Neler yazmadık şu Bolu için

“Bolu adına bir şeyler yazar, bir şeyler ister dururum. Bunların içinde yerine getirilmesi zor olanlar var, küçük bir himmet isteyenler var. Bunun için kimisi yapılır kimisi yapılmaz. Yazıp, yazıp istemesi bizden, Şu göz yazığı Bolu’muzun ilerisi için bir şeyle yapıp eserler bırakmak, elinde imkanlar olan zevattan ve inayet Yüce Tanrı’dandır.”

          Yukarıdaki satırlar bana ait değil. 1963 yılında Bolu’ da basılan “Neler yazmadık şu Bolu için” isimli küçük bir kitapçığın önsözünden. (*)  . Kitabın adı Orhan Veli’nin “Neler yapmadık şu vatan için “dizesinden esinlenerek konulmuş.    Kitabın yazarı da bizim, yani yerel köşe yazarlarının üstatlarından olduğu anlaşılan Vahap Tunçer.  Yazar, 1958 – 1963 yılları arasında Yeni Hamle ve Sesimiz gazetelerinde yazdığı yazıların bir araya getirdiği bu kitapçığı,  sahibi olduğu matbaasında basmış. 
           Kitabı, Bolu İl Halk kütüphanesinde, oldukça az belgenin bulunduğu Bolu tarihi bölümünde, tesadüfen buldum. Forma sayfalarının hiç kesilmemiş olmasından anlaşıldığı üzere,  benden önce, 1963 yılından bu yana hiç kimsenin okumadığı hatta karıştırmadığı anlaşılan bu kitapçıktaki yazılardan 1960 yıllarında Bolu’nun sorunları ve güncel yaşamı hakkında pek çok şey öğreniyoruz.  
           Belediye meclis üyeliğin de bulunmuş olan, otuz senedir yazı yazdığından da bahseden Üstadımız Vahap Tunçer,   yerel konularda yazdığı yazılarda son derece naif ve kolay okunan bir dil kullanmış.  Bolu’nun sorunlarına değindiği ve pek çoğu da o günün koşulları içinde karşılığını bulmayan yazıların yanında, Yeni Hamle gazetesinde Güldiken adlı köşede yazdığı küçük notlara da bu kitapçıkta yer vermiş. 
               Güldiken köşesinde; gün gelmiş, radyo ajanslarında hava durumu bültenlerinde Bolu’nun adının geçmemesinden canı sıkılmış, sebebini sormuş, gün gelmiş İstanbul ‘da ulaşımdan kaldırılan tramvayların Bolu’ ya getirilmesini istemiş. Yazılarında Bolu’ da kayak sporunun gelişmesi gerektiğinde de bahsetmiş, şehirde bir tavuk kasabının bulunmayışından da.  Günümüzde de şikayet konusu olan kaplıcalara giriş ücretinin pahalılığı o günlerde de gündemdeymiş, onu da yazmış üstadımız.  
              Yazar, kitapta yer verdiği köşe yazılarının pek çoğunu, o zamanlar adı Hürriyet caddesi şimdiki adı İzzet Baysal caddesinin düzgün olmayışına ayırmış O yıllarda, anlaşılan Büyük Camiden Atatürk anıtına kadar düz bir yol açmak için çalışmalar başlamış. Tarihe şahitlik eden çift merdivenli belediye binası yol ortasında kalıyor diye, Büyük Camii etrafındaki tarihi evler,  meydan düzenlemesi denilerek yıkılmış. Tarihi çeşmeler taşınmış, evler istimlak edilmiş, evlerinin yıkıldığını gören yaşlılar yıkımları gözyaşları içinde izlemişler. Bütün bu hadiselere şahit olan yazarımız, o zamanlar yol açmak için eski eserleri yıkılması yönündeki hakim inanca sonuna kadar bağlı kalmış. Bu yıkımlar esnasında eski eserlerin yok edilmesine seyirci kalan Anıtlar Kurulu nasıl olmuşsa, Tabaklar hamamını tarihi eser saymış, hamamın yol ortasında kalan ahşap kısmının yıkılmasına izin vermemiş. Bu duruma çok kızan yazarımız, “Alay edilen şehir adıyla” bir yazı yazarak buranın yıkılması istemiş. İş büyümüş, hadise İstanbul basınına kadar,   Reşat Ekrem Koçu’nun hamamın yıkılmaması için Hareket gazetesinde Başvekile açık bir dilekçe yazmasına kadar uzamış.  Yazarımız bu konuda Reşat Ekrem Koçu gibi tarihçi yazar ile bile atışmaya girmekten çekinmemiş. 
         Sonuç,  tabii ki bahse konu olan eser yıkılmış, bu gün cadde nasıl dümdüz oldu sanıyorsunuz. !  
            
         (*)    Neler Yazmadık şu Bolu İçin, Vahap Tunçer,Tunçer Matbaası 1963 
YORUM EKLE

banner133