gaziantep türbanlı escort

izmir escort takipci satin al izmir escort pendikescort

NEDEN OKUMUYORUZ?

Başarının temelinde okumak yatıyor. Dünya’da ve Türkiye’de ne kadar başarılı insan varsa, yaşamlarını incelediğinizde çok okuyarak ve çok çalışarak bu başarıya ulaştıklarını görüyorsunuz.

Okulda öğrendiğimiz bilgilerimiz artık bu teknoloji çağında çabucak eskiyor. Eski zamanlara oranla da bu bilgiler son zamanlarda daha da hızlanarak değişiyor. İletişimin bu kadar hızlı olduğu çağda insanlar, yeni bilgilere hem çok çabuk ulaşıyor, hem de Dünya’nın öbür ucundaki bir olaydan birkaç saat içinde haberdar oluyorlar.

Yapılan araştırmalarda en az okuyan toplum bizmişiz. Kişi başına düşen kitap sayısı yine en az bizde. Tam oranlarını şu anda bilemediğim için kesin rakam veremiyorum, ama gelişmiş ülkelerde bu oran çok yüksek. 

Okumayan bir toplum olduğumuz şöyle dışarıdan bakıldığında bile belli oluyor. Plajlara bir bakın, yabancıların yaşlısı genci ellerinde kalın kalın kitaplar hemen fark ediliyorlar ve sürekli kitap okuyorlar. Otobüste, vapurda yine kitap okuyanlar yabancılar. Bizimkiler de habire çekirdek çitliyorlar veya çene çalıyorlar.

Geçenlerde bir gazetede Fransa’da taksi şoförlerinin duraklarda beklerken devamlı kitap okuduklarını yazıyordu. Bana kızmasınlar ve ayıplamasınlar ama, bizim taksi şoförlerinin elinde bugüne kadar hiç kitap görmedim.  Bırakın taksi şoförlerini, tahsilli insanların elinde de kitap olmuyor. Herhalde bizim gelenek ve göreneğimizde böyle bir adet  olmadığı için kitap okumuyoruz.

Çocuklara istediğimiz kadar kitap okumalarını söyleyelim, biz kendimiz onlara okuyarak örnek olmadığımız için onlar da büyüdüklerinde okumuyorlar. Önce anne baba çocuğun gözü önünde kendisi okuyarak örnek olsa, büyüyünce o da kitap okuyacaktır. Zira çocuklar 7 yaşına kadar büyüklerinin yaptıklarını beyinlerine kaydediyorlarmış, daha sonra da onları uyguluyorlarmış.

Atatürk’ün  başarısının altında çok kitap okuması yatıyor. Bize hiç bir zaman okullarda Atatürk’ün bu özelliğini söylemediler. Esasında en çok vurgulanması gereken husus bu bence. Ben kendim Ata’mızın hayatını okurken öğrendim ki, savaşta bile gaz lambası ışığında kitap okuyor. Sadece altını çizdiği ve not aldığı kitapların sayısı iki bini aşıyor. Çocukluğundan itibaren harçlıklarıyla kitap alıyor ve okuyor. Atatürk’ün dört bini aşkın kitap okuduğu söyleniyor.

Biz okuldayken ders çalışmadığımız zaman “Elektrikler kesildi veya misafir geldi öğretmenim.” diye mazeret uydururduk. İnsan istedikten sonra mum ışığında, gaz lambasında da okuyabilir. Elektriklerin olmadığı dönemlerde başarılı insanlara bakıyorsunuz, o zor şartlarda bile okumuşlar.

Peygamberimizin de ilk emri “Oku!” diye başlıyor. Okumanın ve öğrenmenin önemini vurgulamak için “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyor. Nedense biz bunları ön plana çıkarmıyoruz.

Bir aşk romanı bile okusa insan, bundan bile öğreneceği çok şey var. Buradan bile bir başka insanın bakış açısını, duygularını ve düşüncelerini öğreniyorsun. Bir kitap yazarı belki 20-30 yıllık birikimini aylar, yıllar süren emeklerle bir kitaba döküyor. Biz bu yazarın birikimini saatler içinde veya bir kaç günde okuyuveriyoruz. Böyle bir zenginlikten neden yararlanmıyoruz?

Kitap en iyi arkadaştır, kitap okumak yaşanmaktır. Lütfen okuyunuz değerli dostlar.

YORUM EKLE

banner133