banner133

banner128

banner120
21 Temmuz 2018 Cumartesi

NEREYE SÜRÜKLENİYORUZ!?

16 Mart 2018, 10:31
Bu makale 2742 kez okundu
NEREYE SÜRÜKLENİYORUZ!?
Nihal Eker

 

Hayvanlar bile dost olabilirken ve insancıl duygularla yaşamayı başarabilirken; biz insanlarda ki  bu hırs neden? Ve niçin kirlendi bu kadar dünya?

Güzel olan duygularımızı bir bir kaybediyor muyuz neyiz. Ne dostluklar dostluk, ne ilişkiler çıkarsız.  Vahşi hayvanlar bile bizim yaşayamadığımız olması gereken  insanca yaşamı yaşarken  bizde ki bu yabanileşme, saldırganlık, acımasızlık hep BEN bilinci neden?

Nereye doğru sürükleniyoruz? Doğayı katlediyoruz. Çocuklara  hatta bebeklere tecavüz ediyoruz. Kadınları dövüyoruz yada öldürüyoruz. Hatta kendi canımızdan kanımızdan olan çocuğumuzu bile öldürebiliyoruz. Hayvanları katrana batırıyoruz. Yada ateşin üzerinde tutarak canlı canlı yanışını ve çığlıklarını zevk alarak izliyoruz. Üstüne sanki çok güzel bişey yapmış gibi kamera kaydı yaparak sosyal medyada paylaşabiliyoruz. Manasız  bir hırs, öfke ve  sapıklaşma süreci  yaşıyoruz.

İnsanlar sokağa çıkarken başlarına ne gelebileceğini kestiremez hale geldi. Çocuklarımızı sokağa yalnız bırakamıyoruz. Evin içinde dört duvar arasında ve bilgisayar başında sürekli öldür komutu alan bir nesil yetiştiriyoruz. Sosyal ağlarda popüler fakat iki kelimeyi bir araya getirip cümle kuramayan reel hayatta iletişimsiz bir nesil geliyor.

Artık akraba ilişkileri diye bir şey de kalmadı. Gelip gitmeler kurulan gönlü geniş sofralar yapılan hazırlıklar yok artık. Bayram kutlamaları, kandil mesajları tek bir tuşa sığdı.  Taziyeler bile canım babacığım canım anneciğim ruhun şad olsun paylaşımının altına iliştirildi.

Aileler 3 günlük, ilişkiler günlük oldu.  Kimse kimseyle  bir çıkarı yoksa  konuşmuyor. Her ilişki sonsuz menfaat kokuyor.  İnsanlar birbirlerinin cebine ve hayatına gözlerini dikmiş. Kim kimden ne kopartırım derdine düşmüş. Ne ara bu kadar kötü olduk.  İçimizdeki sevgi fidanlarını kim kırdı. Bazen sanki bir kabus görüyor ve uyanmak istiyorum.  Artık haber izlerken kanım donuyor.  Güzel olan her şeyi çok çabuk tüketiyoruz. Her şeyden çok çabuk sıkılan ve sürekli psikolojik  buhrana giren insanlar sarmış etrafımızı. Pozitif insanların sayısı  her geçen gün azalıyor. Tüketiyoruz ve tüketirken de tükeniyoruz.

Sürekli etrafımızda çok katlı binalar yükseliyor. O binalar yükseldikçe ağaçlar kesiliyor doğa ölüyor. Hayvanların yaşam alanları bir bir ellerinden alınıyor. Çocukların sevgi çığlıları apartman duvarları arasına sıkıştırılıyor. Sözde yapılan topraksız parklar daha çok elektirik yüklüyor. Elektriğini atamamış çocuklar sürekli gergin ve mutsuz oluyorlar.

Bir elma şekerine sığdırılan mutluluk ve şekerli leblebi tozu yeme lüksü. Çok mu uzakta kaldı. Tek mağazamız olan ve senede bir kez kurulan panayırlardaki coşkumuz yok artık. Şimdilerde bir çocuğa yeni bir şeyler  alırken yaşadığı mutsuzluğun ve hoşnutsuzluğun bi tarifini bulamıyorum.  Bu örneklerin ardı arkası kesilmiyor. Nereye doğru gidiyoruz bilmiyorum ama iyiye gitmediğimiz kesin. İlk defa yazabileceğim bütün örnekler olumsuz ve elle tutulur bir şey yok.  Umarım daha kurtarılabilirken fark ederiz hatalarımızı ve bir nebze telafi yoluna gideriz.  Değişim kendimizden başlar diyerek bir adım atalım ne dersiniz. Esen kalın.

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • S.GENCER 4 ay önce yorumlandı

      başarilar.

    YAZARLAR Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129

    banner124