banner133

banner101

banner120
24 Haziran 2018 Pazar

NÂZIM HİKMET’İN BOLU YOLCULUĞU

05 Haziran 2018, 10:21
Bu makale 1036 kez okundu
NÂZIM HİKMET’İN BOLU YOLCULUĞU
Gürkan Dura
 

Bu günNazım Hikmet’in aramızdan ayrılışının  55. Yıl dönümü.  Türk Edebiyatına   sayısız  eserler kazandıran   Nazım  Hikmet Ran, 1921  yılında  Bolu  Lisesi’nde  öğretmenlik  görevinde  bulunduğuyıllarda  Bolu’da  yaşadığı  anılarını,internet  ve  çeşitli  makaleler  üzerinden yaptığım  incelemeler  ile  sizlerle  paylaşmak  istedim.Bolu  Lisesi’ninde  bu  manada   ne kadar  değerli  bir   geçmişe  sahip olduğu  unutulmamalıdır.  Büyük  Şair  Nazım  Hikmet’in  Bolu  anılarını  bu  önemli  günde  tekrar  hatırlamak  ve  memleket hasretiyle hayatagözlerini yuman ,yurtsever bir şair olarak tüm dünyanın tanıdığı bir sanatçıyı  saygı  ile  anmak  isterim. Türkçe'nin  büyükşairi Nazım Hikmet'in şiirleri bugün dünyanın dört bir yanında  yankılanırken  kendisini  rahmet  ve  saygı  ile  anıyoruz.

BOLUDA ÖĞRETMENLİK GÜNLERİ

Mecliste Matbuat MüdürüMuhiddin Bey ve Tedrisat-ıTaliye (Orta öğretim) müsteşarının görüşleri, bu iki gençşairin eğitim ordusunda değerlendirilmesi yönündedir. Nâzım, Türkçe hocası, Vâlâ, Fransızca hocası Boluya atanır.

İki arkadaş, şoseye göredaha kestirme gördükleri dağ yolundan, yaya olarak yola koyulurlar. Kızılcahamam, Gerede üzerindenyapılan yolculuğun sonunda, bir geceyarış ı Boluya inerler... Hisar Tepedeki mektebin altında,çok eski bir hana inerler. Zahmetli yolculuğun verdiği yorgunlukla derin bir uykuya dalarlar. Sabahleyin, hanın alt katındaki ahırdan gelen at kişnemeleri ve hanın önündeki Arnavut kaldırımlarında yürüyen demir tekerlekli arabaların tangırtılarıyla uyanırlar. Giyinip, hanın avlusundakitulumbada yüzlerini yıkarlar. Etraftakilere bir kahvehane sorarlar. Her haliyle yabancı oldukları belli olan bu iki gence layık olan kahvenin, Beyler Kahvesi olduğu söylenir. Nazım, Bolu kasabası hakkında ilk izlenimlerini şöyle anlatıyor:

‘’İlk kezgördüğüm Bolu kasabası, yeşillikler içinde ama bakımsız ve adeta çaresiz bir yerdi. Gönderildiğimiz Sultanideşair kişiliğimizle hemenön planaçıkmıştık. Mektebin müdürü, Vâlâ’ylabirlikte kalmakta olduğumuz ilkel han odasınıgördükten sonra bizzat ilgilenerek bizim için bir ev tutturmuş, hatta bir şeylerle iyi kötü dayatıp döşetmişti. Evet, Vâlânın‘idadi’(lise) öğretmenliği içinyetersiz gördüğüFransızcası, burada hayranlık uyandırıyor, benim ‘Türkçe’öğretmenliğim de pek beğeniliyordu ama,bunlar, müdür bey için yeterli değildi! Mesela ben favorilerimi kesmeli,en azından bıyık bırakmalı‘idim.…Mekteptekihocalar da ikiye ayrılmıştı.İçlerinde ilerigörüşlüKemalcilerde vardı.’’”

Lise müdürüHilmi Beyin, bu iki gençöğretmen için tuttuğu ev,Mekteb tepesinin kuzeyindeki bir sokaktaydı. Çarşıya da yakındı.Aylık kirası da iki mecidiye yani kırk kuruştu.İki arkadaşın Boluda ilk günleri pek değişmeyen bir döngüdür!Sabahleyin okula, öğlenleri aşçı Hafız’ın dükkanına,akşamlarıBeyler kahvesine, gece eve… Mektepteki yerli hocalar yemek yaptırıp, Nazım ve Vâlâ’yı, devirdeünlü ve pekbakımlıolan Bolu kaplıcalarına götürürler. Bir  sefer’de Müftü Efendi iki gençöğretmeni makamına davet eder... Hatta birkeresinde de, bir Rüfai tekkesine götürülürler… Mektebin salonunda, Türk Ocağında Nazım’ın okuduğuşiirleri dinlemek için büyük kalabalıklartoplanır.… Nazım, şiir yazmaya meraklıöğretmenlere, kendi yazdığışiirlerden hediye eder.… Fakat kılık kıyafeti, davranışları, konuşmaları, bağıraçağıraşiir okumaları ile dikkati çeken bu iki genç öğretmen mutaassıp çevrelerin tepkisini çekmeye başlar.… Nazım bu gelişmeleri şöyle anlatıyor:

