan için heperken… Hele birde,bizim gibi,ailenizin yaslandığı, gölgesinde huzur bulduğu ulu bir çınar, her daim manevi bir güç kaynağınız olursa çok daha acı…

Ölüm bir yerde ateş gibi, sönmeyen bir kor gibi düştüğü yeri yakıyor. Hepimiz ölüm haberlerini uzaktan duyar üzülürüz; fakat bunu yakınlarınıza sevdiklerinize konduramayız; ama vâde hiçbirşey tanımıyor, geldiği zaman herşey bitiyor. Hâlbuki her şey aynı şekilde devam edecek, hiç değişmeyecek,hayat ırmağı böyle akıp gidecekzannediyorsunuz. Ancak böyle bir acıyla karşılaşınca hakikatı hatırlıyorsunuz.

 Yazımın başında “alimin ölümü alemin ölümüdür” dedik. Bu söz de anlamını bulan,Alim,ilim, ölüm kavramlarının en çok yakışdıracağımız bir alimimizi, bir diğerimizi kayıp etmenin hüznü içindeyiz.

Bir belde, bir bölge bazı özel kişilerle özdeşleşir. İşte, Hidatethocamızda bir dönem bölgemizle özleşen, topluma manevi ruh veren özel insanlardan biri idi. Karacasudaki dava arkadaşı, gönüldaşı HalitAydemir hocamızla beraber mukaddes kitabımızın okutulması öğretilmesi için özverili çalışıp, büyük fedakarlıklar göstererek, Yüzlerce hatta binlerce ehli kuran, ehli ilim talebesinin yetişmesine vesile olmuşlardır. Bir yerde hocaların hocasıolarak hak ettikleri yeri alıp, “Kuran ehliehlullahtır” müjdesine erişen bahtiyar insanlardandır.

Hiç şüphesiz,bir toplumu ayakta tutan iman ve ilimdir. İlimleri ayakta tutan iseâlimlerdir.Âlimler, toplumun temel direğidir. Âlimleri olmayan toplumlar karanlıkta ve boşlukta kalan insanlargibidir. Âlimler toplumun ışık kaynağıdır. Onun içindir ki “âlimin ölümü âlemin ölümü” denilmiştir.

 Bu insanlar ilmi ile âmil, ahlâkı ile örnek, edebî ile salih değerli ilim adamlarımızdı. İşte bu gün,  Boludaki hizmetlerin bideyetinde ki emeği geçenlerin son halkası Hidayet Altıntaş hocamızı kaybetmenin hüznünü yaşıyoruz.

                Kendileri,Boludaki hafızlığı ikmal ettikten sonra, Beypazarı’nda ki Kuran Kursundasarf nahiv fıkıh ve tefsir derslerini de alarak, tedrisatını tamamlamıştır.

                Kursun banisi Süleyman Efendi Hazretleri bey pazarına teşriflerinde, elini öpüp,tanıma şerefine nail olduğunu söylerdi.

                Bir ara Süleyman Efendi Hazretlerini ziyarete gider. Görüşmeye mutakip dış kapıda beklerken Süleyman Efendi kendisine “gel evladım beraber karşıya geçelim” der.İkametgahı Kısıklıdan tramvay ve vapura binip Emin önündeki Kemal Bey Abi’nin yazıhanesine varırlar. Orada bazı esnaf ve gazeteciler vardır. Selamlaşmaya mutakip Süleyman Efendi Hazretleriicazetli hocamız BolununFatihlerinden” diyerek,genç Hafız Hidatet’i oradakilerle tanıştırır.

                Hür adam gazetesi sahibi Sinan Omur, ailesinin Bolu ile bağlantısı olduğu için, hemen ayağa kalkıp genç hidayetin elini öpmeye çalışır. “Ben elimi çekiyorum o öpmeye çalışıyor” diye bu hoş anı olarak hep anlatırdı.

Bolu’da cami kürsilerndeki vaazlarıyla tanımaya başlayan Hidayet Hocamızı sultanbey’liler, köylerine imam olmasını isterler. Oda “köye bir kuran kursu yapmak şartı ile” teklifi kabul eder. Köylüler kısa zamanda bir yer bulup kurs binasını yaparlar. Kendileri de, müftülüğe müracat sonrası, resmen kuran kursu öğretmeni olarak tayin edilir.

 ArtıkO, yüzlerce,belkide binlerce ilim adamı yetiştirerek hocaların hocasıdır. Yetiştirdiği talebeler, yurdun dört bir köşesinde; hatta avrupada dini tebliğ vazifesini ifa etmeye çalışmaktadırlar. Ve çok sevdikleri, duruşuyla hal ve karektter örneği olarak gördükleri hocalarından irtibatı kesmezler. Zaman zaman kendilerini ziyaret ettiklerini hep şahit olmuşumdur. Onun içidir ki,vefat haberi ileberaber yurt içi ve yurt dışından gelen telefon ve mesajlar hiç dinmedi.

                Hidayet hocamız yakaşık 14 yıl, hafızası ve konuşması yerinde yatağa bağımlı olarak yaşadı. İnsanlara faydalı olmak için,konuşma yeteneğinin kaybolmasın diye Allah’a dua ettiğini söylerdi. Zaman zaman bize gelsede genelde, kendi evinde,oğlu Veysel ile kalırdı. Son iki ayda bizim evimizi onurlandırmıştı. Ramazanda cemaatle teravih kıldık.Sesli kuran hatimleri ve sohbetlerle farklı birramazan geçirdiğini ifade etmişti.

                Bayram ertesi dava arkadaşı, gönüldaşı ve kendisine “ahiretlik”diye hitap ettği Merhum Halit Aydemir hocamızın damadı Hüseyin pembe’ nin ani vefatına çok üzülmüştü; hatta cenaze merasimine katılmak istedi. Tabiiki katılması mümkün değildi. Biz,cenaze merasimine katılıp eve geldiğimizde,hemen yanına çağırıp,kimler katıldı?, kim cenaze namazını kıldırdı? ve nereye defnedildi diye bizden geniş bilgi almaya çalıştı. Nerenden bilebilirdim ki, ardan bir hafta geçmeden kendisinin de Hüseyin Pembe Hocanınyanına defnedilip ahiret komşusu olacağını…

                Bir gün sonra rahatsızlanıp  biraz kendisinden geçer gibi olduğunda,“akşam bizi korkuttunuz”dediğimde “neden korkuyorsunuz, nasıl olsa vakit saat gelecek” demişti.

Doktor damadımız tarafından serum takılınca biraz rahatlamıştı.Bu ara da, İki evladını yanı çağırıp bazı vasiyetlerde bulundu.Daha sonra  beni de çağırıp “senden memnunum” diye söze başlayıp, bizi onura edici bir şeyler söyleyip helalleşirken,biz de biraz da duygu yoğunluğu içinde,“sizinle hep gururduydum,damadınız olarak size layık olmaya çalıştım” gibi sözlerle birşeyler söylemeye çalıştım.

 Biz konduramadık;  amabu bir veda konuşması imiş… artık O, Rabbisine, Habibine ve sürekli isimlerini saydığı dostlarına kavuşmanın hazırlığı içinde imiş…

O, bedenen bizden ayrıldı. Ancak arkasında, Ahmet Emel hocamızın dediği gibi, amel defterini kapattırmayacak hizmetler ve talebeler bıraktı.

Hepimizin başı sağolsun.Talebelerine, dostlarına,ailesine sabrı- ı cemil ve bıraktığı hizmetlerin devamında azim, sebat ve gayret diliyoruz.

YORUM EKLE

banner128