banner133

banner101

17 Ekim 2017 Salı

Oğlum Nerede?

09 Ekim 2017, 11:31
Bu makale 357 kez okundu
Oğlum Nerede?
Oral Yılmaz
Aradan geçen 8 yıldan sonra sizlere bu köşeden tekrar seslenmek, hepinize “merhaba” demek çok güzel bir duygu.
Bu süre zarfında çok sessiz, sakin bir ortamda, sırtımı ormana dayayarak, bakışlarımı Karadeniz’e çevirip, Bartın’da huzurlu bir emeklilik dönemi geçirdim ve geçirmeye de devam ediyorum.
Ayrıca  anıları ile birlikte yaşadığım yarım asırlık bir olayı da gün yüzüne çıkarmak için kolları sıvadım. Sonunda anı roman halinde piyasaya çıkan kitabımın ilk nüshalarını iki gün önce alabildim. 
Şimdi sizlere bu kitabın konusu olan yarım asırlık bir hikayenin özetini sunacağım.
Bir çoğunuz 60’lı yıllarda binlerce Türk işçisinin çalışmak amacıyla kafileler halinde Avrupa’ya, özellikle Almanya’ya gittiklerini bilirsiniz. Kimilerinin “Alamancı”, kimilerinin ise “Gurbetçi” diyerek tanımladığı bu insanların haricinde 14-16 yaşlarındaki Türk çocuklarınında ailelerinden alınarak Alman ailelerine verildiklerinden veya muhtelif kentlerde yurtlara yerleştirildiklerinden haberiniz var mı?
Sayıları 2.200 civarında olan, öncelikli olarak Zonguldak ve çevresinden toplanan, 14-16 yaşlarındaki bu çocukların, sadece sağlıklı ve ortaokul mezunu olma koşuluyla tren vagonlarına doldurulduklarını, mühendis olma hayaliyle Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya bölgesindeki maden ocaklarında çalıştırıldıklarını hiç duydunuz mu?
Bu çocukları kim niçin istedi? Türk hükümeti hangi şartlarla bu çocukları Almanlara teslim etti? Bu çocuklar gerçekten mühendis olup memleketlerine döndüler mi? Onları Almanya’ya gönderenler akıbetleri hakkında ne tür faaliyetlerde bulundular?
1963 yılında Zonguldak’tan ilk 20 kişilik kafile uçakla yola çıkmış, Dinslaken’de Alman ailelere dağıtılmış, reklam filmleri çekilmiş ve onları takip edecek gruplar için tanıtım kampanyası hazırlanmıştı. 
Ben o dönemde Çaycuma’da yaşayan, kasabada lise olmadığı için her gün trenle Zonguldak Mehmet Çelikel Lisesi’ne gidip gelen, yaz kış demeden günlük 9 km yol yürüyen, babam henüz 10 yaşımda akciğer kanserinden vefat ettiği için, üniversiteye gidememe korkusu yaşayan, okumak içinin çırpınan bir çocuktum.
Liseyi bitirmem halinde bile devam edebileceğimi düşünemiyordum. Annemin maaşıyla bir üniversiteye gitmem imkansızdı. Zonguldak’tan başka bir şehire gitmişliğim yoktu. Eş, dost ve akraba katkısı söz konusu bile değildi.
Tüm bu olumsuz şartlarla boğuşurken bir akşam okul dönüşü trende bir kaç maden işçisinin sohbetine tesadüfen kulak misafiri oldum ve Almanların sadece işçi değil, ortaokul talebesi de aldıklarını duydum.
İşte sıradan bir sohbette sarfedilen tesadüfi bir kaç kelime benim beynimde bir ışık yakmış, hem çalışıp hem de okuyarak kendi kaderimi kendim belirleyebileceğim bir serüvene atılmayı hemencecik göze almıştım.
14 yaşında bir çocuk olmama rağmen annemi ikna etmiş, pasaport çıkarttırmış ve 10. Ocak 1964 tarihinde bilinmeyen bir geleceğe yol almak üzere Sirkeci’den trene binmiştim.
Nereye gittiğimi bile tam olarak bilmiyor, nerede ve nasıl çalışacağımı hayal bile edemiyordum. Annemin eline bir adres bile tutuşturamadan yola çıkmıştım. Ona sadece merak etmemesini söyleyebilmiş, kendisine “mühendis”olarak dönme sözü vermiştim. Artık cebimde son kalan 12,5 TL değerindeki metal 5 Mark ile bir bilinmeze büyük bir umutla yol alıyordum.
Çaresizdim. Bu topraklarda beni okutacak bir babam yoktu. Maddi imkanlarımız böyle bir eğitim için yetersizdi ve ben var gücümle isyan ediyor, okumak için her türlü zorluğu yeneceğimden emin, her türlü koşulu peşinen kabul ediyordum.
Hangi işi gösterirlerse yapmaya, hangi yemeği verirlerse yemeye, hangi süre orada tutarlarsa özlemimi bastırmaya hazırdım.
Beynimi kemiren o fakirlik zincirini kıracak, benim yaşadığım bu imkansızlıkları benden sonrakilere yaşatmayacaktım. 
Yıllarca süren bu macera, çekilen onca acı ve tüm bunların sonuçlarını içeren kitabı yazarak herkesin bu gerçekleri öğrenmesini istedim.
Aradan geçen 54 yıldan sonra bu uğurda ölenlerin, Almanya’da kök salıp memleketine dönemeyenlerin, yarı yolda pes edenlerin ve de kesin dönüş yapanların anısına hürmeten görevimi yerine getirdim.
Bolu’da İpek Kırtasiye’de alabileceğiniz bu kitap ile ilgili size sadece bir tek soru soruyorum;
“Siz bu şartlarda çocuğunuzu trene bindirip Almanya’ya gönderir miydiniz? 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    GAZETE MANŞETLERİ
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    ARŞİV
    banner82

    banner129