‘’Etrafımızdaki, bizi dışlayan çembere fazlaca aldırış etmeden görevimizi en iyi biçimde yapmaya ve aldığımız maaşı hak etmeye çalışıyorduk. Mektebin büyükçe toplantı salonunda bize sık sık şiirlerimizi okuttuklarında her taraf tıklım tıklımdoluyor, dışarıdan gelenler bile oluyordu. Akşamları çıktığımızkahvedeİstanbul ve Ankara hatıralarımızı anlatırken nerdeyse ağzımızın içine giriyorlardı. Bolunun yerlisiolsun olmasın kahvehane arkadaşlarımızla sohbet ederek içinde bulunduğumuz sıkıntılıdurumu nasıl aşabileceğimizi düşünmeye başlamıştık ki,bir akşam aynıkahvede, o zamana kadar hiçsesi çıkmayan biri .‘Yarın paydosta beni ziyarete gelirseniz memnun olurum.Bir çayımı içersiniz, diyerek yerinden kalktı ve dışarı çıktı.’’…”

ZİYA HİLMİ İLE TANIŞMA

Nâzım ileVâlâyıçay içmeye davet eden, Boluda Ağır CezaReisliğine vekalet eden Ziya Hilmi Bey idi. İki gençöğretmenin Ziya Hilmi Bey ile tanışmaları kısa süre sonra dostluğa dönüşür. Ziya Hilmi26 yaşındadır. Çok okuyan, dünyadan haberli kişidir.Nazım ve Vâlâya; Fransızİnkılabı’ndan, Jakobenlerden, Montanyarlardan bahseder.Divan edebiyatından,Fransız şair Baudelaireden mısralarokur.…ParisKomünü’nü,Bolşevikİnkılabı’nıanlatır…İkiarkadaş, kendilerinden 6-7 yaşbüyük olan Ziya Hilminin  genişbilgisine hayran olurlar.  Nâzım bu tanışmayışöyle anlatıyor:Ağır Ceza Mahkemesine vekalet eden Ziya HilmiBey, Darülfü’nun mezunuydu ve öğretmen arkadaşlarımıza bakılırsa ‘koskoca (!)Boluda onun kadar bilgili bir başkası yoktu.Üstelik ‘Kemalci’ biliniyordu.Tek kusuru(!) ise yaşıydı.Otuzuna bilegelmemişti ama, ‘makamıgereği (!) daha yaşlıgörünmek istediği için sakal bıyık bıraktığı söyleniyordu

Üç arkadaş, hep birlikte Boluya yakın bir köyde, yazlığı kırk kuruşa bir ev kiralarlar. Bağ ve bahçelerle kaplıköyünüst tarafındaki tepede bulunan gür sulu değirmenin arkasında yükselen yamaçlar, zengin ormanlarla kaplıdır. Sık sık ormanda gezilere çıkarlar. Hatta bu gezilerden birinde, bir ayı ile yüz yüze kalırlar.Oradan uzaklaşalımderken ormanda yollarınıkaybederler. Akşama doğruzorlukla Kızılağılköyüne ulaşırlar.…

BOLU’DAN AYRILIŞ

Nâzım, Vâlâve Ziya Hilmi arasındaki dostluk, giderek yol arkadaşlığına dönüşür. Üç arkadaşın sohbetlerinde Nâzım; Annesinin kendisini Parise çağırdığını, ama hala kararveremediğini , Vâlâ; Berlinde eğitim görmek istediğini” anlatır.… Ziya Hilmi ise; “Tabii oralar’ da olur, fakatçok yakınlarımızdaki Rusyadaönemli olaylar yaşanıyor.Üstelik buülkedeki yeni yönetim ‘Milli Mücadeleyi de destekliyor. Misak-ıMilli sınırlarını tanıyan ilk büyük ve Avrupalıülkedir. Bir de Rusyaya gitmeyidüşünün. Orada Fransız Büyük İhtilalinden sonra dünya bir kez daha yeniden kuruluyor… biçiminde görüşlerini açıklar.1920-1921 Ders Yılı’nın sonunda,üçarkadaş, Nâzım ,VâlâNurettin,Ziya Hilmi, Anadolu İhtilali’nden bir Dünya Devrimi”’nedoğru yola çıkarlar.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK OKUNANLAR
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129

    banner124